turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NEYİ TARTIŞIYORUZ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

08 ŞUBAT 2018

İnsanlar elektrik, su, doğalgaz faturalarını ödeyemedikleri için bu hizmetleri alamaz olmuşlar. Kimsenin yarınından emin olmaması ayrı bir dert. İşçi veya bütün çalışanlar sabah işlerine gittiklerinde kapının önüne konulup konulmayacağının stresini yaşıyor. Hasta olmak lüks hale getirildi. İster güvenceniz olsun, ister olmasın cebinizden çıkacak paranın yanında bir de alacağınız sağlık hizmetinin sizi sağlığınıza kavuşturup kavuşturmayacağından emin değilsiniz. Eğitim iyice içinden çıkılamaz hale getirilmiş. Öğrenciler sabah derslerine başladıklarında nasıl bir şeyle karşılaşacağını bilemez olmuşlar. Öğrenci aileleri bu konuda öylesine tedirginler ki çocuklarının hem eğitiminden hem de çocuklarının nasıl beyinlerinin yıkanacağından kaygılılar. Öğretmen yetersizliği öteden beri hep bildiğimiz şey. Göreve atananlar ise kayırmacılık öne çıkarıldığı için sadece iktidara yakın kimselerden seçiliyor kuşkusu kuşkunun da ötesine taşınmış durumda. Göreve getirilenlerde nitelikten çok onların deyimi ile reise ne kadar yakın ne kadar uzak olunduğuna bakılıyor.

Uzatmadan söylemek gerekirse iktidar kendilerine yandaş konumda olanları cezalandırırken kendisi gibi düşünmeyenlere ölümlerden ölüm beğen anlamına gelen uygulamalara başvuruyor. Öyle ya da böyle nedenlerle görevlerinden alınanlara yaşamlarını sürdürebilmeleri için neredeyse tüm yollar kapatılmış. En yetkili ağızlardan bile konu tartışma konusu yapıldığında “ağaç kabuğu yesinler” anlamına gelen karşılıklar veriliyor. Ülkemiz insanları sorumlular yüzünden öyle kamplaşmışlar ki ister akrabası olsun isterse en yakını gözünün yaşına bile bakmadan jurnale soyunmuş. Bir başka deyişle iktidarın tutum ve davranışları yüzünden beş insandan üçü birbirleri ile atışmalı. Selamlar kesilmiş, sabahları kimse günaydınlara uyanmaz olmuş. Özellikle iki siyasinin ağzından son zamanlarda tehditten başka söz duymaz olmuşuz. İşçi hakkını arayamıyor OHAL var. Kimse demokratik haklarını kullanamaz hale gelmiş OHAL var. Ülkemizin doğası bitiriliyor tepkiler OHAL bahanesi ile bastırılıyor. Bir de Afrin operasyonu var ki hem AKP ve saray iktidarına hem de iktidarın yedek lastiği konumundaki Bahçeli’ye gün doğmuş. Kim düşüncesini söyler ve de yazarsa hedef gösterilip; “vay sen misin bu sözleri söyleyen” denilerek vatan hainliğinden tutun da yerli ve milli olmamakla suçlamalara kadar ağız köpürtüle köpürtüle demediklerini bırakmıyorlar.

En basit konuda bile bir soru sorulduğunda Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından çıkan sözleri düzeltmenin olanağı yok. Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki Recep Tayyip Erdoğan bir şey söylüyor birileri bunu bir görev sayarak kolları sıvıyor ve şunları şunları yapacağız diye ilan ediveriyor. Gazeteciler Recep Tayyip Erdoğan’a ayaküstü bir soru sormuşlar o da hemen yanıtını yapıştırıveriyor. Türk Tabipler Birliği ve Türkiye Barolar Birliği ile ilgili olarak söylediği ilk söz Türk ve Türkiye sözcüğünün bunların isminden çıkartılması gerektiği oluyor. Bu konuyu gündeme getiren kişinin de, bu sözleri emir telakki edip harekete geçenlerin de böyle bir girişimin Türkiye’ye nelere mal olacağını hesap ettikleri bile söz konusu değil. Bu kafa ile hareket edilirse TBB’nin nasıl bir örgütlenme yapılarak yargı alanında yaratılan fetret devrine yeni yeni fetret devri ekleyeceğinin bile düşünülmüyor olması iktidarın hazır kendi paralel yapısını barolarda da kuracağının sinyalini vermesi açısından başka bir tehlike içeriyor. Başka tehlikeler de var da şimdilik onlara değinmeyi gereksiz görüyoruz Türk Tabipler Birliği içinde benzer bir tehlikeyi içerdiğini söylüyoruz ve geçiyoruz, iktidarın kendine yakın dernek, sendika, vakıf, cemaat ve tarikatlere nasıl baktığına.

Her şeyden önce iktidar kendi yandaşı ne kadar kuruluş varsa bunları devlet kasasından ve olanaklarından adeta ödüllendiriyor. Para, pul, bina, arsa bunların hizmetini sunulmakla kalmıyor, sosyal yaşamımızın da içine öyle bir sokuluyorlar ki, bu dinci ve gerici dernek ve vakıflar ülkemizin eğitim politikalarını bile belirleyecek hale getiriliyorlar. Yurtlar, Kuran Kursu dernekleri aklınıza ne gelirse sanki bu ülkenin sosyal dokusunu değiştirmek üzerine kurulmuş saat gibi çalışıyorlar.

Geniş emekçi yığınlarına insanca yaşamı bile çok gören AKP ve saray iktidarı ile yandaşlarının ülkeyi getirdikleri duruma bir bakalım, o zaman görürüz ki her şeyin çivisi çıkarılmış, güçlünün borusunun öttüğü güçsüzün süründürüldüğü bir ülke olmuşuz ki biz daha neyi tartışıyoruz?

Ekonomi batırılmış, demokrasi rafa kaldırılmış, İşçi-emekçi köle yerine konmuş, konuşan soluğu içerde alırken ve de bütün bunları dünya alem bilirken işin tuhaf yanı birileri kalkıyor “vay siz bizi başka ülkelere şikayet ediyorsunuz” diyerek sözüm ona vatanseverlik taslayıp milliyetçiliklerini biliyorlar.

Sahi biz NEYİ TARTIŞIYORUZ? Ya da bu iktidar tartışmalardan nasıl bir ders çıkarıyor bir bilen eden var mı?