turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


FAŞİST ÖĞRETİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

18 OCAK 2018

Faşist öğreti, hepimizin bildiği gibi kapitalist sistemin bunalımı ile birlikte, kapitalizm adına siyaseten ülkeyi yönetenlerin hiçbir soruna çözüm bulamaz hale geldikleri ve yönetemez duruma düştükleri zaman başvurdukları baskının, zulmün ayyuka çıktığı, sömürünün en yüksek derecede uygulandığı, demokratik hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırıldığı, hukukun üstünlüğünün işlersiz hale geldiği bir yönetim biçimidir.

İyi de bir avuç insanın egemenliğine işaret eden ve neredeyse halkın tamamına yakınının tepesinde Demoklesin kılıcı gibi sallanan bu rejim nasıl olur da yığınlara baş eğdirilerek Kabul ettirilir?

Bu sorunun yanıtı zor değildir. Kapitalizm adına yönetenler yönetemez konuma geldiklerinde öyle bir milliyetçilik tuttururlar ki bu yolla yığınların gözüne kül üfürülür. Yine halkın yumuşak karnı olan din yüksek düzeyde dile getirilir ve toplumun her anlamda yaşamına sokulmak istenir. Faşist yöneticilerde zerre kadar yurtseverlik yoktur ama öyle bir vatan, millet teranesi tuttururlar ki sanırsınız bunlar; ülkenin taşı, toprağı, suyu, ırmağı, denizi, kuşu, dağı, ormanı ve de insanı için ölüp bayılırlar. Ve de halkı başka bir şey düşünemez hale getirmek için bunlar; sürekli olarak düşman hedefler gösterir, savaş çığlıkları atarlar. Yalan bunların her saniye başvurdukları bir silahtır ellerinde. Söyleye söyleye yalanı yığınların nezdinde gerçeğe çevirirler. Hiçbir insani ölçüleri yoktur. Sürekli olarak birilerine iftira atıp kendileri zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkmaya çalışırlar. Toplumu militarize etmek için her yola başvururlar.

Uzatmayalım; bu söylediklerimi AKP ve saray iktidarı üzerinde sınadığınızda tıpatıp karşınızda faşizmi görürsünüz

Biraz açalım; AKP ve saray iktidarı bugün din savunuculuğunu ayyuka çıkarmamış mıdır? Çıkarmıştır. Sürekli olarak milli duygulardan söz edip şovenizmi en yüksek perdeden dile getirip MHP ile birlikte kendilerini yerli ve milli ilan etmemişler midir? Etmişlerdir.

Bunların; 16 yıllık iktidarları döneminde sömürü ile milyonların kanı emilmiyor mu? Emiliyor.

AKP, MHP bir de Vatan Partisi sürekli olarak düşman hedefler gösterip yığınları koşullandırarak savaş çığırtkanlığı yapmıyorlar mı? Yapıyorlar. Bugün parlamento devreden çıkarılıp bir ülke bir kişinin iradesiyle yönetilmiyor mu? Yönetiliyor. Yurttaşların ülke içinde haklarını yargı önünde arama şansı var mı? Yok. Ülke hukuk devleti olmaktan çıkarıldı mı? Çıkarıldı. Ülke OHAL’le yönetilmiyor mu? Yönetiliyor? Demokrasinin kırıntılarından söz etmek olası mı? Değil. Hak ve özgürlüklerini yurttaşlar kullanabiliyorlar mı? Kullanamıyorlar. Umarsızlık içine düşen yurttaşların kimisi kendini yakmıyor mu? Yakıyor. Kimisi canına tak ettiği için İş ve İşçi Bulma Kurumu’nun önünde soyunmuyor mu? Soyunuyor. İşçiler; salt sendika üyesi oldukları için kapının önüne konmuyorlar mı? Konuyorlar? Peki, işçilerin haklarını aramak için başvuracakları bir merci var mı? Yok.

Uzatmayalım; işte böyle bir rejimin adı faşizmdir.

Yalnız böyle zamanlarda Küçük burjuva unsurlarda da öyle bir milliyetçilik damarı kabarır ki sormayın gitsin. Bu kesimlerin sesi orada, burada, gazete köşelerinde çıkar olur. Estikleri, savurdukları da milliyetçilikten başka bir şey değildir.

Korkularından iktidara diyecek bir şeyleri yoktur ama ilerici, demokrat, devrimci ve sosyalistlere çevirirler mızrağın sivri ucunu sonra da verip veriştirerek nasıl ülke sever olduklarını kanıtlamaya uğraşırlar. Jurnalcidirler, iktidara yaranmak için bak bu bir zamanlar Gezi gösterilerine katıldıydı, attıkları twitler de şunlar şunlar demeye kalkarlar ve bunları yaparken de Atatürkçülük giysisi giymeyi hiç unutmazlar.

Ancak bunlarını; özde Mustafa Kemal Atatürk’le yakından uzaktan ne bir ilişkileri vardır ne de işin özünü kavramış kimselerdir. Halkımız böylelerine yıllardır Gardırop Atatürkçüsü der durur. Canan Kaftancıoğlu’nun CHP İstanbul İl Başkanı olması sözünü ettiğimiz kesimlerin boyasının bir kez daha dökülmesine neden olmuş, dökülen boyaların altından gerçek kimlikleri bir anda su yüzüne çıkıvermiştir. Utanmadan, sıkılmadan Hitlerin SS’leri ve SA’ları gibi sırıtır dururlar.

Bazıları için faşist ideolojiye karşı ideolojik ve eylemli mücadele vermek işlerine gelmediği gibi bunu yapacak yürekleri de yoktur. Bu yüzden de faşistlerin kervanına katılmaktan ne arlanırlar ne de utanırlar.

Ama biz söyleyelim. Biz hem faşizme karşı eylemli mücadeleden hem de öğretisel mücadeleden asla milim bile ödün vermeyiz.

Faşizme karşı mücadele ödün verilerek ya da beyaz bayrak çekip teslim olarak değil.

Mücadele edilerek kazanılır çünkü…