turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AFRİN DÖNEMECİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

20 ŞUBAT 2018

Afrin operasyonu içinde pek çok dolambaçlı yol barındırıyor. AKP ve saray iktidarı bir türlü gerçekçi politikalara yaklaşmayarak diyebiliriz ki ateşle oynamayı sürdürüyor. Çünkü Suriye’nin toprak bütünlüğünden söz edilse de zaman zaman verilen demeçlerle farklı anlamlar içeren konuşmalar yapılıyor. Hele de ABD ile yeniden yakın ilişkilere geçileceği yönünde adımlar atılması durumu daha da karmaşık hale getirmiş bulunuyor. Tam olaylar bu şekilde gelişirken Suriye rejim güçleri de Afrine silahlı güçleriyle gireceğini açıkladığı için ister istemez beklemediğimiz tehlikelerin doğabileceği sinyali de arkasından geliverdi. Recep Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı bu gelişmeler üzerine sonuçlarının tehlikeli olabileceği yönünde arka arkaya açıklamalar yaptılar. Bir başka deyişle PYD’nin Suriye rejim güçlerini buraya çağırması sonucu Afrin’de TSK ile Suriye ordusunun karşı karşıya geleceği endişesi belirmiş bulunuyor.

Bu gelişmeler İran, Rusya ve Suriye ile görüşülmez de iş daha ileri noktalara giderse Afrin ve çevresinde savaş uçaklarını da kullanamayacağımıza göre durum hiç de iç açıcı görünmüyor. Yine TSK’dan yapılan açıklamaya bakılırsa girilmesi düşünülen bölgenin ancak %15’i kontrol altına alınmış. Bu nedenle bölgede hava desteksiz operasyonlara devam edilmesi demek daha büyük kayıplara yol açacak demektir ki işte bu andan itibaren iktidar koltuğunda oturanlar seçimini belirsizlikten yana değil, açıklıktan yana yapmalılar ki bölgede ne olabileceği görülebilsin ve kayıplar verilmeden gelişmelerin önü alınabilsin.

Şimdilik kaydıyla Suriye’nin Afrin’e gireceği yönünde kararlılık konusunda geri adım atmış görünse de Suriye’nin ve birlikte davrandıkları Rusya ve İran’ın durumdan emin olmadıkları durumda kararlarının da değişeceği gözden ırak tutulmamalıdır. İşin daha da tehlikeli yanı son zamanlarda ABD ile yakınlaşma içinde bulunan AKP ve saray iktidarı ABD’nin söylediklerine bir daha kanıp da ABD’ye yaklaşırsa bilinmelidir ki sonucu da o ölçüde tehlikeli olacaktır.

Ortada belirsiz kalan bir şey söz konusudur. Diyelim ki Türkiye Afrin operasyonunu başarıyla bitirdi, işte bu andan itibaren önünde iki seçenekle karşı karşıya kalacak demektir. Bölgeden temizlenen terör örgütleri bir tehlike olmaktan çıktığında buraların kim ya da kimler tarafından kontrol edileceği gündeme gelecektir. Doğrusu söz konusu olan Suriye’nin toprak bütünlüğü ise bölgenin Esad güçlerine bırakılmasıdır. Yok, böyle davranılmaz da başka başka niyetler gün yüzüne çıkarsa işte o zaman her şey baştan aşağı değişebilir. İktidarın dile getirdiği Menbiç operasyonu daha başlamadan bitebilir. Çünkü emperyal bir güç olan ABD’nin yanına yaklaşılarak bir sonuç elde etmek şöyle dursun Amerika kaybeden taraf, Türkiye ise iki kere kaybeden taraf olur.

İşte bu yüzden sorunların en kritik dönemini yaşadığımız bu günlerde isteyen istediği açıklamayı yapmaktan vazgeçmeli, açıklama yapanlar ise yaptığı açıklamaları sayısız kez gözden geçirerek yapmalıdır.

Uzatmadan söylersek Afrin dönemeci öyle küçümsenecek bir dönemeç değildir. İşte bu yüzden iktidar bu konuyu iç politikaya alet etmemeli, bölge ve ülkemiz açısından ne gerekliyse o yapılarak işin içinden çıkılmalıdır. Bu da daha önce sayısız kez yinelediğimiz gibi Suriye’nin her aşamada toprak bütünlüğünün ve egemenlik haklarının gözetilerek işin içinden çıkılacağıdır ki özen gösterilmesi gereken işin püf noktası da burasıdır. Yoksa Suriye’nin bölündüğü sağlanmadan bu coğrafyada terör örgütlerinin bitirilemeyeceği akıldan asla çıkarılmamalıdır.

Yazımı bitirirken bir önemli noktaya daha değinmeyi gerekli görüyorum. Kadir Mısırlıoğlu denilen püsküllü adam öyle olağan şeyler söyleyip düşünce belirten birisi değildir. Toplumun tepkisini çeken iki sözü yer yerinden oynasa ne unutulabilir ne de es geçilebilir.

Birincisi; “Şimdi beni çok eleştirecekler ya, keşke Yunan galip gelseydi” sözüdür.

İkincisi ise; “Her 10 Kasım’da saat 9’u beş geçe kenefe gidin” sözüdür.

İşte bu adam önce Cumhurbaşkanı sıfatı taşıyan Recep Tayyip Erdoğan tarafından hasta olduğu için ziyaret edilmiş ve eli sıkılmıştır. Sonra da TBMM Başkanı İsmail Kahraman tarafından ziyaret edilip eli sıkılmıştır.

Türkiye kamuoyu bütün bunlara bakmalı ve kimin kim olduğuna karar vermelidir. Bir de sözümüzü hak eden Perinçek söz konusudur. O Perinçek’in Atatürkçülüğü de işte böyle bir Atatürkçülüktür.

Bütün Atatürkçülere duyurulur.