turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SULARI ISITAN EMPERYALİZM

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

11 NİSAN 2018

Şurası açıkça belli olmuş, ABD emperyalizmi Suriye’de yenilmiştir. Bu yüzdendir ki emperyalistler 3. Dünya Savaşını başlatmaktan küçücük bir çekince duymamaktadırlar. Akdeniz’de ABD savaş gemileri harekete geçmiş, onları Kıbrıs Rum Kesimi’nde üssü bulunan İngiltere izlemiştir. Fransa ise zaten işin başından beri bu insanlık düşmanı senaryonun içindedir. Almanya ise bir şekilde kervana katılarak bölgede kendisinin de söz sahibi olduğunu dünyaya anlatmak istemektedir.

İşin en tuhaf yanı Suudi Krallığı’nın da bu savaşın dışında kalmama isteğidir. Suudi Krallığı ki, kadın haklarının hiçe sayıldığı, insan hak ve özgürlüklerinin dikkate bile alınmadığı, şiddet ve baskı ile rejimini devam ettiren bir ülkedir. Böylesi bir ülkeden feyz alarak ülkemizde benzer uşaklık amaçlarını gerçekleştirmek isteyen dinci imancı çevreler onlardan kopya ettikleri dini anlayışı da bizim ülkemizde dayatma peşindedirler. 16 yıllık AKP iktidarı döneminde bu tırmanış epey mesafe kat etmiştir. Kadınların başlarını kapatmaktan tutun da her türlü haklarının ihlaline kadar İslamiyet’in gereğidir diyerek uygulayan Suudiler her ne hikmetse Allah’ın emri dedikleri birçok konuda ABD’nin emriyle kimi uygulamaları yaşama geçirmek gayretindedirler. Yani sizin anlayacağınız; bunlar için Allah emrinin yerini ABD’nin emir ve baş eğdirmesi almış, bu yönde uygulanan politikaların da ne denli tutarsız olduğu bütün çıplaklığı ile ortaya çıkmıştır.

Gerçek anlamda İslam la hiçbir ilişkisi bulunmayan Suudi Krallığı bizim ülkemizdeki yobazlar için de en üst perdeden referans olmuştur. İşte bu ülke emperyalizmin Suriye’ye karşı başlatmak istediği kanlı savaşın suç ortağı olarak savaşa kendilerinin de katılmak istediklerini açıklamaları bir rastlantı değildir. Daha aydınlatıcı olsun diye bir kez daha emperyalistler tarafından Libya’dan Afganistan ve Pakistan’a kadar emperyalistlerce neler yapıldığını anımsatmak isteriz. İşte bu yüzden bütün Müslüman ülkelerce Suudi Krallığı’nın bu tutumu göz önünde bulundurulmalı ve Suudi Krallığı en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Cezası da Hac görevini yerine getirmeyerek başlatılabilir. Çünkü Suudilerin kasasına girecek para unutulmamalıdır ki ABD’ye verilecek ve Müslümanların katledilmesi için kullanılacaktır.

Şu an bölge korkunç gelişmelerin her an öngünündedir. Türkiye’nin de böyle bir savaşta zarar göreceği çok açıktır. Bu yüzden bazı kimselerin doğrudan emperyalist Batı dünyasının yanında yer alma önerisi şiddetle reddedilmeli, Türkiye sonuna kadar Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunarak savaşın karşısında yer almalıdır. Gerçi gelişmeleri ve daha önce yaşadıklarımızı düşündüğümüzde AKP ve saray iktidarının güvenilmezliği ortadadır ama Türkiye kamuoyunun uyanıklığı ve karşı çıkışıyla AKP ve sarayın emperyalistlerin yanında yer alması yolunda makas değiştirmesinin önü kesilmelidir. İşin bir yanı da Türkiye Batı’nın yanında yer almalı ama bölgedeki hiçbir şeye karışmamalı şeklinde karşımıza çıkan tuzağa da düşmemelidir. Çünkü bataklığa bir atladınız mı her kıpırdayışınızda bataklığın sizi içine çekmemesi düşünülemez.

Şimdiden Türkiye kamuoyunun uyanıklılığına gereksinim büyüktür. Eğer tehlike bölgede daha da büyürse ABD’nin ve ortaklarının İncirlik Üssü’nü kullanmalarına izin verilmemeli, gerektiğinde TSK hemen önlem alarak böyle bir girişimin önüne geçmeli, iktidarın iradesi böyle bir tedbiri engellerse ki büyük ölçüde gelişmeler bu yönde olacaktır, o zaman da ülkemiz yurttaşları demokratik haklarını kullanarak Amerika ve ortaklarını İncirlik Üssü’nde hareket edemez hale getirmelidirler. Son zamanlarda bazı çevrelerce piyasaya sürülmek istenen başta Suriye ve İran olmak üzere Rusya düşmanlığı da maksadını aşan sonuçlar doğuracağı için bu dalganın da kırılması yolunda çaplı bir çaba harcanmalıdır.

Bize göre haritayı pusulayı şaşırmış bir AKP ve saray iktidarı, bu iktidarın eteğine yapışmış faşist MHP ile Türkiye karşı karşıyadır. Bugüne kadar iktidarın ABD yanlısı politikaları yüzünden ne hale geldiğimiz bilinmeyen bir şey değildir. 3. Dünya Savaşı tehlikesi bir yana dikiş tutturulamayan bir ekonomik darboğazın içindeyiz. Ne dolar, ne Euro’nun yükselişi durdurulamamakta, Türk Lirası her geçen gün daha da eriyerek ekonomi ağır bir yükle tuzla buz olma durumundadır. Türkiye’de demokrasi kimsenin umrunda bile değildir. İktidar ve iktidarın eteğine yapışmış MHP her aşamada OHAL’i savunup durmakta, Türkiye’nin OHAL dışında yönetilemeyeceğini açık açık dile getirmekten çekinmemektedirler. Fethullahçılık bahanesi ile bir kez daha hortlatılan ihbarcılık neredeyse iktidarın olmazsa olmazları arasındadır. Önüne gelen ihbarcı yurttaş bir başkasını iktidara jurnalleme peşindedir. Bu anlayışın mimarının kim ya da kimler olduklarını söylemeye bile gerek yoktur. Dolayısı ile son olarak Eskişehir’de yaşanan katliamın benzerlerine Türkiye gebe hale getirilmiştir.

Bunca sorunları ağır bir şekilde yaşarken bölgemizde emperyalistlerin insanlık düşmanı girişimlerini boşa çıkarmak yolunda atılması gereken adımlar vardır. Bu adımlar, Recep Tayyip Erdoğan’nın denetimsiz atışlarıyla da olmaz, bir yere varılamaz. Bu olaylar bunca kızışmışken Afrin’le ilgili olarak konuşan Erdoğan; “Afrin’i kime vereceğimize biz karar veririz” yönünde hiçbir anlamı olmayan, laf ola beri gele cinsinden söylenen sözlerin de bilinmelidir ki bölgeye yansıyacak zararları az değildir.

Son söz; Kılıçdaroğlu’nu suçlamak için Sayın Erdoğan bula bula devletten aldığı maaşın dışında bir kazanç bile sağlayamadığını söyleyerek bir kez daha baltayı taşa vurmuştur ki sanırız vurguncular, soyguncular, hırsızlar, ihale kurtları zil takıp oynamaktalar, dürüstlüğe ne denli düşman olunduğu gerçeği ile çamur sularda temizlenmek için inanıyorum ki sıraya da girmiş olmalılardır.