turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ÜLKE YARARI YOK ÇIKAR VAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

23 ŞUBAT 2018

Bugüne kadar muhtarlar sarayda bir araya geldiler de ne oldu? AKP Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı olarak Recep Tayyip Erdoğan’dan duydukları sözler başta Ana muhalefet Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na olmak üzere en ağır hakaretlerden başka oraya gelenler ne işittiler ve de hangi konuşmalardan yararlandılar da ÇİFTÇİLERİMİZ MİLLETİN EVİNDE BİR ARAYA GELİRLERSE NE OLACAK? Çiftçilerimiz de farklı sözler mi işitip birçok önemli açıklamalardan yararlanarak geri evlerine dönecekler?

Hani can alıcı seçimler yaklaştı ya; o seçimlerde kendileri için yatırım olsun diye mazot paralarının yarısı devlet tarafından ödenecek denilecek bir de yandaşların dışında kimsenin yararlanamayacağı birtakım sözler işitilecek ki, bu sözlerin ülkemiz çiftçilerine toz kadar yararı olmayacak. Siz iktidara geldikten sonra tarımı bitirdiniz, hayvancılığı bitirdiniz, doğayı katlettiniz şimdi de kalkmış çiftçilerimizin ağzına bir kaşık bal çalmaya kalkıyorsunuz ki, onlar da Allah bilir çiftçi bile değillerdir.

Buğdayın dışalımını yapıyoruz, samanın da. Mercimek, nohut, pirinç, baklagiller, tatlandırıcıların büyük bir bölümü dışarıdan alınır oldu. Şeker fabrikaları üretim yapamaz hale getirildi. Özelleştirmelerle gidenlerin yanına son kalanlar da eklenerek haraç mezat satılıp özelleştirilecek. Pancar üreticileri kota nedeniyle zaten zordalar. Dünyanın en kaliteli tütünleri ülkemizde üretilirken alıştırıla alıştırıla çiftçilerimiz tütün ekmez oldular. Üretilen tütünler çiftçilerimizin elinde kaldı, alan yok satan yok. Fındık üreticilerimize gelince; onların dertleri başlarından aşkın. Giderlerini gelirleri karşılamadığı için fındık bahçeleri sökülmeye başlandı. Narenciye de öyle, sebzeler de.

Özetlersek; iktidarın eliyle tarım ve hayvancılığın bitirildiği, ne var ne yok daha çok kâr getirdiği için dışalıma yönel indiği ülkemizde neymiş efendim; çiftçilerimiz Beştepe’de “milletin evinde toplanacakmış.”

Peki, toplanıp da ne olacak? Bir şey olmayacak, olacağı biz söyleyelim. Recep Tayyip Erdoğan 2019 seçimlerini kazanmak için artık kim ya da kimler gelirse onlara propaganda yapacak ve çiftçilerimiz bir kez daha “milletin evinden” elleri boş evlerine dönecekler. Belki de biraz milli duyguları okşanacak, bol bol ‘Afrin Hareketi’ ile ilgili konuşmalar işitilecek, aynı zamanda da muhalefete bol bol çatılacak. Sizin anlayacağınız ülkemiz çiftçileri Meksika Köylü Devrimcisi Zabıta gibi memleketlerinden Beştepe Sarayı’na gelecekler ve tıpkı Meksika Devrimcisi Zabıta gibi şaşkınlık içinde gerisin geri evlerine dönüp konuştukları kimselere bol bol şatafattan söz edip masallarda söz edilen padişah sarayları gibi Beştepe Sarayı’nı konuşacaklar.

Evet, iktidarın boş durduğu yok. Bir yandan seçimleri nasıl kazanırımın hesabı yapılıyor bir yandan da seçimlerde katakullinin önünü açacak yasa teklifleri de meclise getirilip yasalaştırılmak isteniyor. Sizin anlayacağınız seçim güvenliği getirilmek istenen bu yasalarla tam anlamıyla ortadan kaldırılmak isteniyor. Bir kez fligramlı olması koşulu ile mühürsüz oylar geçerli sayılacakmış. Niye ki, sanki seçim sandığının başına giden görevliler mühür vuramıyorlar mıymış? İttifak partilerinin oylarının sayılmasında da akıl almayacak hilelerin yapılmasına kapı aralayan eğer değiştirilip açıklığa kavuşturulmazsa yol ve yöntemler söz konusu olacak. Öyle kritik sayımlar yapılacak ki, örneğin 1-1000 oy veya daha fazla oy farkları bile hileye başvurulduğunda kolaylıkla kazanan taraftan kazanamayan tarafa milletvekili çıkaracak şekilde olanaklar sağlayacak. Taşımalı sandık yöntemi ve de bazılarının ayağına gidilerek oy kullandırılması da seçim güvenliğini zora sokacak, Türkiye bir daha seçim yapılsa bile anlamını yitiren seçimler yapılmasına neden olacak demokrasi dışı ve eşitliğin gözetilmediği bir yola girmiş olacak ki, artık bu anlayışın bile içerde veya dışarda Türkiye’ye faturası altından kalkılamayacak kadar ağır olacak.

Çoğunluğuna güvenen iktidarlar her seçimde kendisini salt seçim sistemi ile oynayarak seçimi kazanma yoluna gideceği için de artık ülkemizde iktidarın bahsederken ağzından bal damladığı “milli irade”nin de bir anlamı kalmayacağı gibi zaten pek çok nedene bağlı olarak eleştirdiğimiz ve sandık demokrasisi adını koyduğumuz konumdan da söz etmenin olanağı kalmayacak, iktidarlar işbaşından demokratik yollarla değil de ancak milyonların yeter artık demeleriyle koltuğu terk etmek zorunda kalacaklar ki, sanırız bu hilelere başvurmayı hüner sayanlar bu olacakları da hesap ediyorlardır ne bileyim…