turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HİLE YASALARINA KARŞIN SEÇİMLER

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 MART 2018

Bilindiği gibi AKP ve MHP kamuoyunun gözünün içine baka baka seçimleri nasıl kazanmak gerektiğinin yasalarını da çıkardı. Bu yasalar ışığında konuyu ele alırsak AKP malı götürecek gibi görülüyor. Bu yüzden de hareketlenen kamuoyu üstünde bilinçli bir baskı oluşturuldu ve moraller büyük ölçüde düştü. Konuştuğumuz halktan kimseler; istediğimizi seçemeyeceksek, biz oy versek bile yine onlar kazanacaklarsa sandığa gitmeye ne gerek diye düşünmeye başladılar. İşin bu yönüne baktığınız zaman AKP ve saray iktidarı ile birlikte onlara yamanan MHP kazançlı çıkmış görünüyor olsa da demiri tersine bükme şansı her zaman için vardır.

Nasıl mı?

Demokrasi güçleri olarak özetleyeceğimiz; sosyalistlerden burjuva demokrasisinden yana olan her siyasi akıma kadar çeşitli çevreler asgari birlikteliklerde biraraya gelirler ve uyanık davranarak sandığa atılan oyların tek tek kontrolünü yaparlarsa hile yoluyla seçimleri kazanmayı önüne koymuş olan sözümona cumhur ittifakının da oyununu bozabilirler. Sandıkların sayılması sonrasında çıkan oylar daha ilk aşamada kayıt altına alınırsa sonraki aşamalarda başvurulacak oyunlarla sonuçlar üzerinde oynansa bile seçimleri kazandığını düşünen geniş bir yelpazede yer alanlara oldubittilerin kabul ettirilmesi sanıldığı kadar kolay olmayacaktır.

İşte bu yüzden arkasında durulamayacak öneriler yaparak kamuoyunun kafasının karıştırılmasına gerek yoktur. Kafa karışıklığına neden olacak açıklamalardan birisi ve en önemlisi halkta karşılığı olmayan ya da bu önerileri yapanların arkasında duramayacakları BOYKOT çağrısıdır ki, şu aşamada bu tür düşünce ileri sürenlerin önerileriyle oyalanmanın gereği yoktur. Boykot çağrısı yapıp da gidip evinde oturacakların çağrısı yerine her aşamada kullandığımız oyların peşinde olmak ve oyların çalınmasını engellemek en akılcı yoldur. Dolayısı ile daha ilk baştan çaplı bir hazırlığı bozacak öneri ve girişimlerden uzak durulmasında yarar vardır.

Ancak AKP ve saray iktidarının işbaşından gönderilmesi için sadece seçim sandıklarından çıkacak oyların korunması ile yetinilerek sonuç alınacağı düşünülüyorsa bilinmeli ki bu anlayışta durumu kurtarmaya yetmeyecektir. Sandık başına gitmeden önce sosyalist solda ve solda yer alan bütün sol siyasi yapılar işin ta başından anlamlı birliktelikler oluşturmalı, kamuoyunun karşısına da arkasına geniş bir kitlenin rüzgârını alarak çıkmalıdır ki, atılan adımların yığınlar üzerinde anlamlı bir etkisi olabilsin. Sonuçların öncelikle yerel ve parlamento seçimlerine yansıması için her kesimin özveri göstermesi gereğine işaret ediyoruz.

En önemli noktaya gelince; kuşkusuz cumhurbaşkanlığı seçimidir. Çünkü demokrasi güçlerinin bu seçimi yitirmeleri demek parlamenter sisteme ve olabildiğince kısıtlı da olsa demokratik anlayışa bütünüyle veda etmek anlamına gelecektir ki, ne edip edilmeli birinci turda aday gösterileceği kesin olan Recep Tayyip Erdoğan’ın önü kesilmeli ikinci turda ise demokrasi güçlerinin destekleyeceği adayın arkasına bütün güçler yığılmalıdır.

Şimdi oturup çıkarılan seçim yasaları ile ilgili olumsuzlukları saymaya kalksak, süngümüzü düşürüp oturacak kadar etkili ve feci olduğunu söyleyebiliriz. Ne ki; bütün bu zorlukları aşmak yine de demokrasi güçlerinin görevi olmalı, %50+1 oy onlar için ne kadar önemliyse bizim için de önemli olmalı ve demokrasi güçlerine yakın duran tek yurttaşın bile oyunun boşa gitmemesi için özel ve olağanüstü bir çaba harcamalıyız.

Hele bu aşamada demokrasi güçlerini zaafa uğratacak eleştiri ve çeşitli girişimlerden mümkün olduğu kadar uzak durulmalı, bu mücadelede CHP ve HDP’nin önemi hiçbir şekilde yadsınmamalıdır. Özellikle de CHP’ye yönelik temelsiz ve gelişigüzel eleştirilerden uzak durulmalı, CHP’nin %26’yı bulan oy oranı ile AKP ve saray iktidarından kurtulmak için oynayacağı rol asla göz ardı edilmemelidir.

Evet, oyun içinde oyun vardır.

Tıpkı matruşka gibi iç içe geçmiş sayısız oyunlar söz konusu olsa da demokrasi güçlerinin bu oyunu bozacak gücü de, kararlılığı da tartışılmayacak kadar ortadadır. Yeter ki eşyayı adıyla çağıralım, yeter ki faşizme karşı birlikteliği önkoşul olarak benimseyelim. Yoksa atı alan Üsküdar’ı geçer, sonrasında ise ahların ve tuhların hiçbir yararı olmaz.