turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HUKUK VARSA SORUN YOK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

30 OCAK 2018

Hiç kimse ama hiç kimse sallama sözlerle köşeye kıstırılarak AKP ve MHP gibi düşünmek zorunda değildir.

Her yurttaş, ülke çıkarlarını tıpkı Recep Tayyip Erdoğan gibi düşünmek zorunda da değildir.

Öyle ki, AKP ve MHP ÖSO’yu farklı bir yere koyabildiği gibi bizler de ÖSO’nun gelmişini, geçmişini, bugünkü konumunu masaya yatırır nasıl bir yapı olduğunu da açıkça söyleriz. Burhan Kuzu gibilerinin ÖSO için “yerli ve milli” tanımı yapması da bizi hiç mi hiç ilgilendirmez. Bizler ülke çıkarlarının nerede olduğunu onların pusulasına bakarak tayin etmek zorunda değiliz. Ve hatta ülke çıkarlarını düşündüğümüz için ÖSO’nun ülkemize ve Suriye’ye zarar veren emperyal güçlerin harekete geçirdiği bir yapı olduğunu da açıkça söyleriz. Eğer bugün bu söylediklerimizi yarın iktidar da kabul eder daha önce pek çok konuda olduğu gibi yanıldık derlerse bunu da hiç mi hiç yerinde ve doğru bir savunma olarak görmeyiz. Çünkü iktidar ileriyi görerek Afrin operasyonuna TSK ile sanki bir ve aynıymış gibi ÖSO’yu savunur noktada davranırsa Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana olduğunu söylemesinin de ne bir anlamı kalır ne de bir inandırıcılığı.

Türkiye halkı bir süredir AKP ve MHP gibi düşünmeye zorlanmakta, sanki onların görüşleri Türkiye’nin çıkarıymış gibi düşünülsün istenmektedir. Düşünmeyenlere karşı da yine aynı çevrelerden ağır hakaret, iftira, sanki Türkiye karşıtlarıymış gibi bir söylem sürekli olarak devam ettirilmektedir. Kimi zaman bu anlayış çizmeyi öyle aşmaktadır ki, yargıya talimat anlamına gelen bir anlayışla davranılarak yargı harekete geçmeye zorlamaktalar.

Bu anlayış çok tehlikeli bir anlayıştır. Çünkü aynı anlayışı Almanya Hitler döneminde dibine kadar yaşamış ve bu davranışın bedelini ise Almanya ağır bir şekilde ödemek zorunda kalmıştır. Kaldı ki ayrıca suç işleyenlerin de olabileceğini düşünürsek; yargının bağımsız, evrensel hukuk kurallarının geçerli olduğu bir ülkede her şey hukuk kuralları içinde gerçekleşir ve de kimsenin fazladan söyleyeceği bir şey olmaz. Bu yüzdendir ki, tutuklama kimlere karşı yapılırsa yapılsın insanların aklına yargının işini yaptığı gelmemekte tam tersine siyasi iktidardan gelen talimatlar üzerine yargının böyle bir davranışa gittiği düşünülmektedir.

Yeri geldiği için söylüyoruz. CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında öğreniyoruz ki Recep Tayyip Erdoğan 700 bin liralık maddi manevi tazminat davası açmıştır. Rakamlara bakıldığında bile işin ta başında hukukun hiçe sayıldığı görülmektedir. Çünkü tazminat davaları hiçbir şekilde kişinin zengin edilmesi bağlamında bir kuralı değil, olması gereken rakamlarda olur. Hani bu durumda bile sonucu yargı tayin edecektir diye bir iç huzuru taşısak bile AKP ve saray iktidarı eliyle yargının ne hale getirildiğini düşündüğümüzde otomatikman düşünce akışımız değişmektedir.

