turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ÜLKE NE HALDE MUHTEREM NE DİYOR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

15 MART 2018

Ülkemin kısa yoldan köşe dönme meraklısı biraz da saf insanları Çiftlikbank’ın tombulu tarafından dolandırıldılar. Aman yaman demeye kalmadan bir de ne görelim tombul çoktan Peru’ya kaçmış bile. Oradan da Dubai’ye geçtiği söyleniyor.

Yahu arkadaşlar; cingöz iktidarlar sayesinde bu ülkenin insanları neler yaşadı neler. Bankerlere dolandırıldılar, bankalara dolandırıldılar, saadet zinciri adı altında birileri malı götürürken yine altta kalanın canı çıktı, şimdi de kendisi İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’in yaşında diye reklam edilen Çiftlibank’ın tombuluna da dolandırıldılar yine de akıllanan yok. Sizce bu durum garip değil mi?

Garip elbette, ama bu tür dolandırıcılıklar kiminle başladı ve de kiminle sürdü bir de ona bakalım değil mi? Turgut Özal ham hum şaralopta kıvrak bir zekaya sahipti. Bu yüzden de onun zamanında başlayan bu tür dolandırıcılar pıtrak gibi ortalıkta bittiler ve AKP iktidarı döneminde de tavan yapmış oldu. Hani insanın sorası geliyor; bir yurttaş bakkal açacak oluyor da bir sürü evrak hazırlamak zorunda kalıyor. Peki, nasıl oluyor da bankası, bankeri, saadet zincircisi son olarak da Çiftlikbank’ın tombulu için işler bu kadar kolayca tıkır tıkır yürütülüp vatandaşın ocağına incir ağacı dikilebiliyor? Bu olup bitenler nedeniyle iktidar hiç mi sorumlu değil, ya da ne bileyim iktidar bu tür soygunculuk yöntemlerini hiç mi denetleyip engellemez?

Neyse; öyle anlaşılıyor ki iktidarın işi başından aşkın. Bir kez iktidar dediğiniz şey de bal tutan parmağını yalar cinsinden bir şey. Öyle olduğu için AKP’ye yakın onca iş adamı milyarlar vurmadılar mı? Onu da bırakalım herhangi bir yurttaş faraza 20 bin TL vergi borcu yüzünden yakasını kurtaramazken yurttaşın anasını sinkaflayan Mehmet Cengiz midir kimdir 500 küsur milyon lira vergi borcunu silmediler mi? Bugün bile o kişi ile iktidar tüm ihalelerde birlikte değil mi? Tamam, tombula kızalım da iktidarın da böylesine suçlarının örtülmesi ve büyük ayıpları karşısında silkinip kendimize gelmemiz gerekmiyor mu?

Bir kez işin şirazesi çıkmaya görsün, hangi konuda Alicengiz fırıldaklığı olmuyor ki, sözünü ettiğimiz dolandırıcılıkta olmasın? Bakın; Sayıştay 55 milyon seçmene karşılık 500 milyon zarf bastırmak gibi bir ihaleyi ortaya çıkarmış da, CHP Trabzon Milletvekili Haluk Pekken de bu konuyu meclise taşımış. Bu olay karşısında bu 500 milyon zarfın ne olacağını sormayacak kadar, AKP ve MHP “cumhur İttifakı”nın seçimlerde hile yapmayacağına kadar konularda bu kadar safsak daha ne diyebiliriz ki, olanlar için bir yanıtı olan var mı?

Oyun üstüne oyun sürerken muhterem sarayında yine muhtarları toplamış, afaki bir sürü söz söylüyor. Yok, Aferin konusu ile ilgili yeni bir marş yazılmalıymış da, olmazsa mehter marşı da olurmuş da, İstiklal Marşımızın güftesi iyiymiş ama bu güfteye uygun bir bestesi yokmuş da falan filan. Muhtarlar ayakta. Hepsi kendilerini göstermek istiyor, artık onları bu hay huyda kim görecekse, ayağa kalkıp kalkıp oturuyorlar.

Tamam da be muhterem, bunca ülke sorununun yaşandığı bu günlerde bu marş ve beste merakınız nereden çıktı acaba? Valla ben başka bir şey düşünemiyorum; Sayın AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan içinde kendi adının geçtiği bir marş yazılıp bestelenmeden rahat edecek gibi görünmüyor. Aslını sorarsanız bu marş yazacaklara ve beste yapacaklara bir çağrıdır bence. Şimdiye kadar hangi konuda benzer bir konuşma yaptıysa ilgililer derhal harekete geçip gereğini yapmadılar mı? Şimdi de kesin gereği yapılacak.

Gereği yapılacak da bence ortada bir sorun var. Recep Tayyip Erdoğan’ın kastettiği marşı yazacak aynı düşüncede olan ne bir tek şairleri var ne de bestecileri. Eğer birileri böyle bir şeye girişirse inanın madara olacaklar madara. Ben, söz açılmışken yazımı şöyle bitireyim:

İran’ın ünlü bir şairi varmış. Bu şairden İran Şahı’nı öven bir şiir yazmasını istemişler. Ama ne mümkün, ne ettilerse şair Şahı öven bir şiir yazmamış. Sonunda yöneticiler bakmışlar ki olacak gibi değil, atmışlar şairi zindana. Zindana atmışlar ama yöneticiler dururlar mı sürekli gelip gidip; “yaz şu şiiri de seni özgür bırakalım” demişler. Şair inadım inat, muradım murad demiş şiiri yine de yazmamış. Şair zindanda çürüye dursun bir gün yanına bir suçtan cezalı keçi çobanını atmışlar. Şair yalnızlıktan kurtulduğu için keyfi yerine gelmiş. Morali de düzelince oturmuş bir şiir yazmış. Bir gün demiş ki; keçi çobanına; “bir şiir yazdım sana okuyabilir miyim?” Keçi çobanı da; “oku” demiş. Başlamış şair şiirini okumaya. Bir de ne görsün keçi çobanının gözlerinden yağmur gibi yaşlar boşanmaz mı? Şair şiir okumayı kesmiş, çobana demiş ki; “şiir sana çok dokunmuş olmalı ki, ağlıyorsun, çok mu etkilendin?”

Bunun üzerine keçi çobanı gözlerini silmiş, şairin gözlerinin içine bakmış; “yok, ben sizin şiiriniz için ağlamıyorum, siz şiir okudukça sakalınız bir aşağı bir yukarı gidip geliyor. Bu durum bana tekemi anımsattı, onu çok özledim de onun için ağlıyorum” demiş.

Şair ayağa kalkmış doğru zindanın demir kapısına gitmiş ve başlamış kapıyı güm güm dövmeye. Gardiyanlar gelip ne olduğunu sormuşlar. Şair de demiş ki:

“ÇIKARIN BENİ BURDAN ŞAH İÇİN ŞİİR YAZACAĞIM!”

İşte o hesap marş lazımsa tez elden bütün şairler içeri atıla, keçi çobanına benzer birer arkadaş yanlarına verile, belki o zaman bazılarının canına tak eder de Recep Tayyip Erdoğan’ın istediği marşı ya da güfteyi yapanlar çıkabilir kim bilir?