turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HUKUKSUZLUK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Diyelim ki bir ülkenin yurttaşısınız. Yurttaş olmanın size tanıdığı hak da vardır, yerine getirmek yükümlülüğünde olduğunuz görevler de. Eğer haklardan yoksun, salt yükümlülükleri yerine getirir bir konumdaysanız siz yurttaş yerine de konulmuyorsunuz demektir.

TTB bir bildiri yayınladı ve “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” dedi. Bunun üzerine iktidar çevreleri harekete geçti ve vay siz misiniz bunu diyen hesabından demediğini bıkamadığı gibi TTB yöneticilerinin sabahın erken saatinde kapılarının önüne polis göndererek operasyon yaptı ve TTB yöneticileri gözaltına alındı. Sizin anlayacağınız herhangi bir konuda Anayasal olarak düşüncelerini söyleme hakkı bulunan bu kişiler haklarını kullandıkları için demek siz savaşa karşısınız, terör öğütlerinden yanasınız denilerek özgürlüklerinden edildiler.

İş bununla da kalmadı. Bildiğiniz gibi İÜ İstanbul Tıp Fakültesi’nde görevli Profesör Dr. Naşit Tükel Recep Tayyip Erdoğan’ın atadığı Mahmut Ak’tan 298 oy daha fazla oy aldığı halde rektörlüğe atanmadı Mahmut Ak atandı.

TTB’nin bildirisi sonrasında Raşit Tükel ve Taner Gören gözaltına alınır alınmaz hiç zaman geçirmeksizin üç ay süreyle görevlerinden uzaklaştırılıverdiler. Haklarında verilmiş hüküm bile olmamasına karşın böylesine bir tasarrufa gidilmesinin hiçbir hukuki gerekçesi olmamasına karşın hukuk hiçe sayılarak fırsat bir fırsat denilerek yaptırımlar arka arkaya geldi ve adeta öç alınır gibi bir davranış sergilendi.

Geldiğimiz noktaya baktığımız zaman ülkenin ne hale getirildiğini tüm çıplaklığı ile görüyoruz. Eğer bir ülkede insanlar siyasi görüşlerinden ve inançlarından dolayı insanlara hukuk hiçe yayılarak yaptırıma gidilecekse ve de böyle durumlarda insanların haklarını arayacakları hiçbir merci yoksa ya da bu merciler iktidar tarafından yok edilmişse bilinmesi gerekir ki o ülkede artık demokrasi kuralları geçerli değildir. Aksine herkesin gözünün önünde uygulanan faşizm vardır ki o rejimde otomatikman meşruluğunu yitirmiştir.

Düşünün ki hukukun geçerli olduğu bir ülkede kimin görevi nerede olursa olsun tasarruflarını hukukun dışına çıkarak kullanamaz. Kullanırsa da bunun hukuki olarak bir karşılığı olacağını bildiği için böyle bir yaptırıma çok çok istese bile gidemez. Ancak böyle bir tasarrufun hiçbir yaptırımı olmadığını bilirse bir kişi gücünü hukuktan değil, siyasi otoriteden alacağını düşündüğü için istediği gibi uygulamalara girişebilir. TTB yöneticilerine karşı uygulanan gerçeğin altında apaçık hukuksuzluk söz konusudur. Daha da ileri giderek diyebiliriz ki hukuk insanı olarak bildiğimiz insanların da hukuk dışı uygulamaları uygulanır hale gelmiştir.

Bugün AKP ve saray iktidarının yurttaş denilince aklına her ne hikmetse sırtından para kazanılan köleler gelmektedir. Bu zihniyet öyle bir zihniyet haline gelmiştir ki tıpkı Deli Dumrul hesabı köprüden geçenden de geçmeyenden de para alır hele gelinmiştir. Avrasya Tüneli’ne zam yapılmış ve fiyatı 21 liraya çıkarılmış, çok tepki geldiği için bu kez 19,5 TL’ye indirilmiştir. Yani geçecek taşıt garantisi verilerek tünel yaptırıldığı için (bazı köprülerde de vaziyet aynıdır) hazine garantili ödeme kafası yüzünden hazine soyulmakta, hazine ile birlikte de yurttaşlardan bu para bir şekilde çıkarılmaya çalışılmaktadır.

Yazıyı uzatmayalım ülke yurttaşı olmak hesabı ile hiçbir hakkınızı kullanamıyor, kullanmaya kalktığınızda da kolaylıkla içeri atılabiliyorsunuz ama iş yüklenen ödevlerin yerine getirilmesine gelince elinde Deli Dumrul sopası birileri tıpkı eşkıya gibi önünüzü keserek sizi kolaylıkla soyup soğana çevirebiliyor.

Bütün bunlar da gösteriyor ki bugün iktidar eden zihniyet demokrasinin D’sine bile tahammül edemiyor ama sizin içtiğiniz sudan, kullandığınız yola, aldığınız ekmekten, çocuk mamasına kadar aklınıza ne geliyorsa sizi bir güzel yük katırı gibi kullanmayı kendinde hak görüyor.

İşte bu nedenle bu ülkenin insanları daha fazla halkı soyup soğana çeviren, özgürlüklerinden eden, zulüm üstüne zulüm uygulayan bu iktidardan ilk seçimde demokrasi güçlerinin birlikte davranarak bunları iktidardan indirerek kurtulmalı ve daha fazla bu iktidara kredi vermeyi terk ederek hukuksuz ve her keyfi davranıştan zarar görülmesinin de hesabını sormalıdır.