turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SAVAŞ NARALARI VE BİZ BURAYA NASIL GELDİK?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

16 OCAK 2018

Türkiye sanki dünü hiç yaşamamış gibi. AKP iktidarı ile ABD elele verip BOP peşinde kuzey Afrika’dan Çin Seddi’ne kadar olan coğrafyada devletler kurmaya soyunurken her ne hikmetse işin bu noktalara gelip dayanacağı hiç mi hiç düşünülmemişti? O dönemde araları Ahmet Davutoğlu ile iyi olan Recep Tayyip Erdoğan, Davutoğlu’nun ‘Stratejik Derinlik’ kitabından da esinlenerek ne güzel Osmanlıcıkık oynuyorlardı ki demeyin gitsin.

ABD, Bütün dünyanın gözlerinin içine baka baka İslami ne kadar grup ya da kuruluş varsa her birinin eline birer sormuk şekeri vermiş, arkasından da silahlandırarak piyasaya sürüp Libya’dan Afganistan’a kadar geniş bir alanda eylemlere başlamalarını sağlamıştı.

Libya bu operasyonun sonucu darmadağın edildi Kaddafi ise linç edilerek öldürüldü. Fransa ve İtalya’nın hava saldırısı ile başlayan Libya işgali işin içine NATO’nun da girmesiyle birlikte “NATO’nun orada işi ne” diyenler işgale bizzat katıldılar ve Libya’nın bugünkü hale gelmesinde rol oynadılar.

Başka yerlerde oynanan oyunları geçiyoruz. ABD ve İsrail bölge bu kadar karışmışken ortak heveslerinin peşine düştüler ve Suriye’ye yönelik çok büyük bir kumpasın içine girdiler. Bu kumpasta AKP iktidarının ve Recep Tayyip erdoğan’ın rolünü dünya yıkılsa kimse ama kimse unutamaz. Suriye’deki dinci kesimlerin kimin tarafından organize edildiğine gelince AKP ve saray iktidarının bu gerçeği görmemesi için ya kör olması ya da bir ihanete açıktan destek vermiş olması gerekir.

Dinci, gerici İslami terör örgütlerince Suriye’de işlenen akıl almaz cinayetlerin hepimiz tanığıyız. İşin içine İran ve Rusya’nın da girmesi, onca saldırıya karşı havlu atmayıp sonuna kadar ülkesi için direnen Suriye yurtsever güçleri emperyalist dünyanın oyununu bozdular. Bu bölgede dünyaya IŞİD’a karşı mücadele ediyorum görüntüsü veren ABD’nin hiç de böyle bir şey yapmadığı aksine IŞİD’ın arkasında durduğu Rakka’da yaşananlar sonrasında su yüzüne çıktı. Bu kez bölgede varlığını sürdürmek ve amacına ulaşabilmek içini ABD; PYD ve YPG’yi silahlandırıp bugün 30 – 40 kişilik ordudan söz etmeye başladı. İşin daha da tuhaf yanı PYD ve YPG neredeyse Suriye’nin yarısını kontrol eder hale geldi.

Eğer şu an partisinin kongrelerinde yüksek perdeden Recep Tayyip Erdoğan konuşuyor ve atıp tutuyorsa işin bu noktaya geleceğini düşünmemesi demek bulunduğu mevkinin ne anlama geldiğini de bilmemesi demekti.

Suriye toprakları içine operasyon yapan TSK, El Bab’ta çakıldı kaldıysa bir şey elde edemeden bunca ülke evladının bu hareket canına mal olduysa bunun da bir hesabı olmalı değil mi? Suriye, İran ve Rusya bağlaşıklığı içinde yer alan ve İdlib’de kendisine verilen görevleri burada bulunan terör artığı örgütlerden toplanan kimseler için ılımlı insanlar diyerek Suriye’nin operasyonuna karşı çıkan AKP ve saray iktidarı bir süredir operasyon yapmak için yığınak yaptığı Afrin’e girileceği yolunda yüksek perdeden konuşup durmaktadır.

Bunca yüksek perdeden yapılan konuşmalardan sonra eğer hiçbir şey yapılmayacaksa artık bilinmelidir ki karşımızda bütün inandırıcılığını yitirmiş bir iktidar var demektir. Ve zaten 2019 yılında yapılması düşünülen seçimleri kazanmak için Recep Tayyip Erdoğan’ın ve partisi AKP’nin can simidi yerine geçecek bir başarıya gereksinimi vardır. Bu yüzden de Türkiye’nin bekası da ileri sürülerek savaşa kamuoyu bir ölçüde de olsa hazırlanmış durumdadır.

Şimdi ne olacak, yarın savaş çıkar mı çıkmaz mı konularında havuz medyasında, TRT’de ve uysallaştırılmış merkez medya denilen yerlerde bir sürü ahkam kesenler var. Onların düştüğü acıklı duruma düşmek istemem. Yalnız şu soruyu da sormadan geçemem.

İşler bu noktaya gelinceye kadar her türlü politika bilerek niye yapılmıştır? Yapılmaya niye devam edilmektedir? Yoksa bu ülkenin evlatlarının kanı bu kadar ucuz mudur? Türkiye eğer beka sorunu yaşıyorsa bu ülkeyi bu noktaya kim ya da kimler getirmiştir çıkın söyleyin. Dün gece Burhan Kuzu gibilerin CNN’de; “gireriz, yıkarız, yaparız” laf salatalarından gına geldi. Kimse bu kadar önemli bir olay üzerinden kahramanlık taslayamaz, çıkar elde etmeyi düşünemez. Çünkü çok tehlikeli bir virajdayız çok.