turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TOKATTAN AKILA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

18 ŞUBAT 2018

Osmanlı tokadını birileri konuştukça uzun uykuya yatırılmışlar yavaş yavaş kıpırdanmaya başladılar ve kimin torunu olduklarını anımsayıp vururuz, kırarız sözleriyle AKP kongrelerini çınlatmaya ve “başkomutanlarıyla birlikte Afrin’e yürümek için bağırdıkça bağırdılar. Bunun üzerine ise son olarak AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan AKP’li kimliğini cumhurbaşkanı kimliği ile değiştirip kendisini başkomutan yerine koyduktan sonra şöyle dedi.

“Şimdilik silahlı kuvvetlerimiz görevini yapıyor. Böyle bir ihtiyaç doğarsa başkomutanınız olarak hep birlikte yürürüz.”

Ancak Recep Tayyip Erdoğan bu arada farklı şeyler söylemeyi de unutmadı. Bunlardan birisi içerde kavgalara son vermek şeklindeydi, dışarıda ise ne zaman akılla hareket edilmediyse tarafların ekonomik ve pek çok konuda zarara uğradıklarını dile getirip aklımızı kullanmalıyız diyerek anlaşmazlık içinde olan tarafların kazançlı çıkacağına vurgu yaptı. Sözünün değişik noktalarında ise esip yağması biraz hafiflemiş görünüyordu ama yine de Osmanlı tokadını dile getirmekten vazgeçmedi.

Peki, akıl şimdiye kadar devreye girmedi de nasıl oldu da birdenbire devreye girmiş oldu?

Pek çok söze gerek yok. Ne zaman Amerika ile birçok devreden görüşmeler yapıldı, hemen arkasından da akıldan söz edilmeye başlandı. Çünkü ABD, AKP ve saray iktidarının önüne neleri getirdi tüm açıklığı ile bilmesek de anlaşılıyor ki iktidarın ağzına bir parmak bal çalmış görüntüsü vermiş olmalı ki, AKP ve sarayın öfkesi usul usul inmeye başlamış oldu.

İyi tamam da, ABD bölgedeki politikalarla ilgili ne gibi değişikliğe gitme yönünde mesaj verdi ki AKP birden bire yelkenleri indirmeye karar verdi dersiniz? Bazılarının söylediklerinin aksine ABD zoru görünce yelkenleri indirmiş değildir, aksine ABD’nin taktik ve stratejisi sadece ve sadece Türkiye’yi oyalamaktan ibarettir. Çünkü ABD biliyor ki Türkiye’yi ne kadar oyalarsa o ölçüde zaman kazanacak ve amaçladığı hedefleri de bir bir gerçekleştirme yolu bulacaktır.

İşte bu yüzden ABD’nin değişiklik yönünde adım atacak gibi göründüğü hiçbir söylediğine prim vermemek ve ABD ile yakınlaşıp yeniden Türkiye’yi eski günlerine götürmenin bedeli bu kez gerçekten de ağır olacaktır. AKP ve saray iktidarının öteden beri güvenilir bir dış politikası olmadığı bir gerçektir. Eğer öyle olsaydı bugün Suriye’nin başına gelenlerin belki de hiçbirisi gerçekleşmemiş olacaktı. Çünkü güney sınırımızda bütünlüğünü koruyan bir Suriye’nin olması bölgemiz ve ülkemiz açısından da çok önemlidir. Dolayısı ile AKP ve saray iktidarının politikası bu gerçekler ışığında düzenlenmediği sürece ne bölge açısından ne de ülkemiz açısından yararlı bir durum söz konusu olmayacaktır.

Diyebiliriz ki, bütün bölgede terör örgütlerini örgütleyen ve onları donatıp sahaya süren ABD ile terörün ortadan kaldırılması için bütün bunlar olmamış gibi davranmak hiç de akla uygun bir yol değildir. Öyleyse ABD ile ilişki belli bir kararlılık çerçevesinde sürdürülmeli ve ABD’nin bölgede yeni oyunlarına fırsat tanıyan kapılar açılmaya kalkışılmamalıdır. Kaldı ki dün yazdık, bugün de konunun üstünde yeniden durursak; İncirlik Üssü hem ülkemiz hem de bölgemiz açısından ağır bir tehlike arz etmektedir. Neden derseniz; ABD pek çok yerde bulundurduğu nükleer silahları bugün İncirlik’te toplamış bulunmaktadır. Bu nükleer silahların ne olacağı ile ilgili kesin bir şey de söz konusu değildir. Salt bakımı ve gözden geçirilmesi bile ABD’ye milyarlarca dolara mal olacağı için bu silahlar ayrıca büyük bir tehlike içermektedir. Bize göre ABD ile bu konunun da çerçeveli bir şekilde konuşulması ve İncirlik’ten nükleer silahların bir an önce çıkarılması önemle kendisini dayatmaktadır.

Uzatmayalım içerde ve dışarda AKP ve saray iktidarının bizlere yaşattığı ağır sorunlarla karşı karşıyayız. Ülkemizde pek çok kişi nedensiz içerde tutulmaya devam edilirken Deniz Yücel'in de içerde tutulması zaten hukuki değildi sonra araya başka şeyler girdi ve Deniz Yücel bırakıldı. Bu konuda konuşan Deniz Yücel’in sözleri her şeyi anlatmaya yeter de artar bile. Konu ile ilgili Deniz Yücel’in; “Benim bırakılmamın hukukla bir ilgisi yoktur” demesine bakacak olursak ülkemizde işlerin nasıl yürüdüğünü anlamak da o kadar zor olmayacaktır. Cumhuriyet’in yazarları ve daha başkaları hâlâ içerde tutuluyorsa bu konuda fazladan söz söylemeye de gerek yoktur.

Sonuç içinde bulunduğumuz zor koşullar ancak ve ancak demokrasi güçlerinin birlikteliği ile aşılacağı için önümüzde zor bir süreç söz konusudur bizlerin de bu süreçten başarılı çıkmamız yaşamsaldır.

Gerisini günü geldiğinde konuşur ve yazarız.