turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


GİDİŞ ORTADA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

09 ŞUBAT 2018

Recep Tayyip Erdoğan bir yandan muhtarları toplayıp onlara mesaj üstüne mesaj verirken bir yandan da ülkenin içine itildiği durumun olumsuzluğunu bile olumlu gösterip parsa toplamak için elinden ne geliyorsa yapıyor.

Bu kadar mı? Elbette değil.

En önemlisi de yaptırdığı anketlerde bir türlü aradığını bulamadığı için %50+1’in derdine düştüğünden seçimlerde baraj altı partilerle nasıl ittifak yapılacağının çalışmalarına girişmiş durumda.

Bildiğiniz gibi MHP gibi partiler iktidarın nimetlerinden yararlanmadığı sürece yandaşları da sürekli olarak azalan bir partidir. Hele son zamanlarda yürüttüğü politikalar nedeniyle baraj altı kalacağı kesin olarak ortaya çıktığı için iktidara rampaladı ve iktidarın her dediğini anında onaylayarak yanına da ülkenin beka sorunu var demeyi ekleyip etkili olabileceğini düşündüğü politika yapmayı gerekli gördü. Ve zaten bu partinin tabanından önemli sayıda bir kayma iktidar nimetlerinden yararlanmak için çoktan AKP saflarına kapak atmıştı bile.

Son zamanlarda MHP’de görülen yapay hareketlenmeyi değerlendiren kimileri de dinci, gerici, faşist ittifakı gözettikleri için MHP’nin yeniden toparlandığını yazmaya ve konuşmaya başladılar. MHP saflarında barajı etkileyecek bir hareketlenme olmadığı biline biline kamuoyu bilinçli bir şekilde manipüle edilmeye çalışılıyor. MHP’deki bu gelişmeye biz güç kazanma değil, olup bitenleri iyi gördüğümüz için hareketlenme diyoruz. Çünkü MHP’de tıpkı AKP gibi devletin çeşitli kademelerine yandaşlarını yerleştirmek için bir fırsat yakalamış gibi görünüyor. İşte bu yüzden uzun zamandır devlet olanaklarından yeterince yararlanamayan MHP’liler gitgide bu partiden bir cacık olmayacak demeye başlamışlar, parti saflarından da uzaklaşma yolunu seçmişlerdi ki Bahçeli koşulsuz olarak iktidara yaklaşıp bu kaçışları durdurmak için iktidarı koşulsuz desteklemeyi seçti ve Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından çıkan her söz, partisinden önce MHP saflarında olumlanarak kabul gördü.

Bildiğiniz gibi artık iktidar olmak için %50+1 oy gerekli olduğu için Recep Tayyip Erdoğan küsuratlı partileri geçmişte elinin tersiyle iterken bugün onları da şemsiyesinin altına almayı gerekli gördü. Bu durumu değerlendiren BBP gibi partilerse ne koparırsak kâr hesabından harekete geçip AKP ile ittifaka yeşil ışık yaktılar. Benzer yaklaşım Saadet Partisi’ne de gösterildiği için bugün Temel Karamollaoğlu Recep Tayyip Erdoğan’la görüşecekmiş. Ancak Saadet Partisi ile ittifakın MHP ve BBP ile yapıldığı gibi hiç de kolay olmayacağı bilinen bir şey olarak kamuoyuna bizzat Temel Karamollaoğlu’nun konuşmalarıyla yansıtılıyor.

İttifak görüşmeleri tıkır tıkır işlese, istenilen ittifak kurulsa bile AKP ve saray iktidarının işinin hiç de kolay olmadığı da bütün çıplaklığı ile ortada. Çünkü AKP iktidarının toplum katında yeniden güven kazanabileceği tek bir başarısı söz konusu değil. Bu durumda AKP ve saray iktidarı kendisi kuyunun dibini boylarken son bir can havliyle bu sözünü ettiğim partileri de kuyunun dibine çekecek ve işlerinin bitmesine ortam hazırlayacaktır.

Durum bu merkezdeyken AKP ve saray iktidarının CHP ve Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu her fırsatta hedefe koymasının nedenini de iyi okumak gerekiyor. Recep Tayyip Erdoğan gerçekte kendisine tek rakip olarak CHP ve Kılıçdaroğlu’nu gördüğü için her fırsatta hem CHP’yi hem de en ağır sözlerle Kılıçdaroğlu’nu eleştirmekten geri durmuyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun her konuda olduğu gibi Afrin konusunda da iktidarı eleştirip uyarması bile sanki öyle ağır sözlerle karşılanıyor ki, iktidar Afrin operasyonu sonrası kamu desteği kazanma şansı elde edilen başarılar geleceğini düşünüyor ve bunu da tek başına kazanç hanesine yazmak istediği için taraftarlarının önünde; “Bay Kemal’e rağmen bölgeyi temizliyoruz” diyebiliyor. Bu sözleri duyan sanır ki TSK’nın karşısında adlarını sanlarını bildiğimiz dinci terör örgütlerinden PYD’sine kadar güçler değil de Kemal Kılıçdaroğlu ve partisi vardır. Dikkat ederseniz Recep Tayyip Erdoğan’ı Kılıçdaroğlu’na ne kadar ağır saldırılarda bulunursa bulunsun söylediklerinin hiçbiri kesmiyor. “Beyefendi, Afrin’e gitmeyin diyor. İzni senden mi alacağız? Bize milletimizin emri var, onu yaparız” diyerek sürekli olarak ortamı geren yeni yeni politikalara imza atıyor.

Görüldüğü gibi AKP ve saray iktidarı elinde her türlü olanağı bulundurmasına karşın önümüzdeki seçimleri tek başına kazanacağını aklı kesmediği için ittifak arayışı içinde. Ve zaten hükümet de meclis içinden çıkmayacağı için hangi parti meclise ne kadar milletvekili sokarsa onu çok da ilgilendirdiği yok.

Şimdi gelelim CHP’nin seçimlere nasıl bir yöntemle gireceğine. CHP ya tek başına girecek ve bildiğimiz yüzdesini ya aynen koruyacak ya da 1-2 puan artırma şansı bana yeter diyecek ya da kendi oylarıyla İyi Parti’nin oylarının meclisteki çoğunluğu ve cumhurbaşkanı seçimlerini kazanacağını düşünüp kendisini bu kadarla sınırlayacak ya da soldaki partilere AKP’nin yaptığının bir benzerini yaparak yeni bir heyecan yaratıp toplumda yeni bir demokrasi rüzgârı estirerek kazançlı çıkacaktır.

Durum budur, gerisi CHP’nin atacağı adımlara kalmıştır.