turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SOL SEÇİM KAZANAMAZ SOSYALİST SOL HİÇ KAZANAMAZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

14 MART 2018

Bir ülkede demokrasinin varlığını salt seçimlere indirgeyenler var.

Oysa sistemin en gerici partileri korunur ve kollanırken, sisteme karşı olan partiler sürekli hedef gösterilmekle kalınmaz, o partilerin örgütlenememesi için her şey ama her şey yapılır. Hatta öyle ki, sayısız il ve ilçede parti kurmaya kalksanız kimse size kiraya yerini bile vermez ya da vermekten korkar. Bu kadar değil elbette. Bazı istisnalar dışında yerel ya da ulusal basında ne haber olursunuz ne de sizden tek cümle ile verilecek haberiniz. Partinizin kurucuları tehdit edilip kuruculuktan vazgeçirilmeye çalışılır, kimsenin üye olmaması için görünür görünmez bir sürü yöntem kurnazca uygulanır. Sizin kendinizi duyurmak için propaganda şansınız bile yoktur. Çalışmalarınız ya polis engeline takılır ya da mali olarak altından kalkamayacağınız için yapmak istediklerinizi ertelemek zorunda kalırsınız. Bütün bunlara karşın yine de çaba içerisindesinizdir hop karşınıza yargı çıkar, derdinizi bile anlatamazsınız. Bir de bakmışsınız ki terörist olmuş çıkmışsınız. Terörist falan olmadığınızı kanıtlamak da üstelik size düşmüştür. Makam sahibi kişiler size karşı olmadık hakaretler eder, saldırıda bulunur, siz kalkıp bunlara cevap vermeye kalksanız o kişiye olmadı yüce makamına söz etmiş olursunuz ki, benim memleketimde böyle binlerce kişiye ceza pırasa kesilir gibi kesilmiştir.

Sendika kurmak sözde serbestir, ancak işin içine girdiğiniz zaman aynı düşünceleri taşısanız bile örgütleyecek ne işçi bulabilirsiniz ne de kamu emekçisi. Çünkü herkesin önü ekmeğini keserim, seni kapının önüne koyarım tehdidinin bini bir paradır. İşverenle hakkınızı almak için pazarlık masasına bile oturamazsınız. Çünkü işveren bilir ki, hak isteyen işçiyi çıkardığında kapıda asgari ücretin bile altında çalışacak yüz binlerce çalışacak işçi vardır. Hayır, iş bu kadarla da kalmaz. Kimi patronlar çoktan işyerlerinde kendi sendikalarını bile kurmuşlar, işçiye işçinin sendikası budur diye yutturmuşlardır bile.

Hukuk yoktur, yerine yasa devleti geçirilmiştir ama o yasaları bile takan yoktur. Para kimdeyse düdüğü o çalar hesabı iktidar kimin elindeyse ADALET de onun istediği sınırlar içinde geçerlidir ya da geçerli değildir, kim bunların hesabını sorabilecektir ya da soramaz iyi bilinir. Eğitim bilimsel olmaktan çıkarılmış, bilimsel eğitim yolu ile kafaların aydınlanacağı düşünüldüğü için dinci ve gerici eğitim anlayışı memleketin en önemlisi de çocuklarımızın başına bela edilmiştir ama ne gam, yola devam anlayışı ile iyi olan ne varsa yıkılıp ortadan kaldırılır. Yetmez imam kılıklı adamlar eğitimin başına musallat edilir, bunlar gün yirmi dört saat ülkenin nefes borularına zehir pompalarlar.

