turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DOST DÜŞMAN TANIMLAMASI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

26 OCAK 2018

Biz kendimizi bildik bileli Türkiye dost bildikleriyle sürekli problemli olmuştur. İkinci Paylaşım Savaşı sonrasında kartlar yeniden karılınca Türkiye’de seçimini Batı’dan yana yani emperyalizmden yana yapmıştır. Demokrasi anlayışından tutun da ekonomik kalkınmasına ve askeri örgütlenme ve organizasyonlarına kadar Batı ile öyle bir içli dışlı olunmuştur ki bu kadar duygusallık sonucu da diyebiliriz ki neredeyse Türkiye unutulmuş her şey ABD ve diğer Batı ülkelerinin gözüyle görülmeye başlanmıştır. Bu denli kapılarını sonuna kadar Batı’ya açan Türkiye ise Batı’nın elinde neredeyse ekonomik ve politik bağımsızlığını yitirme noktasına gelmiştir.

Ülkemizde Batı’nın düzeyinde hiçbir şekilde demokrasi uygulamamışız, geniş halk kitlelerine karşı baskı ve zulmü bütün yönleriyle görür ve yaşarken ülkemizde sola ve sosyalistlere karşı görülmemiş baskılar uygulanmaya başlamıştır. Ekonomik olarak dışa bağımlılık ve Türkiye’nin iliğine kadar sömürülmesi bile Türkiye’ye Batı’nın yaptığı yardım çerçevesinde görülmüş, kapsamlı bir kapitalizm propagandası ile gözler boyanarak Türkiye halkının gerçekleri görmesinin önüne kalın bir perde çekilmiştir. Biz artık sosyalizme ve Sovyetlere karşı mücadelede Batı’nın neredeyse ileri karakolu gibi görülmek istenirken ülke yöneticileri Batı’yı da geride bırakarak bu kölelik anlayışını neredeyse dillerinden düşürmez olmuşlardır. NATO’nun da içine girildikten sonra ordumuzda da tahribatlar birbirini izlemiş, neredeyse Kurtuluş Savaşı vermiş bir ordu görünümünden ordunun çıkarılması için her türlü politika uygulanır olmuştur.

Cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak yerli sanayi için hatırı sayılır adımlar atılmasına karşın, atılan adımlar yüzüstü bırakılarak iğneden ipliğe ne var ne yok yeniden dışalımını alır hale getirilmişiz.

İşte bu kafa yüzünden ne sanayimiz gelişmiş ne de kendi silahımızı kendimiz yapmışız. Ülkemiz için en yaşamsal stratejik özelliklere sahip ne var ne yoksa dışardan alır olmuşuz. Silahından, topuna, topundan füzesine, gemisinden uçağına, tankına kadar say say bitmeyecek her şey dışarıdan alınmaya başlanmış. Silah sanayi dışında diğer sanayi mallarında da durum aynıdır. Bugün bütün bunlara bir de ülkemizde tarımın yok edilmesi eklenmiş, her şeyi dışarıdan alır hale geldiğimiz gibi dışalımı yapılan tarım ürünlerini GDO’lu olarak halkımıza yedirmeye başlamışız.

Elbette ülkeler arasında ilişkiler sürekli olarak iyi gidecek değildir. Kötü gitmeye başladığı zamanlar olduğunda da hemen “vay” çekmeye başlamışız ve “tıpkı bugün olduğu gibi dostlarımız ve stratejik ortaklarımız dediğimiz ülkelerin bizi sırtımızdan vurduğunu söylemişiz.

Bugün orada, burada boy gösterip ahkam kesen sözüm ona ne kadar emperyalizm yanlısı kimseler varsa biz ABD ve Batı emperyalizmini eleştirirken onlar ağız dolusu ABD için stratejik ortağımız demeyi sürdürmüşler, bu tür yaklaşımlar ne zaman Recep Tayyip Erdoğan farklı konuşmaya başlamışsa önce yakınma biçiminde sonra düşmanlık dozu artan bir yaklaşımla şimdi de hepten terk edilerek “stratejik ortaklık” sözü kullanılmaz olmuştur. Oysa daha düne kadar televizyonlarda ve gazete köşelerinde “Amerika Stratejik ortağımız” diyerek yeri göğü inletenler bir anda “yerli ve milli” oluvermiş, bizleri ise yerli ve milli olmamakla suçlayarak akıllarınca halkın gözünden düşürme yoluna gitmişlerdir.

Tamam, geçmişte de bugün de ABD ile sürekli sorunlar yaşadık. Her ne hikmetse bu yaşadığımız sorunlardan ders çıkarıp ona göre davranacağımız yerde ABD ile her fırsatta yeniden yeniden yollarımız kesişti ve ABD’nin yanı başından bir türlü ayrılmayı ve dik durmayı göze alamadık. Recep Tayyip Erdoğan ve partisi AKP’nin uğradığı akibette fazlasıyla böyledir. ABD ile onca zamandır birlikte davranıp Ortadoğu ve dünya aleme nizam vermeye kalkan BOP Eşbaşkanı olmakla övünen Recep Tayyip Erdoğan’ın gerçek öyküsü bundan başka bir şey değildir. Bu yüzden de Recep Tayyip Erdoğan’ın Trump’la son konuşması tıpkı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi açıklanmalıdır ki ABD neymiş ne değilmiş, Recep Tayyip Erdoğan ne söylemiş cümle cihan öğrensin kötü mü olur?

Şimdi gelelim Almanya’nın bize sattığı Leopar tanklarının kullanımı ile ilgili sözlerine. Almanya bize parasıyla sattığı tankları kullanıp kullanmayacağımızı söyleyebiliyorsa, bu tankların modernizasyonu ile ilgili anlaşma çerçevesinde bizi tehdide kalkışıyorsa Almanya ile bu konuda nasıl bir anlaşma yapılmıştır, niye böyle bir anlaşmanın altına imza konmuştur, birileri bunun yanıtını vermeli elbette.

Neymiş efendim, Almanya bize tank satıyormuş, o tankları vuran füzeyi de bedava PYD, YPG=PKK’ya veriyormuş. Bunlar şimdi mi biliniyor? Ya da geriye dönelim yazalım; Ülkemize konuşlandırılmış Çekiç Gücü anımsadınız mı? Onun aracılığı ile kimlere yardım yapılıyordu? O dönemin ve daha sonra AKP yöneticilerinin bu gerçeği bilmediği düşünülebilir mi?

SÖZCÜ Gazetesi başlık atmış:

“Bir müttefikimiz daha bizi sırtımızdan vurdu İKİYÜZLÜ ALMANYA” diye.

Türkiye’nin egemen güçleri ve onlar adına iktidar edenler; dost düşman tanımını cebinize göre yapacağınıza ya, adam gibi yapsaydınız bugün bütün bunları yaşamaz, sızlanma yoluyla milliyetçilik üreten ikiyüzlülüğünüzün de bu ülke kurbanı olmazdı…