turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SAT SAT YE HADİ BE MİRASYEDİLER SİZDE!

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 ŞUBAT 2018

Ülke en zor koşullardayken temel gereksinimlerini karşılamak için fabrikalar kurdu. İşbirlikçi kapitalistler ve onların iktidarları her fırsatta nasıl kasalarımızı doldururum hesabı içinde oldukları için ülke halkının onca özverisi ile kurulan fabrikalara her aşamada göz diktiler ve ellerine geçirmek için ellerinden ne geliyorsa yaptılar. İş böyle olunca başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savaşı’nı kazanıp Cumhuriyeti kuranların çabaları ile kurulan ne kadar fabrika, kurum ve kuruluş varsa dış güçlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin ağzını sulandırdı, bu fabrikalar ve kurumlar iktidarlar eliyle zarar ettirilip;”bakın, görüyor musunuz devlet işletmeleri zarar ediyor” denilerek satışa çıkarılıp haraç mezat satıldı. Bazı kurumlar vardı ki, stratejik özellik taşıyor da olsa dikkate bile alınmadı, yabancılara peşkeş çekildi.

Turgut Özal ile tırmanışa geçen özelleştirme AKP döneminde zirveye ulaştı. Ne yazık ki bu özelleştirmelerden elde edilen paralar ülkenin hiçbir yarasını sarmadığı gibi sorunları daha da arttırarak dışa bağımlılığı en yüksek noktaya taşıdı. Sata sata elde bir şey bırakmayan AKP iktidarı, en son olarak da elde bulunan 14 şeker fabrikasına göz dikti ki, bu satışlardan sonra pancar üreticilerimizden, fabrikalarda ekmeğini kazanan işçilerimize kadar herkes çok büyük risklerle karşılaşacaklar. Bir kez bütün ülke sağlığa zararlı tadlandırıcılarla şeker gereksinimini karşılayacağı için ağır sağlık problemlerinin yaşanmasının yanında dışarıdan alımlar yapılacağı için büyük kayıplara uğrayacağız.

Şeker fabrikalarını özelleştirmeye karar veren iktidar gerekli girişimleri yapıp ihaleye çıkardı bile. Bu olayın arkasından da işçiler ve bu ülkenin üretici emekçileri harekete geçip özelleştirmeye karşı olan tutumlarını sergilemeye başladılar. Önceki gün Lüleburgaz’da bu nedenle eylem yapan işçi ve emekçilerin yanı sıra CHP milletvekilleri de özelleştirmeye karşı çıkarak tepkilerini gösterdiler. Belediye Başkanı bu konu ile ilgili bir açıklama yaparak fabrikayı belediye olarak kendilerinin alacağını ve halkın ortaklığına açarak AKP’nin özelleştirmesinin önüne geçeceğini açıklasa da öyle görünüyor ki, iktidar bu noktaya gelinceye kadar korkarız şeker fabrikalarını kimlere satacağını bile belirlemiştir.

Dün konu ile ilgili CNN’de tartışmalar oldu. AKP’yi ve özelleştirmeyi savunan kişilerin söylediklerine baktık da bunların 50 yıldır söylediklerinde küçücük bir değişiklik olmamış. Aynı tas, aynı hamam kafa ütülemeyi sürdürüyorlar. Onlara göre devlet şeker mi üretirmiş, devletin daha önemli işleri olmalıymış. Durum bu olunca da iş satalım anasını satayıma varıp dayanıyor. Bir başka deyişle havadan kazanç konusunda iyice ustalaşmış olan işbirlikçi sermayedarımız ve onları en yüksek noktada temsil eden iktidar küçücük bir iç sızlaması bile duymaksızın varlıklarımızı yiyip bitirmekten çekinmiyor.

Şeker fabrikalarımızın olduğu kentlerimize gidin, o fabrikaların yarattığı ayrı bir ekonomik ve kültürel ve hatta çevre gelişmesini de birlikte göreceksiniz. Toplum yaşamında bu denli etkili olan kuruluşlara karşı kapitalist sistemin savunucularının hiç rahatsız olmaması düşünülebilir mi? Onlar da rahatsız olmuşlar bir an önce toplum yaşamındaki etkilerin silinmesi ve vurgun için fabrikalar adeta arsa fiyatına rant getirisi nedeniyle gözden çıkarılıyor.

Bizler siyasi iktidarın yarattığı atmosfer nedeniyle başka şeyleri konuşmak zorunda kaldığımız için bizim için hayat memat meselesi olan varlıklarımıza bile sahip çıkamıyoruz. Son 40 yıla yakın süre içinde sermaye güçlerini temsil eden iktidarlar halkın gözüne kül üfürmek ve onların uyanışını durdurmak için sürekli olarak üst perdeden dini inançları kullandılar. Dini inançların hemen arkasından da milliyetçi şoven dalga toplumu sarıverdi. Ve zaten sermaye iktidarları ne zaman yönetmekte zora düşseler dini ve şovenizmi kullanarak faşist diktatörlüklerini tepe tepe sürdürmeyi olağan hale getirdikleri için toplum içinde halkımız yaşadığı zor koşulların nereden kaynaklandığını da anlayamaz oldu.

Şimdi biz Afrin operasyonu içindeyiz ya, işi bu noktaya kim getirdi, hangi emperyalist güçlerle ne gibi ilişkiler kurularak tehlikenin boyutları gelip beka sorununa dayandı kimsenin sorguladığı yok. Recep Tayyip Erdoğan konuşuyor, konuştuğu her sözü emir telakki eden güçler harekete geçip hemen uygulamaya koyuyorlar. Topyekun çıldırma başka nasıl olur ki? Birileri çıkıp Afrin’deki gidişle ilgili bir şey mi söyledi hemen saldırı ve bahane hazır. “Vay siz vatan hainliği mi yapıyorsunuz?”

Bize göre asıl vatan hainliği burnunun ucunu göremeyip emperyalist güçlerin oyuncağı olmaktır. ABD’nin hüneriyle bölgede pıtrak gibi biten terör örgütlerinin serpilip gelişmesine göz yumup Suriye’nin parçalanması oyununun bir parçası olmaktır. Hani bu dinci imancı terör örgütleri var ya, bugüne kadar İsrail veya ABD için küçücük bir tehlike yaratmışlar mı? Yaratamamışlar. Onların yaptığı Beşar Esad rejimini devirmeye yönelik girişimlerin ötesine gidememiştir. Bu yüzden de gerçekleri göremeyip ayranı kabarıp duranlara deriz ki gözünüzü açın gözünüzü! Şeker fabrikaları satılırken bile meyil meyil bakıp hımbıl hımbıl yerlerinde oturanlar; siz misiniz yerli ve milli? Siz misiniz ülkesini sevip canını ortaya koyan? Yoksa yine her zaman uyuttuğunuz halk ve canını ortaya koyarak gözünü kırpmadan ölüme giden halkın çocukları mı?

Ne kadar boş olduğunuz üniversitelerimize musallat ettiğiniz sözde profesör kılıklı Google’ı Abdülhamit buldu diyen soyadına uygun Ebubekir Sofuoğlu denilen akıl fukarası herifler mi?

Göreceğiz.

Sat sat ye, hadi be mirasyediler sizde…