turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


MAARİFET SARIKTA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 MART 2018

146 çağrıcı Türkiye İşçi Partisi’ni kurmak için çağrıda bulunmuş. TİP’in geçmişini bilmiyor değiliz. Bir döneme damgasını vurmuş, hatasıyla sevabıyla devrimciler için bir umut olmayı başarmıştır. Kuruluşundan günümüze kadar neredeyse yarım asırdan fazla zaman geçmiş, parti yönetici ve üyeleri gerektiğinde de bedel ödemekten çekinmeyerek ellerinden geldiğince sosyalizm için mücadele etmişlerdir. 12 Eylül 1980 faşizmi sonrasında ise parti sürekliliğini daha etkili bir mücadele verileceği düşüncesiyle TKP ile birleşerek TBKP olarak yeniden kurulmuş. Yöneticileri ise Türkiye’ye gelmeyi cezaevine girmeyi göze alarak parti kuruluşunu resmen gerçekleştirmişlerdir. Daha sonra da parti kapatılmış, TİP kendisini yeniden örgütlemeyi hiç düşünmemiş bir anlamda ise TİP’in sönümlenmesine olur verilmiştir.

Sonrasında kurulan SBP, BSP, ÖDP ve SİP içinde TİP’liler olsa bile TİP’in rengi hiçbir şekilde bu örgütlülüklerde yaşam bulmamıştır. Bu yüzden de eski TİP’lilerin siyasete devam edenleri şu an için pek çok değişik yapıda var olmaya devam etmişlerdir.

Bizler politik gelişmeleri yakından izleyenler olarak SİP içinde böyle bir damarın olduğunu her zaman için yakinen izledik. SİP kurulmadan önce STP olarak kurulmuştu, burada da yer alanların geldiği örgüt ağırlığı bakımından TİP’lilerin olduğunu da iyi biliyoruz. STP içinde yaşanan ayrışma sonrasında ise Metin Çulhaoğlu ve arkadaşları partinin Genel Başkanı dahil partiden atıldılar. Metin Çulhaoğlu ve bir kısım arkadaşının yürüyüş güzergahı önce BSP sonra ÖDP en sonunda da TKP oldu. Bu arada Yalçın Cerit Başkanlığında kurulan KP’yi saymıyorum o bir denemeydi: Çünkü komünist adıyla bir parti kurulduğunda devletin saldırısı görülmek istenmişti. Görüldü ki süreç içinde bir şey olmadı ve kongre ile KP ve SİP TKP’ye dönüştürüldü.

TKP içinde yaşanan bölünme sonrasında ise başka ayrılmalar da olduysa da parti üçe bölünerek mücadelesini sürdürdü. Bunlar sırasıyla TKH, TKP ve HTKP. Şimdi HTKP kamuoyuna bir çağrıda bulunarak eski TİP’i yeniden kuracaklarını dile getiriyor. Elbette kim ya da kimler mücadelesini nasıl ve hangi isimler altında sürdürecekler kendilerinin bileceği bir iştir. Ancak, bir suda bir kez yıkanılır. Geçmişte özellikle de 12 Mart öncesi TİP’in yığınsallığına bakılarak kimsenin kurulacak bu partinin saflarına koşmayacağı da iyi hesap edilmeli, elimizde kalan ve hepimizin tarihi olan TİP’in geçmişi bu kadar kolay kullanılmaya kalkılmamalıdır. Yani demek istiyorum ki maarifet sarıkta değil, Türkiye politikasında komünist bir yapı olarak var olunacaksa bu anlayış her türlü faydacılığın üstünde olup verilen mücadele ile yaşamın içinde vücut bulacaktır.

Bize göre bütün sosyalistler 2019 ya da daha önce yapılacak üç seçimle karşı karşıyadır. Bu seçimleri AKP ve MHP ortaklığı bir kez daha kazanırsa; Türkiye’de demokrasinin kırıntısından bile söz edilemeyecek, islami faşist diktatörlüğün en koyusu ile karşı karşıya kalınacaktır. Bu yüzden de faşizme karşı olan bütün demokrasi güçleri bu seçimde kendisini cumhur ittifakı olarak ifade eden yapının karşısına dikilmeli, tek bir kişiyi bile dışarıda bırakacak lüksümüzün olmadığını bilmelidir. Bu yüzden de önümüzde çok daha önemli görevler bizleri beklemektedir. Demokrasi güçlerinin bu mücadelede başarıyla çıkması ancak ve ancak denklemlerin doğru kurulması ile olasıdır. Eğer denklemler doğru kurulmaz ise nelerle karşılaşacağımızı bilmek için falcı olmak gerekmemektedir.

Bu bağlamda bazı sosyalist yapıların bütün bu gerçeklerin dışında toplumu seçeneksiz bırakmayacakları savıyla kendilerini işaret ettikleri görülmektedir. Yani faşizm mi, burjuva demokrasisi mi seçeneği karşısında bırakalım sistem partileri birbirlerini yesinler biz komünistiz, uzak duralım demeye getiren bir seyir izlemektedirler. Ya da ne bileyim; dışarıda kıyamet koparken ellerini çamura bulaştırmamak için kendi sırça köşklerinde komünist komünist kalmayı yığınlara salık veren bir tutum içindedirler. Bu öneri ve duruşun sınıf mücadelesinde hiçbir öğretici ve yol alıcı yanı olmamakla birlikte geliyorum diye bağıran islami faşizme geçit vermekle aynı anlama gelmektedir ki işte bu anlayıştan uzak durulmalıdır.

İlginçtir, bazıları tam da böyle bir aşamanın öngününde TİP tartışmasını gündem yapıp yığınların gözünün içine batırmaya çalışıyorlarsa burada bir bulanıklık vardır.

Değerli arkadaşlar yine TİP’i yeniden kuracaksanız kurun, kimse sizin elinizden alacak değil.

Ancak bütün demokrasi güçlerinin tam da faşizme karşı bir bütün olarak birlikte olacakları böyle bir günde değil de işi sonrasına bırakın.

Yoksa bir tartışma ve bölünme de bu isim üzerinden yaşayabilirsiniz.

Sizlere dostça ve yoldaşça uyarım faşizme karşı demokrasi güçleri olarak önümüzde cereyan edecek seçimler için enerjinizi harcayın derim şimdilik.

Daha sonra devam ettirecekseniz de siz bilirsiniz.

Ama işi marifetin sarıkta olduğu derekesine de indirmeyin…