turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HAYDİ GÖREVE

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

27 ŞUBAT 2018

Savaşa mı girdik, operasyon mu yapıyoruz belirsiz. Bir bakıyorsunuz AKP kongrelerinde AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşmasında görev emrinden söz ederek, herkes hazır olsun, görev emri geldiğinde ben başta olmak üzere hepimiz Afrin’e yürüyeceğiz. Eh bu sözler söylenir de AKP’liler durur mu hep bir ağızdan ortalığı çınlatıp savaş naraları atmışlar. Dün yazdık, Drama Köprüsü türküsünden bir dörtlükle insanlara uyarıda bulunduk, türkünün bir dizesiyle yine uyarıda bulunalım. “Adam öldürmeyi Hasan oyun mu sandın” Şimdi başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bütün AKP’lileri uyarıyoruz; siz adam öldürmeyi oyun mu sanıyorsunuz? Ayranı kabartacak sözlerle neden ülkede bir baştan bir başa savaş havası estiriyorsunuz? Bu denli şoven duygularla siyaseten nasıl bir sonuç alacağınızı hesap ediyorsunuz?

Neymiş efendim, görev emriymiş. İyi güzel de bu konuda halktan neler saklanıyor ki tüm ülkeyi savaş havasının sarmasını isteyen konuşmalar yapıyorsunuz Sayın Erdoğan? İş böyle olunca ne denli yürekli ve kararlı olduğunuzu mu göstermek istiyorsunuz? Bunları söylerken ülkemizin şeker fabrikalarını bir bir satıp halkımıza nişasta bazlı şeker yedirmek için niye bu kadar canhıraş bir çalışma içinde olduğunuz hiç mi aklınıza gelmiyor. Geriye kalan son şeker fabrikalarının özelleştirilmesi için yaratılan hava sonucu halkın ve bu fabrikalarda çalışan işçilerimizin isteklerine neden bu denli kapalısınız acaba?

Şu atıp tutmalar yok mu masaya yatırılıp değerlendirildiğinde hiç mi hiç değeri yoktur aslında. Niye derseniz; içi boş vatan, millet Sakarya tekerlemesi durup dururken halkımızın diline bir tekerleme olarak yerleşmiş değildir. Yıllarca istismarcı politikacıların nelerin arkasına sığınarak neler yaptıklarının da bu üç sözcük bir özet hali aslında. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi için Ankara’da imza toplanmasını Ankara Valiliği niye yasaklıyor acaba? OHAL’e dayanarak herkesin ağzına kilit vurma isteğiyle birlikte demokrasinin D’sini bile bırakmadığınızı bir kez düşünmüyorsunuz ama AKP kongrelerinde bir gün “başkomutan” olarak bir başka gün “görev emri” ile Afrin’e yürümek niye dilinizden hiç düşmüyor?

Bana sorarsanız, yaratılan bunca sorunların sorumluları siz ve sizin iktidarınızken yine de arkanıza kahramanlık rüzgârını alma çabanız yok mu, gerçekten insanı çileden çıkarıyor. Daha da önemlisi ülke tehlikedeyse eğer ki sayenizde öyledir, bu tehlikeden kurtulmanın tek sigortasının ülke ekonomisinin dışarıya bağımlı olmaması gerektiğini bilmiyor olabilir misiniz acaba? Bugün iğneden ipliğe ne varsa dışarıdan alır olduk. Ceviz ve badem gereksinimi bile dışalımla sağlanıyor. Diğer tüm tarım ürünleri de aynı şekilde dışarıdan alınır oldu. Ülke insanına dışalımla insan sağlığına zararlı nişasta bazlı şeker yedireceksiniz de ne olacak, bir başka deyişle elinize ne geçecek? Bir avuç vurguncu köşeyi dönecek diye nasıl olmaktadır da ülkemizin en stratejik ürünlerine tırpan sallıyorsunuz acaba?

Doğu Guta’da katliamdan söz ediyorsunuz. İyi tamam da buralarda neler yaşandı, El Nusra Cephesi artıkları Ceyş-ul İslam, Feylak er-Rahman ve Fetih el Şam gibi kanlı katillerden hiç mi haberiniz olmadı da bugün Suriye Merkezi Hükümeti’nin operasyonlarını katliam olarak niteliyorsunuz acaba? Savaş kötü bir şeydir Sayın Erdoğan. İşte bu yüzden gençliğinin tamamı cephelerde geçmiş Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleri sizin için de uyarıcı olmalı derim de ne anlamı olur değil mi? “SAVAŞ ZORUNLU KALINMADIKÇA BİR İNSANLIK SUÇUDUR.” Ama biz şimdi öyle miyiz ya; maşallahımız var, savaşla yatıp savaşla kalkıyoruz. Siz yöneticilerin halkı gaza getirmesi de cabası.

Hani durup dururken “Görev Emri” de nereden çıktı. Bakın askerlikten anlayanlar Afrin operasyonu için bir tugay yeterli derken siz niye bu konuda yetkililerden bilgi almıyorsunuz da ülkenin tamamını ayağa kaldıracak konuşmaları ha bire yapıp duruyorsunuz? Tamam, amacınızı da anladık, 2019 seçimlerini bir şekilde ölüm kalım meselesi yapmışsınız ama bu tür çıkışların ülkeye neler getireceğini de biliyor olmalısınız?

Bu kadar kısa zamanda bu kadar çok hata yapan bir iktidarın en tepedeki sorumlusu olarak Çekya’da Salih Müslim gözaltına alındı. İktidarınız onun için 4 milyon dolar ödül koydu.

O Salih Müslim ki, Ankara’da iktidarınız tarafından kırmızı halı serilerek karşılanmadı mı?

Silahlar o bölgeye geçerken silah dolu tırları sizler seyretmediniz mi?

Şimdi kalkmış iktidarınız Salih Müslim’in Türkiye’ye iadesi için girişimlerde bulunuyor.

Uzatmayalım attığınız her adım yanlışlarla dolu.

Ben hayatımda yanlışlarından bile kazanç sağlayan, bir sizleri görüyorum. Ama unutmayın devranın böyle gitmeyeceğini gösteren o kadar çok örnek yaşadınız ki bir tekini bile değerlendirmiş değilsiniz.

İşte o zaman siz kaybedeceksiniz ancak ne yazık ki ülkemiz daha çok şey kaybedecek…