turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SORUN ÇOK OYUN ÇOK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

16 MART 2018

Ülkemizde sorunlar öyle üst üste yığılmış ki altından kalkılması neredeyse olanaksız hale gelmiş. Günü kurtarmak isteyen bu yüzden de üretimi sıfırlamış, dışalımla temel gereksinimleri karşılamaya çalışan bir iktidar var ülkenin başında. Tabi lafla peynir gemisi yürümeyeceği için paraya duyulan gereksinim arttıkça artıyor. Bu anlayışla daha önce yazdığımız ne kadar fabrika, kurum, kuruluş ve işletmeler varsa satılıp satılıp parası ele verilmiş, ülke ise bu yüzden selin altında kalmış. Bir iktidar düşünün ki, sürekli olarak yurttaşını kandırmakta ama yine de kandırdıklarından iktidar olacak kadar oy alabilmeyi becermektedir. Bizler öteden beri ne bilirdik? Erzurum hayvancılığın merkezi. Öyleydi de. Uzun zamandır yanlış politikalar yüzünden Erzurum’da ne hayvancılık kaldı ne de tarımla ilgili başka bir şey. Yurttaşlar sadaka ekonomisine muhtaç edilerek iktidarın dümen suyundan ayrılamaz hale getirildi.

Bakın, ne olacakmış? Hani şu Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba var ya; saf mıdır nedir bilemiyoruz. Yaptığı bir açıklama ile şeker fabrikalarının satılması durumunda Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığı ile bu fabrikaları alacaklarını söyledi. Yani ona göre satılan fabrikalar sağ elden sol ele geçecek böylece de kimse mağdur edilmeden işler tıkır tıkır yürüyecek. Peki, Fakıbaba’nın bu akıl ermez önerisini kim yalanladı? Başbakan Binali Yıldırım. Bir iktidar düşünün ki işleri iyice karıştırmış, bu yüzden de ne dediğini bilemez hale gelmiş. Çıkışsızlık içinde olduğu için de birisinin söylediğini diğeri yalanlamak zorunda kalıyor.

Konuya girmişken; şeker fabrikalarında çalışanların iş garantisi olacağı söyleniyordu ya kesinlikle yalan olduğu ortaya çıktı. Niye derseniz ihaleye çıkarılış şartnamesinde böyle bir garantiden söz edilmiyor. Sizin anlayacağınız, daha önce özelleştirilen yerlerde çalışan işçilerin başına ne geldiyse şeker fabrikalarının özelleştirilmesi sonrasında da buralarda çalışan işçilerin başına aynı şey gelecek. Yani işçiler soluğu kapının önünde alacaklar.

Şu NBŞ konusuna girsek sayfalar dolusu yazmamız gerekiyor. Bu yüzden de özet geçelim. Kota düşürülmüş. Kotanın düşürülmesine anlaşma yapılan uluslararası CARGILL nasıl olur vermiş bilemedik. %5’e düşürülen kota öyle sanıyoruz ki, şeker fabrikalarının özelleştirilip kapatılacağı savıyla ayakta olan işçisinden köylüsüne ve ülke severine kadar herkesin öyle anlaşılıyor ki gözünü boyamak istiyorlar. Hele bu fırtına geçsin bakarız anlamında sanırız iktidarın gizli bir ajandası olmalı. Yoksa bu işler bu kadar kolay aşağı çekilmeye kalkışılamazdı.

Bu arada devreye Sağlık Bakanlığı da girmiş oldu. Bakanlık nişasta bazlı şekerle ilgili iki ayrı raporla çıktı ülkemiz insanının karşısına. Birinci raporunda tehlikelerden hiç söz etmeyen bakanlık ikinci raporunda tehlikeleri sıralamış, ne kadar ilginç değil mi? Bu tür kimyasal tadlandırıcıların hangi gıda maddelerinde kullanıldığından haberimiz bile yok. Belki de yediğimiz tüm tatlı yiyeceklerde bu tür tatlandırıcı vardır kim bilir? Üretilen gıda maddelerinin hangisinde nişasta bazlı şekerin ne oranda kullanıldığı yazıyor, kimsenin bildiği yok. Hani bu ülkenin zenginleri var ya, bir de onlar adına politika yapanlar; acaba onlar çocuklarına bu tür yiyecekleri yediriyorlar mı dersiniz?

Neyse dönelim yine şu Fakıbaba’nın babalığına. İşbaşına geldiğinde neler söylemediydi neler. Hayvancılık sorununu çözecek, dışalımı sınırlı hale getirip yerli eti artık sofralarımızda bulacaktık, ne oldu? Bu konuda küçücük bir adım atıldı da yoksa bizim mi haberimiz yok. Oysa tevatür laflar gırıla. Yok, üreticimize 300 koyun verilecekmiş de, şuymuş da buymuş da. Palavra çok. Oysa işin içyüzü hiç de alsana üreticim 300 koyun demek kadar basit değil. 300 koyun verilecek ama üreticinin tarlası, evi barkı, varsa kapısında arabası traktörü 800 bin TL. karşılığında ipotek edilecek de koyunlar öyle verilecekmiş meğer.

Öyle ya, köylü dediğiniz üretici kim ki? Vurursun eline alırsın elindeki lokmayı. Kanyağı da öyle kolaydır ki; baksanız ya bir tosuncuk çıkmış, 80 bin kişiyi dolandırıp Uruguay’a uçmuş. Şimdi oralarda cukkaladığı para destelerini gösteriyor internetten bütün Türkiye’ye. Oysa bu tosunun açılışına kimler katılmamış kimler. Tarım ve Hayvancılık Bakanı iş yoğunluğu nedeniyle katılamamışmış. Daha önce dolandırıcılık sahneleri nasıl cereyan etmişse bu son dolandırıcılığın da ondan bir farkı yok.

Fakıbaba sahnede. Neymiş efendim 300 koyun verme işi Erzurum’dan başlatılacakmış. Sayın bakan şartınızı yerine getirebilecek bir üretici niye koyunları sizden alsın ki? Eğer durumu istenilene uygun üretici varsa onlar giderler bankaya yaparlar ellerinde bulunan taşınmazlarını ipotek verirler ve sizin verdiğiniz koyun sayısının iki katını bile alabilirler.

Hani Anadolu’da bir söz vardır; “CİN OLMADAN ADAM ÇARPMA” diye, gerçi sizler cine şeytana bile pabucu ters giydirirsiniz ya çarpacak saf memleket evladı arıyorsunuz.

AYIPTIR!

GÜNAHTIR!

YAZIKTIR!