turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


CİN, HORTLAK VE SOFTA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

14 OCAK 2018

“Cin görirem, hortlak görirem korkmirem
Nerede bir softa görirem korkirem balam korkirem”

Bu bir Azeri türküsü. İnsan dinlerken hoşuna gidiyor da şöyle sakin bir kafayla oturup düşününce hiç de hoş bir türkü olmadığını anlıyor. Niye derseniz; bu türkünün eleştirel bir yanı olmakla birlikte eylemsel sonucu olarak insanları korkuya düşüren sonuçta da insanların korkusunun tutsağı olmasını sağlayan bir etkisi var.

Hem softa dediğiniz kişi okumamış insanlardan çıkacak diye bir şey yok. Okumuşların içinden hatta doçent, profesör olanlardan da o kadar çok softa çıkıyor ki, sürüsüne bereket bunları saya saya bitiremezsin.

Bakın, TRT’de Pelin Çift’in sunduğu ‘Öteki Gündem’ programında Nuh Tufanı konuşulmuş ve bu programa katılan Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Örnek ne iddialarda bulunmuş:

Örnek, Hz. Nuh’un kendisine inanmayarak gemiye binmeyen oğlunu ikna etmek için cep telefonu ile görüştüğünü söylemekle kalmadı, iddialarının hep bilimsel kanıtlara dayandığını belirten Örnek, Nuh tufanı sonrasında da gemiden güvercin yollanmadığını, uçan bir insansız hava aracı İHA gönderildiğini ileri sürdü.

İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri Fakültesinden Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Örnek, programdan sonra gelen tepkiler üzerine üniversitesinin kendisinin arkasında durmamasını ise şaşkınlıkla karşıladı.

Bu örnek iktidara yakın duran kesimler tarafından değil eleştirilmek, diyebiliriz ki görülmedik bir destek de gördü. Çünkü Örnek gibi kimseleri yetiştiren anlayış AKP ve saray iktidarının anlayışı olup 16 yıl içinde eğitimimizi ne hale getirdiklerinin de açıkça resmidir diyebiliriz. AKP iktidarı ile birlikte safsata toplum yaşamının adeta olmazsa olmazı haline geldi. Dinci, gerici kesimler eğitim alanına öyle kitaplar sürdüler ki hemen hepsi dudakları uçuklatacak cinsten kitaplar. Tarikat ve cemaatler toplum yaşamının içine öyle bir daldılar ki neredeyse kirletmedikleri bir şey kalmadı. Her türlü ahlaksızlığın, yolsuzluğun ve hilebazlığın cirit attığı bu çevreler yarattıkları karanlık ortam yetmiyormuş gibi cumhuriyetin okullarına da el atarak kara karanlıklarını oraya da taşımak için her yola başvurdular ve iktidarın da desteği ile amaçlarına büyük ölçüde de ulaştılar.

Zaten öğretmenlik gibi çok büyük özellikler isteyen bir mesleğin içine öğretmen yetiştiren okullardan gelmeyen ama iktidarların istismarı sonucu hiç de öğretmen özelliği olmayan kimseler bilerek, istenerek dolduruldu. Bu yüzden de bu softa ve karanlık kafaların son zamanlarda okullarımızda yarattıkları kötülüklere baktığımız zaman işin nerelere kadar getirildiğini görüyor ve giderek artan bir tepki ile patlama noktasına geliyoruz.

Sonra bir Diyanet İşleri Başkanlığı var. Bu kurum ne işe yarar, ülkeye ne faydası olmaktadır hemen herkes biliyor ama bu kurum dinin arkasına saklandığı için de toplumun tepkisi bu kuruma karşı ne kadar artsa bile yeterince dışa vurulamıyor. Malum bu çevreler hem yalancı, hem iftiracı hem de kolaylıkla mağduru oynamayı bildikleri için işin içinden “dine karşı mısın” diyerek sıyrılabilir, çevirdikleri olmadık şeytanlıklarının üstünü de kolaylıkla örtebilirler.

Toplumun yaşam şekli bu kurumun üstüne vazifeymiş gibi müftülüklere birer yazı göndermişler, ev ev gezip yurttaşlara din ve ahlak konusunda vaazlar vereceklermiş. Öyle ya durmadan kadrolarına eleman alarak kurumu boş gezenlerin boş kalfaları ile dolduran Diyanet, Türkiye’nin pek çok bakanlığından daha çok personel sayısına sahiptir. Üstelik bu kurumdan kolaylıkla da yatay geçişle bakanlıklara personel aktarılmaktadır. Sizin anlayacağınız hülle de bunların işidir yalan da.

Uzatmayalım; dinciler Suudi Arabistan’da, Ürdün’de, Mısır’da, Libya’da, Sudan da ya da diğer pek çok ülkede neyseler bizim ülkemizde de aynı özelliklere sahiptirler. Bunlar prof. olsalar da, milletvekili, bakan, başbakan ne olurlarsa olsunlar özellikleri değişmez. Ne hukuka ne insan haklarına ne özgürlüğe en küçük saygı beslemezler. Bunları anayasa falan da çok ilgilendirmez. İşte bu yüzden Bekir Bozdağ’dan, Binali Yıldırım’a kadar softaların cümlesi ağız birliği etmişler hukuk tanımazlıklarını milletin yüzüne haykırıyorlar. Hangi mahkeme ne görevi yaparmış ya da yapmazmış ahkam kesip duruyorlar.

Dün, partisinin İstanbul İl Kongresi’nde konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu söyleyeceğini söyledi. Bu softa takımı çağdaş yönetici değil, yargıya doldurdukları kimseler de yargıç değil. Hepsi birer faşizmin kılıcına dönüşmüş durmadan insan doğruyorlar ki yerleri de bu yüzden adliye olmayıp külliye demek daha doğru olur. O zaman alsınlar emirlerini külliyeden versinler kararlarını bizler de kimin kim olduğunu bilelim değil mi?

Bitirirken sözümüzü noktalayalım.

Bizler ne cine inanırız ne hortlağa. Softa takımından ise hiç mi hiç korkumuz yoktur.

Niye derseniz bu sözü edilen şeyler çağdaş insana yakışmaz da onun için.

Bu yüzden de bizler aslolan yürekliliktir der çıkarız ortaya o kadar…