turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HER ŞEYİN BİR KARŞILIĞI OLUR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

06 ŞUBAT 2018

Bir alaheyle Afrin operasyonu başlatıldı. Uçaklar kalktı, bombalar atıldı, köyler arka arkaya temizlenmeye başlandı. TSK’nın açıklamaları rakamlardan ibaret olduğu için bizler de rakamlara bakıp geçtik. Kimi zaman içimiz acıdı kimi zaman evlerine ateş düşenlerin yerine koyup kendimizi katlanılmaz acılara düştük.

Ama her şeye karşın, bu operasyonun iyi yönetilemeyen bir yanı vardı. Recep Tayyip Erdoğan ve partisi AKP durumu kendi lehlerine çevirmek için ne zaman konuşmaya başladılar, bugünkünün belki de yüz katı sorunlar yaşanacağı da, salt bu yüzden ağır bedeller ödeyeceğimiz de belli olmaya başladı. Kayıplar giderek arttı. Sağdan soldan kimi zaman eleştiri diyeceğimiz kimi zaman da açıktan açığa tehdit olarak algılamamız gereken sesler duyulmaya başlandı.

Bütün bunları sorgulaması ve gerekli tedbirleri alması gereken AKP ve saray iktidarı tam tersine iç politikaya yönelik çıkışlarına daha ağırlık vererek özellikle CHP ve Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef alıp saldırılarını arttırdıkça arttırdı. Neymiş efendim; CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin kurultayında Afrin operasyonu ile ilgili Suriye yönetimi ile doğrudan masaya oturulması gerektiğini söylemiş. Bu sözlere karşılık Recep Tayyip Erdoğan’sa vay sen misin bunu söyleyen deyip Beşar Esad’ın ne teröristliğini koymuş ne de katilliğini.

Bu sözlerin söylendiği ve devam ettiği saatlerde ise bölgede her gün yeni bir gelişmeye tanık olmaktayız. Amerikalılar askerlerinin büyük bir bölümünü Irak’tan çekmişler, orada sadece polisiye bir güç bırakmışlar. ABD askerleri Irak’tan çekildiyse gittikleri yer kesinlikle PYD-YPG-PKK’nın bulunduğu Suriye’nin kuzeyidir. Üstelik bu gelişmeler olurken ABD, PYD’ye yeni zırhlı araçlar vermeyi de ihmal etmemiştir. Şu an ve de gelecekte bu askeri hareketlenmenin Türkiye’ye ne denli zararı olabileceğinin altını çizip buraya bir nokta koyalım.

Afrin operasyonu başladıktan sonra Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmaları Suriye’yi, İran’ı ve Rusya’yı ciddi bir şekilde endişelendirmiştir. İran’dan gelen eleştiri Türkiye’nin kendisine çekidüzen vermesi yolundadır. Rusya ise İran’ın görüşlerini paylaşan bir belirsizlikten söz ederek uyarılar yapmaktadır. Bu konuda Suriye'nin tutumu zaten bellidir.

Operasyonun başlangıçtaki gibi şurayı aldık, burayı temizledik, evvel Allah hepsini kısa zamanda yok edeceğiz şeklinde gitmediği belli olmuştur. Çünkü uzun zamandan beri bu bölgeye yığınak yapan PYD-YPG-PKK boş durmamış daha çok zaiat verdirmek için ellerinden geleni yapmışlardır. İşin daha da kötüsü bundan sonraki operasyonların sivil halkın yoğun bir şekilde yaşadığı yerler olup operasyonların zor geçeceği bir döneme girilmiş olmasıdır. Üstüne üstlük El Nusra teröristleri bir Rus uçağını düşürmüşler, uçaktan atlayan pilot teröristlerle son ana kadar silahlı çatışmasını sürdürmüş, iyice kuşatılınca da elindeki bombanın pimini çekerek patlatmıştır. Bu nedenle de Rusya hemen karşılık vermesine karşın bu karşılığın El Nusra’ya bir yanıt olmadığını arkasının da ağır bir şekilde geleceğinin ipuçlarını verdiği gibi omuzdan havaya atılan bu silahın teröristlere nasıl geçtiğini de sorgulayan sözler etmiş ve Amerikayı işaret ederek hedefi biraz daha genişletmiştir.

Ayrıca operasyon için konuşan Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleri de ortadadır. Yani başta Suriye olmak üzere, bu tür konuşmalar İran ve Suriye’yi de ciddi bir şekilde kızdırmıştır. Türkiye için Afrin operasyonunda uçakların kullanılmasının ne denli yaşamsal olduğunu biliyoruz. Rusya ve Suriye Türkiye’nin Suriye hava sahasını kullanamayacağını açıklarsa operasyondaki birliklerin ne duruma düşeceğini de bilmiyor değiliz. Rus ve Suriye savunma sisteminin savaş uçaklarımıza kilitlenmesi demek bu bölgede uçak uçuramayacağımız anlamına gelir ki, bu andan itibaren Afrin operasyonunun nelere mal olacağını dile bile getirmek istemiyorum.

İşte bu yüzdendir ki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Suriye ile anlaşma yapılmalıdır çıkışının ne denli önemli olduğuna işaret etmek isterim. Kendi yandaşlarına seslenerek saflarını sıkılaştırmak ve yandaşlarına moral vermek için gelişigüzel konuşan Recep Tayyip Erdoğan’ın hatalarının bedelini hep birlikte ödemek zorunda değiliz. Dahası Recep Tayyip Erdoğan’ın iç siyaset hesapları yaparak düştüğü hataların bedelini Türkiye’ye ödetme hakkı da yoktur, yetkisi de…

Bir uyarıda şudur; Recep Tayyip Erdoğan, Vatikan’la görüşmüş, bu görüşmelerin sonrasında kendisine melekli bir tablo hediye edilmiştir. Diyeceğimiz odur ki, Recep Tayyip Erdoğan kendisine hediye edilen melekli tablosuyla yapayalnız istediği kadar zaman geçirebilir.

Ancak Türkiye’yi yalnızlığa mahkum eden dış politika beceriksizliği ile bu iş daha fazla götürülemez.