turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HAVAYA BAKIN

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

05 ŞUBAT 2018

Recep Tayyip Erdoğan partisinin Batman ve Bitlis kongresinde konuşuyor. Öyle bir havaya girmiş ki, bütün dağları kendisinin yarattığını düşünüyor olmalı. Dinleyiciler kendisine bağırıyormuş; “Bizi de Afrin’e götür” diye. Yanıtı hazır:

“Başkomutanınız olarak önce ben yürüyeceğim, siz de peşimden geleceksiniz.”

Bu sözler size ne kadar ilginç geliyor bilmiyorum ama doğrusu bana çok ama çok ilginç geliyor. Neden derseniz; Osmanlı İmparatorluğu’nu batıran padişah ve yöneticilerini anlatmama gerek yok. Onlar hep birlikte el ele verdiler ve Osmanlıyı beka sorunuyla karşı karşıya getirdiler. Emperyalist güçlerse ülkeyi dört bir yandan kuşatınca; padişah ve avaneleri emperyalist işgalcilere karşı savaşacaklarına onlarla Sevr’i imzalayıp ülkenin emperyalistlerce paylaşılmasına göz yumdular. Sonrasını biliyorsunuz. Daha ilk günden başlayarak Kurtuluş Savaşı’nı örgütleyen Mustafa Kemal olmuştur. Öncesini bırakıyorum, 19 Mayıs 1919’dan başlayarak Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında ve emperyalistlerin yenilgiye uğratılmasında emeği de ortada yapıp ettikleri de. Bu yüzden de Başkomutan’lık unvanını kazanması bileğinin hakkıyladır.

Gelelim, Recep Tayyip Erdoğan’ın başkomutanlığına; AKP’nin 16 yıllık iktidarı döneminde tıpkı Osmanlı padişahı ve avaneleri nasıl ülkeyi beka sorunu ile karşı karşıya getirmişlerse AKP iktidarı döneminde de Türkiye beka sorunu ile karşı karşıya kalmış, bugün iktidar ve başkaları da beka sorunundan söz eder olmuşlardır. Şimdi beka sorununa neden olanlar nasıl olur da kendilerini başkomutan mertebesinde görebilir? Ya da şöyle soralım Recep Tayyip Erdoğan’ın hangi başarısı vardır ki kendisine böyle bir unvanı kullanma hakkı versin. Yalakalık olsun diye meclise gazilik unvanı verilmesi teklifi getiren AKP milletvekilinin olaya bakışı, parmakların kalkıp sana gazi unvanı veriyoruz denmesi nasıl insanı gazi yapmazsa¸birileri istiyor diye de kimse ama kimse BAŞKOMUTAN falan olamaz. Mustafa Kemal Atatürk bu onurla onurlandırılmışsa nedenleri apaçık ortadadır.

Gelelim bir ikinci konuya.

Recep Tayyip Erdoğan bir yandan Afrin operasyonu için emir vermiş ve de diyor ki bu operasyonu biz Suriye’nin toprak bütünlüğü için yapıyoruz. İyi tamam da 3 Ocak Cumartesi günü partisinin 36. Kurultayı’nda konuşan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Suriye ile doğrudan ilişki kurun demesi neden Recep Tayyip Erdoğan’ı bu kadar germiştir dersiniz? AKP ve saray iktidarı bir yandan ABD’ye atıp tutarken bir yandan da ABD ile alttan alta görüşmeler yapıp sizin müttefikiniz biziz, siz niye bizi değil de PYD-YPG-PKK’yı tercih ediyorsunuz diye görüşmeler yürütmüyor mu? ABD her zaman olduğu gibi PYD-YPG-PKK’yı yarı yolda bıraksa bunlar kiminle yürürler dersiniz.

Bu sorunun yanıtı çok açık. Koşa koşa Amerikalıların yanına gitmekle kalmazlar işin daha da kötüsü Amerika’yı vazgeçilmez stratejik bir ortak olarak ilan bile derler. İşte durum bu merkezde olunca Recep Tayyip Erdoğan Vatikan gezisi öncesi Beşar Esad’ı kast ederek o bir teröristtir, bilmem şu kadar adamı katletmiştir onunla mı masaya oturacağız dediğinde niye şaşırıyoruz ki acaba?

Afrin operasyonu gerekliydi, şuydu, buydu tartışmasını bir kenara bırakalım, dünya kamuoyu katında bu yaklaşımdan daha tehlikeli ne olabilir? Türkiye’yi yalnızlaştıran ve sürekli olarak bataklığa iten bu yaklaşımın Türkiye’ye ne kazandırıp kaybettireceğini hiç hesap edebiliyor musunuz? Daha önce Afrin toprağını 12 bin kilometre kare olarak açıklayan ve buranın kontrolünü ÖSO’ya vereceğini dile getiren Recep Tayyip Erdoğan’ın bu açıklaması ne büyük bir tehlike arz ediyorsa; Beşar Esad’la ilgili açıklaması da önceki açıklamasından çok çok büyük tehlike yaratacağı ortadadır.

Bugün Afrin’de gencecik çocuklarımız can veriyor. Hiç kimse yanlış sonuçları yüzde yüz olan adımlar atarak çocuklarımızın oralarda canlarını vermesine neden olamaz. Eğer bir durum tespiti yapılmış oralara gidilmişse niçin orada bulunulduğunun da hesabını doğru yapmak ve birlikte davranılacak ülkeleri de doğru seçmek gerekir. Yoksa bir nalına bir mıhına vurulan politikalarla kimse başarı elde edileceğini düşünmemelidir.

Bu yüzden de birilerinin politik ihtirasları uğruna çocuklarımızın feda edilmesini tarih gerçekten de çok kötü yazacaktır çok…