turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HAVANDA SU DÖVMEK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

 04 ŞUBAT 2018

AKP’nin Batman ve Bitlis kongresinden konuşan Recep Tayyip Erdoğan havanda su dövmeyi sistemli bir şekilde sürdürüyor. Kongreden seslenen Erdoğan kendisini dinleyenlere mehter coşkusu vermek için sesleniyor ve “PYD-YPG-PKK terör örgütü mü yiğitsen açıkla” diyor. Yanıtı; bırakalım Kılıçdaroğlu’nu hemen CHP’nin tüm ileri gelenleri nezdinde çok açık olan bu sorunun sorulması sizce ne anlam taşır acaba? Daha da önemlisi Afrin Harekatı başlamışken destek açıklaması yapan, konu ile ilgili her fırsatta köşeli bir duruşu olan CHP Genel Başkanı ve yöneticilerine sorulacak bir soru mudur acaba bu soru?

Dün, Recep Tayyip Erdoğan CHP’nin 36. Olağan Kurultayı’na laf yetiştirirken orada onca basın vardı. TSİP olarak bizler de CHP’nin kurultayına katılarak orada konuşulanları ve çevremizdeki partililerin tutum ve davranışlarını yakından izledik ve gördük ki, Erdoğan’ın bu sorusu belki de en son CHP’ye sorulabilir. Çünkü CHP sorulan soru ile ilgili olarak hiçbir zaman farklı düşünceler belirtmedi. CHP sadece ve sadece iş barışı bozacak şovenist politikaların işe yaramazlığı üzerinden görüşler belirtti. Oysa AKP iktidara geldiği günden bu yana sözü geçen PKK-PYD-YPG ile ilgili öyle politikalara imza attı ki bugün değerlendirdiği noktadan AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’ın politikalarına bakacak olursak bu soruyu tam da kendisine sorması gerektiğini görürüz. O ise tam anlamıyla bezirgan bir anlayışla köylü kurnazlığı yaparak ülkemiz halk yığınlarının olayları nesnel olarak değerlendirmemesi için algı operasyonuna girişiyor.

Bugün beka sorunundan söz eden AKP ve saray iktidarı; eğer böyle bir sorun yaşanıyorsa bilinmeli ki hemen bu gelişmenin bütün tuğlalarını kendisi koyduğu halde politikadaki yanlışlığının faturasını başkalarını kesme yavuz hırsız rolüne soyunarak bu yöndeki propagandasını hız kesmeden devam ettiriyor. Aynı çizgi üzerinden politika sürdüren sözüm ona bir parti de MHP. O MHP’nin konu ile ilgili söylediklerini bugün çıkarıp AKP ve Bahçeli’nin önüne koysanız görürsünüz ki bu sözleri söyleyen birisinin halleri sizin dudağınızı ısırtır, diğerinin ise nasıl derisinin kalınlaştığını görürsünüz.

AKP ve saray iktidarının attığı her adım yanlıştır, ilgililerin ağzından çıkan her söz Türkiye’nin geleceğine vurulan prangadır. Niye derseniz; iktidar Afrin operasyona karar veriyor ama bu operasyonla ilgili konuşanların sözleri operasyonu ve sonuçlarını bir anda yerle bir ediyor. Neymiş efendim bu bölgedeki topraklar teröristlerden temizlendikten sonra ÖSO’nun kontrolüne verilecekmiş. ÖSO kim peki? ÖSO tüm terör örgütlerinden devşirme kanlı bir terör örgütü. Kime karşı ve niçin savaşmış? Suriye rejimine karşı savaşmış, dini devlet anlayışı ile Suriye’ye yeniden bir şekil vermek isteyen emperyalistlerin oyuncağı olmaktan öte bir özelliği olmayan topluluk. Üstelik böyle bir topluluk her ne hikmetse Recep Tayyip Erdoğan tarafından Kuvayi Milliye ile aynı şey denilerek ülkemizin büyük çoğunluğunun içini sızlatacak bir tanım yapılıyor.

Gerek Recep Tayyip Erdoğan ve de gerekse Başbakanlık koltuğunda oturan Binali Yıldırım söyler misiniz “Ey Kemal! Ey Kılıçdaroğlu” demenin ötesinde ülke için dişe dokunur ne söylüyorlar. Haklarını yemeyelim bir de işi gücü bırakmışlar savaştan başka bir şey konuşamaz hale gelmişler. Suriye topraklarından gelecek olan terörist tehlikelerden söz ediyorlar, Suriye’nin toprak bütünlüğü ile de ilgili konuşuyorlar ama niyeyse konuyla ilgili Beşar Esad rejimi ile açık bir anlaşmaya asla yanaşmıyorlar. İşte tam da bu andan itibaren bunların Türkiye’nin sınır güvenliği ile değil de dini yakınlıkları hesabıyla terör örgütleriyle duygudaşlıkları öne çıkıyor. Bir başka deyişle hem geçmişteki Suriye politikalarının aynen benzerini uygulamak istiyorlar, koşullar yüzünden de ister istemez farklı şeyler söylemek zorunda kalıyorlar. Bunların bu ikircikli tutumu ise bölgede, kalıcı, sağlam ve sonuç alıcı bir adım atılmasını engelliyor.

İçerde koşullar giderek daha da ağırlaştığı gibi hemen her gün yeni bir temel gereksinime zam bindiriliyor. Olaylara bütün bu söylediklerimizin ışığında bakacak olursak; artık var olan sistemi aynen sürdürerek, yetmez daha da dinci, gerici ve faşist bir sistem haline getirerek Türkiye’nin hiçbir sorunu çözülemez.

Dahası bu havanda su dövme anlayışını yıllarca geniş halk yığınlarına dayatanların pilleri bitmiştir.

Bu yüzden de sürekli olarak pompaladıkları karanlıklarının perdesini bütün demokrasi güçleriyle ele ele vererek indirmeli bunlara harç bitti yapı paydos demenin zamanının geldiğini göstermeliyiz.