turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HATA SÜREKLİ HATA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

31 MART 2018

Gemisini kurtaran kaptan mı desek, iş bilenin kılıç kuşananın mı desek vallahi hepsi de bir güzel uyuyor.

Bir zaman filmlerini severek izlediğimiz Hülya Koçyiğit işi salt sinema sanatçılığında bırakmadı. Baktı gördü ki sinema sanatçısı olmak kendisinden geçmiştir, o da ne yapsın dünyalığının peşine düştü. Öyle ya hem herkesin tanıdığı birisiydi hem de bu ülkede 7’den 70’e herkes filmlerini severek izlemişti. AKP’ye ve Recep Tayyip Erdoğan’a bir çark ederse; nasıl olsa AKP ve saray onun bu özelliklerini görür AKP’ye getirisini hesap edip kendisine de kapıları arkasına kadar açardı.

Hülya Hanım kendisini daha iyi göstermek için konuşmaya da başladı. Neymiş efendim; en fazla özgürlük AKP döneminde olmuşmuş. Hülya Hanım bazı hastalıklarla mücadele ediyor biliyoruz. Yalnız gözlerinde de bir sorun olduğu kesin. Ta Amerikalara gitmişken gözlerini de gösterdi mi bilmiyorum ama gösterseydi iyi ederdi bence. Çünkü ülkemizde özgürlüklerin kırıntısının bile kalmadığını, AKP ve saray iktidarının her istediğini hukuk kurallarını hiçe sayarak nasıl uyguladığını da, ülkenin varlıklarını nasıl yabancılara peşkeş çektiğini de göremiyor. Onca vurgun sonrası kimlerin cebine ne girmiştir, işte bundan haberlidir bence. Öyle ya; kim ki AKP’ye bulaştığında köşeyi döndüğünü görmeseydi hiç kalkardı da özgürlük nedir, kadın hakları ve insan hakları deyince ne anlaşılır hiçbir birikimi olmamasına karşın kalkardı da AKP ve sarayın hoşuna gidecek şekilde konuşur muydu? Amma velakin konuştu işte. Konuştukça da AKP’nin en seçkin toplantılarında kendisine yer buldu.

Sonra bir de baktık gördük ki; damadı Antalya Belediyesi’nden Konyaaltı’ndaki işletmeleri ihalesiz mihalesiz alıvermiş. Burayı günde ziyaret eden kişi sayısı düşünüldüğünde damat Ender Alkoçlar için iyi bir alışveriş olmuş da denilebilir. Malum; Antalya Büyükşehir Belediyesi AKP’nin elindedir buranın ihalesi de oradan geçmektedir. İş böyle olunca tiyatrocu kadınlar TBMM’de öne çıkarılmayıp arkada bir yerlerde sesle kendilerini ifade etmişler neyine ki Hülya Koçyiğit’in değil mi? Neyse neyse Hülya Hanım’a hak ettiğinden fazla yer ayırdık geçelim şimdi bunu.

Afrin harekatı yapıldı. Dünya aleme biz buraya teröristler için gittiğimizi söyledik ya; yanılmışız öyle değilmiş. Orada valilik adı altında bir yönetim oluşturmuşuz, yönetimi de Hatay Valiliği’ne bağlamışız. Yani sizin anlayacağınız; Suriye topraklarında bugüne kadar elde tutulan bölgelerde kaymakamlıklar, emniyet müdürlükleri ve jandarma teşkilatını oluşturmuşuz bile. Görüntü böyle olunca, bu olup bitenlerle de övünülmeye başlanınca anlaşılıyor ki oraya gidilmesinin amacı salt terörist olarak nitelendirilenlerin dersini vermek olmuyor. İşin rengi değişmiş görünüyor. Yani Suriye topraklarının bir kısmına el konulmuş da diyebiliriz.

Konu ile ilgili çeşitli tepkiler olmuyor değil oluyor da, bu tepkiler Suriye’nin toprak bütünlüğünden çok Suriye’ye düşmanlık içeren çıkışlar olarak karşımıza çıkıyor. Durup dururken Trump pat diye biz oralardan çekiliyoruz, biraz da teröristlerle başkaları ilgilensin dedi ya; bunun üzerine her fırsatta Trump’la Recep Tayyip Erdoğan’ın telefon trafiği arttı. Öyle sanıyoruz ki bunca çıkarılması gereken derse karşın yine de makara başa sarılıyor.

Şimdi aklıma bir örnek geldi. Biliyorsunuz Vietnam’da uzun süre Fransa işgalci olarak bulundu. Sonra öyle bir tokat yedi ki, Fransız halkının değil de Fransız devletinin arşiv aklı bunu asla unutmadı. Geçen süre içinde bu kez de ABD’nin Vietnam’ı işgali geldi gündeme. ABD emperyalistleri yapmadıklarını etmediklerini bırakmadılar Vietnam halkına. Ve sonra tarih hükmünü verdi ve Amerikan emperyalizmi görülmemiş bir mağlubiyete uğratıldı. Öyle sanıyoruz ki bu olaya kendisi de tokadı yiyip oturan Fransız devlet aklı içten içe çok sevinmiştir. Yine bu sevinmeyi de ABD devlet aklının bir köşeye kaydettiğini iyi biliyoruz.

Ortadoğu ve Suriye’de yaşananları uzun uzun anlatacak değiliz. Ama ABD devlet aklı Fransa’yı bataklığın içine Macron’u şişirerek sürecek Fransa da öyle ya da böyle bu bölgeden ağır bir tokat yiyerek ayrılacaktır. Senaryo bu kez de ABD’nin sevinmesine ayarlı olarak yazılmıştır. Ancak bu senaryoda kim ki Suriye’nin toprak bütünlüğünü hiçe sayar ve işgalci hayaller kurarsa yenilgiden pay almaması düşünülebilir mi? Görenler için tarih unutulmayacak derslerle doludur.

Gelelim Mehmet Şimşek’in ekonominin gidişi ile ilgili olarak uyarıcı sözlerine. Bu uyarıcı sözleri yönetimine bir eleştiri olarak alan Recep Tayyip Erdoğan üstün ekonomi bilgisi ile AKP il başkanları toplantısında; “aramızda bazı arkadaşların ekonomik durumun sıkıntılı olduğuna dair açıklama yapacak kadar yanlışın içine düştüklerini görmek bizi üzdü” demiştir.

Öyle ya; artık geçtik bu ülkenin ünlü ekonomistlerini AKP’nin içinden Mehmet Şimşek de kim oluyormuş, hem dünyanın en seçkin okullarından mezun olmak ekonomi bilmeye yeterli miymiş?

Bunları ancak rant ekonomisi konusunda mastır yapan çekirdekten yetişme ekonomi uzmanı Sayın Erdoğan’dan daha iyi bilecek ne artıları olurmuş ki, Sayın Erdoğan’a değil de Mehmet Şimşek’e inanılsın değil mi?