turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


MİNARE VE KILIF

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

19 MART 2018

Bizde güzel sözler vardır. “Minareyi çalan kılıfını da uydurur” sözü bunlardan birisidir. Öyle ya en akla yatkın olmayan konularda bile peşinizden sürüklediğiniz şakşakçı ve goygoyculara işi kılıfına uydurdunuz mu anlatamayacağınız şey yoktur. Örneğin; Bahçeli bugüne kadar neler söylemiş, neler dile getirmiştir? O zaman da Bahçeli’nin şimdi yadsıdığı, sözüm ona dava arkadaşları elleri patlayıncaya kadar Bahçeli’nin ağzından çıkan her sözü alkışlamış, yanında boncuk gibi dizilmeyi nasıl bir marifet saymışlarsa bugün tam tersi davranışlarını da aynı dava arkadaşları alkışlamakta ve Bahçeli’nin yanında durmaya özen göstermektedirler. Oysa kısa bir süre içinde Bahçeli’nin söyledikleri yeni söyledikleriyle yer değiştirmiş, birdenbire “senden cumhurbaşkanı olmaz” dediği Recep Tayyip Erdoğan baş tacı edilmiştir.

An itibari ile Recep Tayyip Erdoğan’a yakıştırdığı ne vatan hainliği ne de çalma çırpma konusunda söylediği sözlerden ortada küçücük bir kırıntı bile kalmamıştır. Partisini bu denli keyfilikle yöneten birine parti içinden başkaldırılıp kongre istendiğinde de Bahçeli dava arkadaşlarım dediği kimselerin gözünün yaşına bile bakmamış, onların ne kongre isteğini yerine getirmiş, ne yargı kararlarına uymuş ne de bu dönemde yanında yer alan AKP ve saray iktidarının yardımlarını geri çevirmiştir. Sonrasında ise birdenbire bir beka sorunu uydurup Recep Tayyip Erdoğan’ın yanına geçmiş, yolunda doludizgin ilerleyerek bugünkü AKP ve saray yandaşlığı konusunda en yüksek mertebeye erişmeyi başarmıştır.

MHP kongresinden yansımalara bakılırsa başka dava arkadaşlarının çoğunun üstünü çizmiş, Recep Tayyip Erdoğan’a en az kendisi kadar yakın durmayan kimseleri, bazı homurtuları da dikkate alarak onları 75 kişilik yönetim listesine koymamıştır. Bu gidiş de gösteriyor ki, MHP’de önümüzdeki günlerde de sular durulmayacak, aksine davaya ihanet edenlerin izleri sürülmeye devam edilecektir. Dolayısı ile MHP’de olası yaprak dökümü yadsınan tabandan başlayarak, yine bağlılıkları yeterince güçlü bulunmayanlara kadar uzanacak ve temizlik korkutması MHP içinde demoklesin kılıcı gibi sallanıp duracaktır.

MHP’nin kongresi ülke için ne ifade etmektedir, hiç kuşku yok ki tartışılabilir. Ancak bu kongrede yine de en dikkate alacağımız şey; Bahçeli’nin CHP ile ilgili ettikleri sözlerdir. Bir kez insan yalan makinesine dönüşmeye görsün; en dikkate alınmayacak fasa fiso sözleri bile doğruymuş gibi kendi yandaşlarına ve yutarsa başka çevrelere de yutturmaya çalışır. Bahçeli’nin hali de o haldir. CHP’yi Fetöcü olmaktan, PKK’lı olmaya kadar her şeyle suçlamayı marifet haline getiren Bahçeli’nin işi nereye vardırmak istediği konusunda uyanık olmak gerekir.

Bildiğiniz gibi TSK’nın ve polisin envanterinde kayıtlı binlerce kayıp silahtan söz edilmektedir. Konu meclise kadar CHP tarafından taşınmış olmasına karşın bugüne kadar konu ile ilgili yetkililerden doyurucu bir yanıt gelmemiştir. Aksine bu konuda iktidar yetkilileri dut yemiş bülbül gibi susmaktadırlar. Yalnız iktidarın arka arkaya gelen tehlikeli adımlarına baktığınız zaman tehlikeli sularda yüzüldüğü de bir gerçektir.

İçişleri Bakanlığı’nın yeni genelgesiyle silahlanmış olan kimselere verilen 200 mermi beş kat arttırılarak 1000’e çıkarılmıştır. AKP ve saray iktidarı niçin bu rakamın arttırılmasına gerek duymuştur, ortada haklı bir gerekçesi yoktur. Ama öyle anlaşılıyor ki, iktidar önümüzdeki günlerde Binali Yıldırım’ın; “malımızı, canımızı yitirir iktidarı vermeyiz” sözlerine maddi gerçeklik kazandırma peşindedir. Bu maddi gerçekliğin oluşturulması işinde de havayı her geçen gün biraz daha sertleştiren Bahçeli’ye bu işin goygoyculuğu düşmektedir. Yoksa partisinin kongresinde CHP’ye yönelik ağır sataşmaların ne yeri vardır bu kongrede ne de gereği.

AKP ve saray iktidarı buna MHP de dahildir. Kendileri dışında herkesi Fetöcülükle suçlamakta ellerindeki kara boyayı herkese bulaştırmaya çalışmaktadırlar. Yalnız, bu oyunun istenildiği gibi sahneye konulamadığı ve hatta oyun başkalarını hedef alırken birdenbire kendilerine döndüğünü de açıkça görmekteyiz.

AKP Milletvekili Şamil Tayyar; bir TV kanalının ‘Dinamit’ adlı programında ezberleri bozan bir açıklama yapmıştır. Tayyar açıklamasında; “Örgütün altı ibadet, ortası ticaret, üstü ihanetti. İhanet kısmının kaçmasına göz yumuldu. Birçok ilde FETÖ borsası kuruldu. Milyon dolarlar dönüyor. Sıkıntı büyük…” dedi. Tayyar; “devlette hâlâ görev yapanlar var. Kripto falan deniyor ya, hayır açık. Herkesin kendine göre bir adamı var. Bir şekilde korunabiliyorlar. Cumhurbaşkanımızın etrafı bile kuşatma altında…” sözlerini dile getirdi.

Oysa aynı sözleri daha da bir açıklıkla CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dile getirmemiş miydi?

İl il dolaşan AKP’ye yakın hukukçulardan söz ederek nasıl bir oyun oynandığı hakkında görüşler ileri sürmemiş miydi?

O zaman kimsenin gıkı çıkmamış ne savcılar ne iktidar yetkilileri ağızlarını bile açmamıştı.

Bakalım göreceğiz; Şamil Tayyar’ın FETÖ borsasından söz etmesi bir yerlerde yankı bulacak mı yoksa iftiracı AKP’liler her önlerine gelene hem CHP’li hem PKK’lı hem de Fetöcü yakıştırmasında bulunmaya devam mı edecekler.

İşte gerçeğiniz bu sizin. Hadi ordan yavuz hırsızlar sizde!