Hani saya saya hem sizin sabrınızı taşıracacağız hem de okunmayacağı için bizim emeğimiz boşa gidecek, bu yüzden de söylemek istediğimizi kısa yoldan söyleyelim en iyisi. Ülkeyi 16 yıl içinde yönetemez konuma gelmiş bir iktidarla karşı karşıyayız. Ama bu iktidarın hedefleri var. O da iyi biliyor ki 16 yılda 95 yıllık cumhuriyeti yıkmak kolay değildir ona bir 16 yıl, hatta daha fazla bir süre gerekli olduğu için derler ya şeytanın bile aklına gelmez, işte o şeytanın bile aklına gelmeyen oyunlarla iktidar hem de ne pahasına olursa olsun sürdürülmek istenir. İşte bu yüzden AKP ve MHP’nin ortaklığı ile oy hırsızlığına kapıları sonuna kadar açacak olan seçim yasaları jet hızıyla meclisten geçiriliverdi. Yani sizin anlayacağınız böylece Türkiye’de seçimlerin yapılıyor olması da Türkiye’de demokrasinin varlığına örnek gösterilen bir anlayışta yok edilerek birilerinin demokrasi anlayışına bile tüy dikildi.

Bundan böyle iktidarın seçimler Türkiye’de yapılsa bile; şu şu kadar aldı, ben bu kadar aldım diyecek kadar bu konuda güç kazandığını görüyoruz. Bazıları iyi tamam da o zaman ana muhalefet başta olmak üzere bunlara karşı kim varsa sandıkları korusunlar ve oyların çalınmasını önlesinler deniyor ya bu arkadaşlar gerçekten de çok saflar çok. Getirilen seçim yasası ile adamlar seçimi kazanmak için kaç tane baraj oluşturmuşlar merak edin bir bakın. Haydi, birisini denetledik sırada ikincisi var, haydi ikincisini denetledik sırada bir ötekisi bir ötekisi var. İş böyle olunca da açıkça söyleyebilirim ki bu seçimler aynı zamanda da Türkiye için çok büyük bir krizin nedeni olacak şekilde gelişecek. Hak edenlerin hakkı; sözüm ona çalma çırpma yasaları ile kesilecekse ki göreceksiniz öyle olacak, o zaman da Türkiye’yi nelerin beklediğine kafa yormak zorundayız.

Hani seçime girildiğinde kesin çalma çırpma yüzünden yitirilecekse toplumun en az %50’lik dilimi seçimleri niye boykot etmeyi düşünmesin değil mi? Daha önce yapılan seçimlerde de boykot çağrıları gündeme gelmedi değil, geldi. Ancak örneğin; biz Türkiye Sosyalist İşçi Partisi seçimlere girmediğimiz halde boykotun nesnel koşulları olmadığı, yapılsa bile bir işe yaramayacağını düşündüğümüz için boykot düşüncesinde olanları eleştirdik. Ancak sonuçları başından belli dibi karanlık bir kuyuya da atlayacak değiliz. Gerektiğinde boykot da bu tür seçimi dayatanlara karşı başvurulacak bir silah ve demokratik bir hak olarak kullanılabilir.

Yalnız bundan önce biz demokrasi güçleri hem OHAL koşullarında seçimlere gidilemeyeceği yönünde geniş katılımlı bir kamuoyu yaratmalı, eğer başarırsak demokrasi güçlerinin birlikteliğini gerçekleştirerek sandıkların tek tek korunmasına karar vererek şimdiye kadar olmadığı kadar büyük çapta bir mücadeleye girişmeliyiz ki, bütün bunlara karşın yine de hile yapılmış ve birileri kendilerini seçimi kazandım diye ilan ederse onu da o zaman düşünürüz derim.

Tehlikenin boyutlarına bir örnekle değinip sözümü bitirmek istiyorum.

CHP Milletvekili Musa Çam değerli bir milletvekilidir. Onun konuşmasını bile anlayamayacak düzeyde olan MHP’lilerin saldırısına uğramakla kalmamış, üstüne üstlük 3 oturum da oturuma katılmama cezası almıştır. Bu olay bile önümüzdeki seçimlerde terörize edilmiş MHP ve AKP’lilerin neler yapabileceklerine bir örnektir.

Bu yüzden de demokrasi güçleri ne pahasına olursa olsun bir araya gelmeli dinci, gerici ve faşist odaklara karşı hak ettikleri dersi vermelidirler.