Şimdi de TTB’nin açıklaması ile ülke sarsılmaktadır. Bazılarına göre yüzde yüz ülkenin aleyhine sonuçlanacak açıklamalar yapanlar sanki birer ülke sever olarak görülürken katılalım, katılmayalım; “Savaş bir halk sağlığıdır” diyen TTB yöneticilerine yönelik operasyon yapılmakta ve de tutuklanmaktadırlar. Hukuka inancın olduğu bir ülkede insanlar tutuklansalar bile çıkarlar kendilerini aslanlar gibi savunurlar, ortada suç varsa cezalarını çekerler yoksa o zaman da yargı adaletin gereğini yapar ve yurttaşların haksızlığa uğramasını ortadan kaldırır. TTB davasında sonucun böyle olmayacağını düşünmek bile insanın kanını dondurmaktadır.

Türkiye Sosyalist İşçi Partisi Genel Başkanı iken tutuklanıp ceza almamız; İnsan Hakları Derneği başta olmak üzere birçok sendika ve dernek tarafından gündem yapılmadığı gibi böyle bir şey var mı yok mu akıllarına bile gelmemiştir. Oysa aynı kuruluşlar başka konularda duyarlılıklarını öyle yüksek perdeden dile getirmişlerdir ki nedenini anlamakla birlikte o çevrelere karşı saldırgan bir tutum izlememiş, kendi düşüncelerimizi de kendi doğrularımızın ışığında dile getirmeyi sürdürmüşüz. Bazıları gibi bu ve benzeri tutuklamalar söz konusu olduğunda “oh oldu” demediğimiz gibi hukuk dışı uygulamalara da elbette karşıyız, karşı çıkarız.

Nitekim TSİP olarak ABD bayrağı altında Suriye’nin Kuzeyinde devlet oluşumunu kotarmaya kalkanlara karşı eleştirilerimizi bir an olsun bile aksatmadan dile getirdik. Hem, mevcut iktidar gibi ülkemiz topraklarından PKK’lıların bugünkü bulundukları yerlere taşınmasında da hiçbir rolümüz yoktur aksine iktidarı sapına kadar eleştirmişiz. O bölgede ABD ile kurulan ortaklığı neyin peşinde olurlarsa olsunlar eleştirmişiz. Şimdi AKP ve saray iktidarı bütün bu gerçekler ışığında vatan, millet, Sakarya propagandasına geri sarılacak, başkaları da suçlu olarak topluma lanse edilecek işte bunu kabul edemeyiz.

Sonuç olarak iktidarı ve muhalefeti ile herkes düşüncesini söyleyebilecek ki kimin doğru bir çizgi kimin yanlış bir çizgi üzerinde olduğu anlaşılabilsin, ülke halkı da bu ülkenin çıkarlarını en iyi savunabilecek bir siyasi partiyi iktidara taşıma şansı elde edebilsin.

Denilebilir ki, Türkiye tam da operasyondayken gelişigüzel konuşulmaz. Biz sosyalistler zaten gelişigüzel konuşmamaya özen gösteririz. Bu davranışı sergilerken de doğruları söylemekten asla çekinmeyiz. Afrin Operasyonu diyelim ki Türkiye için çok yaşamsaldır, işte o zaman iktidar da bu tespitin ruhuna uygun davranacak, kendilerinin dışında herkesin yurtseverliğini tartma hakkının kendi elinde olduğunu düşünmeyecektir. Daha da önemlisi bu hareket bile erken ya da 2019 yılında yapılacak seçimler için kullanılacaksa ki AKP ve MHP bu sevdanın içindedir. İşte o zaman kimse kusura bakmasın onların yurtseverliği ile bizim yurtseverliğimiz aynı terazide zaten tartılamazdı, şimdi ise hiç tartılamaz.

Son söz; evrensel hukuk kuralları işliyorsa, yargı iktidarın sultasında değil bağımsızsa bize göre sorun yoktur. Ancak AYM karar verdiğinde kararları tartışma konusu yapılır, uygulanma gereği bile duyulmazsa, duruma ve kişiye göre mahkemeler oluşturulmaya kalkışılırsa sorun çoktur hem de ülkeyi çökertecek kadar da ağırdır.