turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DAVUL, DÜMBELEK VE ALAHEY

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

02 MART 2018

Dün, Afrin’den askerlerimizin yaşamlarını yitirmesi ve yaralanması haberleri gelince içimizin yanması bir yana ister istemez insan pek çok şeyi bir arada düşünüyor.

Dünyanın hangi ülkesi olursa olsun böyle bir operasyona kalkışsa asla bizde yaşananlar yaşanmaz. Bakıyorsunuz yaşanan bu insanlık dramını herkes kendine göre değerlendirip sonuçlarından da kendi işine gelen yararlar elde etmek istiyor. Milliyetçilik duyguları ile ortalıklara dökülenler, sadece sıradan insanlar değil. Devletin en üst kademelerinden tutun da televizyonlarına gazetelerine kadar herkes ama herkes Afrin Hareketi sanki bir şenlikmiş gibi değerlendirilip haberler yapılıp görüntüler servis ediliyor. Üstelik yapılan işin bir sınırı da yok. Kaç kişi öldürüldü, kaç oturulan köy ve kasabaya girildi, kim hangi deliğe girdi, nerede saklandı, nereden buraya hangi birlikler kaydırıldı, bunlar davulla, dümbelekle, alahey havasında çatışma bölgesine nasıl uğurlandı aklınıza ne geliyorsa hepsini bütün dünya alem biliyor.

Zaman zaman ipin ucu öyle kaçırıldı ki, oraya gönderilenlerin neredeyse tek tek seceresi açıklanacak. Operasyon bölgesine bile hangi birliğin nereden gireceği, Sirtten mi ya da başka bir yerden mi gönderildiklerini bile biz biliyorsak herkes biliyordur. Üstelik söylediğimiz gibi gönderilen JÖH’ler ve PÖH’ler hangi meskun yerlerde tecrübelerini konuşturacaklar bunlar bile hem yazılıp çiziliyor hem de kör parmağım kör gözüne hesabı dile getiriliyor.

Dolayısıyla da PYD’liler ya da başkaları hazırlıklı ve pusuda bekliyorlar. Tantanasız bir operasyonla daha az kayıp verileceği yerde bu yüzden de kayıpların sayısı ister istemez artıyor.

Peki, asgari gizlilik kuralları neden ve niçin bu denli ihlal ediliyor dersiniz?

Bunun nedeninin birincisi iktidardan, ikincisi ise doğrudan TSK’nın üst kademelerinin bu konuda yeterince duyarlı olmamasından kaynaklanıyor.

Çünkü iktidar; Afrin operasyonunu tüm çıplaklığı ile halkın gözünün önüne sererek ne büyük başarılar elde ettiğinin görülmesini sağlayarak bu operasyonun sonuçlarını kazanca çevirerek taraftarlarının sayısını arttırmak istiyor. Bunun için de iktidar adına konuşanların ağızları gevşedikçe gevşediği gibi palavraları da sınır tanımıyor. Zaman zaman bu konuda gelen uyarılara ise yine iktidar en ağır şekilde; “vatan haini” diyerek yanıt verdiği için esasen bu konuda bir yerde bu tür davranışlardan vazgeçilmesini sağlayacak etkili eleştiriler de yapılamıyor. Yapılsa da sınırlı kaldığı için bir işe yaramamış oluyor.

TSK’nın üst düzey yetkililerine gelince; onlar 15 Temmuz 2016 tarihinden bu yana iktidara karşı kendilerini kanıtlamak gereği hissettiklerinden en basit askeri kuralları bile uygulamak gibi bir yöntemi yaşama geçiremedikleri gibi bu bağlamda onlar da tıpkı iktidar yetkilileri ve iktidarın ortalığa bıraktığı kimseler gibi davranmak durumunda kalıyorlar.

Birçok yerden gönderilen birlikler bölgeye gizlilik çerçevesinde gönderilmesi gerekirken bir de bakıyorsunuz ki, o kentin insanları nereden haber almışlarsa almışlar ellerinde bayraklarla askeri konvoyun yanı başında bittiklerini görüyorsunuz. Üstelik de buralardan kaydırılan birlikler hassas bölgelerden oraya kaydırılıyor ki varın gerisini siz düşünün.

Olup bitenleri izliyoruz. Her şeyden kendi hanelerine çıkar kaydedenleri de izliyoruz ve diyoruz ki, kendi yanlışlarınızı bu ülkenin yoksul insanlarının sırtına ağır bir yük olarak yükleyip sömürdüğünüz bitsin artık bitsin…