turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AKP SORUNLU İKTİDAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

21 OCAK 2018

16 yıllık AKP iktidarı ülkemizi içerde ve dışarda sorunlu bir hale getirmiştir.

İçeride yaşanan sorunlar; gerçeğine bakarsanız o kadar ağır ki bu sorunların konuşulmaması hatta konuşulamaması için bir de bu sorunların üstüne savaş eklenmiş bulunmaktadır. Bir ülkenin halkının zorunlu kalınmadıkça savaşı intihar olarak belleğine kazıması gerekirken hiç de öyle olmamakta adeta savaş çığırtkanlığı yapılmaktadır. AKP ve AKP zihniyetinin övünebileceği bir tek öyküsü yoktur. Bu yüzden 15 Temmuz Fethullahçı darbe girişimini allamış pullamış sanki bu darbede hiç mi hiç günahı yokmuş gibi kendisine sözde bir demokrasi şampiyonu öyküsü uydurmaya kalkmasına karşın, bu öykü bir türlü yığınlar nezdinde tutmamıştır. Tutmamıştır çünkü darbenin hemen sonrasında darbeyi “Allahı’ın bir lütfü” gibi gören ve OHAL ilan eden iktidar ortada demokrasinin kırıntısını bile bırakmış değildir. Ortada ne hukuk bırakılmıştır ne de var olan yasalara bile uyma zorunluluğu. Savcılar, yargıçlar tam anlamıyla keyfi bir tutum içinde olup iktidarın isteğine göre kafalarından karar uydurur hale gelmişlerdir. İşte bu nedenle, AKP’nin övüneceği bir öykü yerine geçmemiştir 15 Temmuz darbe kalkışması.

Bu yüzden de AKP’ye daha göz boyayıcı ve şaşalı bir öykü gerektiği için Türkiye hızla savaşın içine sürüklenmiştir. Yalnız konuyu anlatmaya geçmeden önce bu noktaya getirilmemizin kahramanları kimlerdir bir bakalım isterseniz. Kuzey Afrika’dan Çin Seddi’ne kadar geniş bir coğrafyada ABD’nin yeni başarılara ve yeni alanlara hükmetmeye gereksinimi vardır. Şöyle bir bakıldığında AKP iktidarı ta işin başında bu yana Amerika’nın yanında yer almış ve bölgede ne kadar işlenmiş insanlık suçu varsa hemen hepsinin bilinçli bir şekilde davranan ortağı olmuştur.

Bölgede Irak’ın işgal edilmesinden tutun da bugün Suriye’de yaşanan insanlık dramında AKP iktidarı eylemli olarak rol almıştır. Unutmayalım ki bölgede İslam adına ne kadar terörist yapı varsa hemen hepsinin de hem örgütleyicisi hem de o örgütleri başta silah olmak üzere donatıcısı ABD olmuştur. AKP iktidarı ise İslami görüşleri açısından bu terör yuvalarına yakın olduğundan bu örgütlere yardım etmekten bir an bile çekince duymamıştır. Dolayısı ile Suriye’nin başına örülen çorap böylece yaşama geçirilmiş, aynı şekilde bu terörist yapıların Türkiye’nin geleceğini tehlikeye sokması ve Türkiye’ye varlık/yokluk sorunu yaşatan bir noktaya gelmesinde AKP iktidarının izlediği Suriye politikası tartışmasız bir rol oynamıştır.

Geleceği bu kadar kötü okuyan bir iktidar izlediği politikaların hesabını vermesi gerekirken 7 Haziran seçimlerini yitirmesine karşın allem etmiş, gallem etmiş, devletin olanaklarını ve de görünen görünmeye hilelere de başvurarak hem yeniden iktidar olmuş hem de 16 Nisan Anayasa referandumunu kıl payı sözüm ona kazanarak iktidarda kalmayı bir şekilde başarmıştır. İşte Bütün bunlar yüzünden AKP ve saray iktidarı ciddi bir şekilde zora düştüğü için onu ayakta tutacak daha etkili bir öyküye gereksinim doğmuş, böylece de Türkiye kendisini savaşın içinde bulmuştur.

Arfrin’den sonra Membiç’i işaret eden Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleri gerçeklik taşısa da taşımasa da Türkiye’yi nelerin beklediği konusunda önemli belirsizlikler taşımaktadır. Bir kez ABD bu bölgede savaşın dışında kalarak Türkiye’nin buralara girmesine izin verme şansı olmayan konumdadır. Zaten ABD bölgede savaşı yitirmiş bir ülkedir. Eğer PYD/YPG=PKK’yı desteklemekten de vazgeçerse bu tutum ABD için çok büyük bir prestij yitimidir. ABD bunu göze alabilir mi diye soranlar varsa bence alamaz. Hem bir yandan savaş bir yandan da söz dalaşı sürerken Recep Tayyip Erdoğan; “ABD’nin ne dediği bizi ilgilendirmiyor” diyerek daha üst perden konuşarak bir adım daha atmış bulunmaktadır. Yalnız bu sözlerin pek de inandırıcı yanı yoktur. Eğer olsaydı bölgede bütün hava operasyonlarının yapıldığı İncirlik Üssü kapatılır, açık tutulmasına izin verilmezdi.

Hem savaş deyip kimse geçmemeli. Savaş; öyle meydanlarda “Allahü-ekber” çekmeye de benzemez.

Zaten ekonomik kriz içinde olan ülkemizin sırtına bir de savaş ekonomisi binerse neler yaşarız kestirmenin bile olanağı yoktur. Ayrıca demokrasinin kırıntılarının bile geçerli olmadığı ülkemizde savaş hali de uygulamaya konulursa demokratik hak ve özgürlükler konusunda iyice kuyunun dibini bulmamız olasıdır. Ve zaten AKP ve bu partiye ulanan MHP’nin ortaya koyacağı siyasetin içinde ne insan hakları söz konusudur ne de hak ve özgürlükler. Öyleyse savaş demenin ne olduğunu doğru anlamalı ve hem insan kaybı hem de ekonomik yıkımları dikkate alarak neler yaşayacağımızı da doğru kestirmeliyiz ki bunca yükün altından kalkabilelim. Ayrıca bu yükün altından AKP ve saray iktidarı ile de kalkılmasının olanağı neredeyse sıfırdır.

Son bir söz; Suriye ile Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde anlaşmalı ve yeniden sağlıklı bir ilişki kurmak için elimizden geleni yapmalıyız ki savaşla birlikte doğacak yeni yeni tehlikelerin yaratacağı tehlikeli basınçlardan da bir an önce kurtulabilelim.