turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İKİ AYRI DÜNYA / TURGUT KOÇAK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

12 MART 2018

Nasıl bir ülke haline geldik. Sağ ve dinci iktidarlar ülke insanını o kadar köşeye sıkıştırdılar ki, ülkemizde nasıl hayatlar yaşandığını bile unuttuk. Baskılar, şiddet uygulamaları, ekmek ve özgürlük konusunda yaşadıklarımız yüzünden bırakalım bizlerden daha uzak yaşamlardan komşumuzdan bile habersiz hale geldik. Kimileri doğuştan şanslı doğduğu için istediği yerde ve en iyi okullarda öğrenimlerini görürler ve öğrenimlerini de en iyi şekilde tamamlarlarken, kimileri de istediği bir okulu seçmekten bile yoksun bırakılabiliyor. Gerici AKP iktidarı yüzünden aileler ve çocuklarımız imam hatip liselerine gitmek istemedikleri halde allem ve gallem yoluyla çocuklarımıza daha yolun başında tuzaklar kuruluyor.

Bir düşünün sadece İstanbul’da bile 77 bin çocuğumuz ya açık, temel veya özel liseye gitmek zorunda bırakılıyor. Sizin anlayacağınız çocuklarımız daha yolun başında eğitimlerini istedikleri gibi tamamlayamadan sermayenin uşağı iktidarlar tarafından yaşam gailesinin içine itiliveriliyorlar. Sonra da işsizlik, karın tokluğuna canları çıkarcasına çalıştırılmak onları bekliyor. Yüz binlerce çocuğumuz salt kendilerine kul köle olsunlar diye kaderci bir dünyanın bataklığına bir de bakmışsınız ki itiliverilmişler.

İster zengin, ister yoksul çocuğu olun iyi bir eğitim görme şansınız yoksa olmanız gereken yerde olamıyorsunuz. Bu bağlamda zenginlerin sorunu yok. Çocukları herhangi bir yerde başarılı mı olamadılar babaları onlara taaa bilmem nerenin üniversitesinden rahatlıkla eğitimlerini tamamlamalarını sağlayıp onlara bir diploma alabiliyorlar.

Bu yazıyı yazmak istemezdim. Çünkü hiçbir zaman kimsenin felaketine bizler sevinemeyiz. Hem zengin çocukları da olsalar, en seçkin okullarda eğitimlerini de alsalar, bir elleri yağda, bir elleri balda canları istediğinde salt bir parti için bile olsa senin, benim, onun alın terini sömürerek elde ettikleri yüz binlerce lira para harcayarak gönüllerince Dubai mi olur, Londra mı yoksa Boston mu eğlenceler bile yüzlerini gördüğümüz pırıl pırıl genç kızların yaşamlarını bir uçak kazası ile noktalamalarını asla istemeyiz.

Ancak iki ayrı dünya yaratan ve de birilerinin önüne ne isterlerse konulduğu, birilerinin de önüne de kuru ekmeğin konulmasının çok görüldüğü iki dünya yaratan kapitalist sistemi de hiçbir zaman ne onaylar ne de onların insanlığa baş eğdirme planlarına teslim oluruz. İşte bizler bunu eleştiririz, hem de dibine kadar. Sabah haberlerinde dramatize edilerek verilen bu haber doğrusu çok ama çok canımızı sıktı. Niye derseniz; bir tarafta eğlenmek ve de bekarlığa veda için bir araya gelen kız arkadaşların işadamı Başaran’ın özel jetiyle Dubai’ye gidişleri ve gençliklerinin baharında yaşamlarını yitirmeleri üzücü hem de çok üzücü kaza var, diğer tarafta da kamyon ya da traktörün kasasına tıka basa doldurulmuş tarım işçisi genç kız ve kadınlarımızın ve de daha başka pek çok işyerlerinde iş cinayetlerine kurban giden işçi ve emekçilerimiz var.

Böyle bir dünyada ve de böyle bir ülkede acıların en katmerlisini yaşayabilirsiniz. Çünkü sermayenin ölümüne savunucusu iktidarlar tarafından ülke; baskı, zulüm, uygulanan ülke haline getirilmiş. Binlerce şeker işçisi iktidara beni ekmeğimden etme diye sokaklara dökülürken, Başbakan Binali Yıldırım, Tarım Bakanı Fakıbaba gözümüzün içine baka baka yalan söylüyor. Onlara göre şeker fabrikaları özelleştirilecekmiş ama kimse de işlerinden olmayacakmış. Üretimi istenilen seviyede yapmayan fabrikaları alanların elinden fabrikalar geri alınacakmış. Sizin anlayacağınız aklımızla alay eden rantçı bir dünyanın temsilcisi, hem de bu işi çok iyi bilenlerle karşı karşıyayız. Dolayısıyla kapitalizm salt sultası altında tuttuğu milyonların canına okumuyor. Bu düzeni savunanları da hem kendisine hem de insanlığa yabancılaştırıyor. Başkalarını özgürlüklerinden edenlerin özgür olamayacağı, başkalarını kuru ekmeğe mahkum edenlerin boğazından lokmalar geçerken ve de yeryüzünü bir cennet gibi kullanma hakkını kullanırlarken mutlu olduklarını düşünüyorsak yanılıyoruz. Çünkü başkalarına cehennem hayatı yaşatanların cehennem korkularını akıllarından silebileceklerini hiç ama hiç düşünemiyoruz.

Hani tasada ve kıvançta hepimiz ortaktık? Hani bu gemi batarsa hepimiz batardık? Sizin tasanız ayrı, kıvancınız ayrı. Bizim ki de sizlerden apayrı. Batan gemide beraberliğe gelince yahu Allah’tan korkun emekçiler denizin dibini boylarken siz ne zaman onlarla birlikte denizin dibini boyladınız? Sahi yoksulun arabası düz ovada şaşarken sizin arabanız ne zaman dağları aşmadı?

Ama bitireyim ey kapitalizmin canhıraş savunucuları; siz var ya siz, siz çocuklarınıza bile düşmansınız. Çünkü onlara ne sunmuşsanız paralarınız pullarınızla sunmuşsunuz. Onların sevgisini bu şekilde kazanacağınızı böylelikle iyi baba, iyi anne olacağınızı sanıyorsunuz ya bu sanma hesabınızın yanlışlığını biriniz Boston’dayken öğrenirsiniz, biriniz de Türkiye’deyken. Yanar yıkılırsınız ama ne fayda. Yaşam kaldığı yerden devam eder. O çok sevdiğiniz çocuklarınıza da birer anıt mezar yaptırır acılarınızı belki bir ölçüde de olsa bastırmış olursunuz ama iyi bir insan olmanın güzelliğini kapitalizm size asla kazandıramaz asla.

Bu yüzden de o aydınlık yüzlü genç kızların yaşamını yitirmeleri bizi gerçekten de çok üzdü çok…