turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


EKONOMİ ve SURİYE / TURGUT KOÇAK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

12 NİSAN 2018

Dolar ve euronun çıkışı durdurulabiliyor mu? Durdurulamıyor.

Eğer böyle giderse 2019 seçimlerini bile yaşamadan doların 10, euronun 12 Türk Lirası olabileceğini söylersek hiç de abartmış olmayız. Öyle anlaşılıyor ki iktidar başka bir dünyada yaşıyor, bu ülkenin işçisi, emekçisi, üreteni başka bir dünyada. Ücretlilerin enflasyonun altında inim inim inletildiği bir dönemi yaşıyoruz. Sabah kalktığımızda ise nelerle karşılaşacağımızı bile kestiremiyor, hemen hepimiz eve ekmek nasıl götüreceğimizin telaşına düşmüşüz. Oysa ekonomiden sorumlu bakanın havası nasıl? Ona göre hava hoş her şey güllük gülistanlık ve de piyasadaki rakamlar gerçekleri yansıtmıyor. Oysa yurttaş alışveriş için markete girip çıktığında cebindeki üç kuruşa da nasıl göz dikildiğini, milyonların kanının nasıl hortumlandığını yaşadıklarıyla görüyor.

Bütün bu olup bitenler karşısında her şeyden sorumlu olan tek adam rejiminin aslisi Recep Tayyip Erdoğan nasıl sesleniyor bu ülkenin insanına? Daha önce de ekonomiyi batırmak için bazı çevreler harekete geçmişlermiş ama o zaman ekonomiyi nasıl batıramamışlarsa imiş şimdi de batıramayacaklarmış.

Ekonominin yasalarının olduğunu herkes bilir, bildiği için de aklı başında olanların uyarısı bir türlü AKP’lilere kâr etmiyor niyeyse? Onlar yine aynı tas aynı hamam bildiklerini okumayı sürdürüyorlar ki akaryakıta gelen son zamlarla birlikte ülkemizde neler olabileceğini, hiç de ekonomi falan anlamayan çiftçilerimiz öyle bir anlıyorlar ki sanırız bu iktidarın kuyruğuna teneke bağlamaktan da çekinmeyecekler, olağan işleyen bir seçim sonrasında AKP ve saray iktidarı da tarihin derinliklerine bir daha çıkmamak üzere gömülecektir.

Gerçekten de bu iktidar şaka gibi bir şey. Bir bakanın söylediği diğeri ile çelişiyor. Mehmet Şimşek uyarıda bulunacak gibi oldu da hemen sesini kesiverdiler. Artık onun yerine Erdoğan ve ekonomiden sorumlu bakan konuşarak işlerin nasıl iyi gittiğini izaha çalışıyorlar. Dahası işlerin iyi gitmediğini onlar da iyi biliyorlar ki artık tek çareyi muhalefetin her türlüsünün susturulmasında görüyorlar. Artık AKP ve saray iktidarı tek kurtuluş seçeneği olarak Afrin başarısını öne çıkarıp yığınların gözünü boyamakta gördüğü için buradan yüksek dozda şovenizm üretip herkesi vatan hainliği ile suçlayarak aklınca görüntüyü kurtaracağını sanıyor. Oysa ABD ve Batı emperyalizminin Ortadoğu bataklığına sürükledikleri ülkelerin başına nelerin geleceğini bile hesap edecek akıl ve izandan yoksunlar.

AKP iktidarının Libya’nın başına gelenlerden ders çıkarmamış olması, bugün Libya diye bir devletin haritadan nasıl silindiğini, kendilerinin de alet olarak varılan sonuçları olmamış gibi davranması aymazlığın hem de daniskası olarak görmek gerekiyor. Hiç kuşkusuz Suriye daha dişli ve direngen olduğundan ve dünya dengelerinde de yalnız kalmadığı için bugüne kadar direnmiş ve de özgücünün tam anlamıyla ortaya çıktığı son evrede emperyalistler tıpkı Libya gibi Suriye’yi de yok edeceklerini düşünerek harekete geçmişlerdir. Türkiye’nin gelişmeler karşısında izlediği politika güvenilmez bir politika olduğu için de atılacak bir yanlış adımda Türkiye için bedeli ne kadar ağır olacak hepimiz göreceğiz. Böylesine kılı kırk yarmak gerektiği bir sırada AKP ve saray kaba politikalarla sağa sola sataşıp durmakta, bir senaryo olan kimyasal kullanımı yalanına ise ilk sarılanlar içinde yer almaktadır.

Aslında Doğu Guta denilen bölgede Suriye merkezi güçleri zafer kazanmışlar, 40 binin üzerinde silahlı İslami terör örgütü yanlısı militanlar o bölgeden çıkarak, “Fırat Kalkanı” olarak ifade edilen yerlere gelip dayanmışlardır. Bu yüzden de bu olup bittilerden sağlıklı bir politika izlemekten uzak ve öngörüsüz AKP ve sarayın olaylara şaşı bakması yüzünden Türkiye başka tehlikelerle de kesinlikle karşı karşıya kalacaktır.

Konuyu her fırsatta dile getirip dedik ki, Suriye’nin toprak bütünlüğüne helal getirecek tutum ve davranışlardan uzak durulmalıdır.

Ama öyle olmuyor.

Birisi çıkıyor, Afrin’in Suriye’ye teslim edilmeyeceğini söylüyor. Başbakan çıkıyor, kimsenin toraklarında gözümüz yok, Türkiye ilhakçı değil derken bir başka yerde Çavuşoğlu Afrin’i hiçbir zaman geri vermeyeceklerini dile getiriyor. Böylesine acayip benzemez laf yığını ile politika yapacaklarını sananlar eğer Suriye’de gelinen noktada geri adım atılmazsa Türkiye’nin de emperyalizmin saldırısında büyük bedeller ödeyeceğini bilmemiz gerekiyor.

Suriye’yi parçalamaya yönelik emperyalistlerin her girişiminin karşısında durulmalı, ABD başta Fransa ve İngiltere’nin bölgede at oynatmasına yarayacak en küçük bir girişimden uzak durulmalıdır.

Aksi halde AKP savaş yolu ile iktidarını sürdüreceğini düşünmenin de ötesinde ülkemizi öyle dar boğazlara sokacaktır ki işte o zaman herkes yurtsever kim imiş, vatan haini kim imiş görecek görmesine de sonuçta olanlar da olmuş olacak, ceremesini de hem bölge halkları hem de bizim halkımız çekmiş olacaktır.