turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SAVAŞ MI İSTİYORSUNUZ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

16 NİSAN 2018

AKP ve saray iktidarı zehir zemberek. Birdenbire çark edip ABD ve ortaklarının yanına geçiverdi. O kadar kısa sürede öyle birbiriyle çelişen sözler ettiler ki bunlara bakıp da ağzınızın açık kalmaması olası değil. Her ne kadar Doğu Perinçek ve partisi Vatan Partisi Recep Tayyip Erdoğan ve AKP’nin emperyalizm karşıtı söylese de öyle olmadıkları Suriye’nin emperyalistlerce füzelerle vurulması ile bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Ve zaten eşyanın doğası gereği bu dinici imancı kesimlerin emperyalizm karşıtı olmalarının olanağı yok. Eğer bu gerçeği anlamak istiyorsak şu kısa zaman dilimi içerisinde Suudi Arabistan’ın ABD’den aldığı tirilyon dolarlık silah alışverişini bir incelemeli ve buradan da bütün dincilerin izini sürüp gerçekleri bir güzel öğrenmelidir.

Başbakan Binali Yıldırım, ABD, İngiltere ve Fransa’nın Suriye operasyonunu değerlendirdi ve “bugüne kadar kılını kıpırdatmayanların kimyasal silahtan sonra harekete geçmeleri geç kalmış bir harekettir. Alçak katillere verilmiş gecikmiş bir cevaptır” dedi.

Bu sözlere bakınca insanın kanı donuyor. Böylesine sarf edilmiş sözleri duyunca bu iktidarın bölge ve Türkiye için ne denli tehlike olduğunu görmekte zorlanmıyorsunuz.

Recep Tayyip Erdoğan, zaten bütün Suriye saldırısı ile ilgili konuşanlar için ilham veren kişi olarak çığır açıcı konuşmalar yapıyor. Suriye’ye son füze saldırısı ile ilgili olarak Erdoğan; “ABD, İngiltere ve Fransa’nın saldırısında bir defa daha gördük ki, bu iş öyle pansuman tedbirlerle olmuyor. Esad, kim ne derse desin zalimdir.” Diyerek nerelere mesaj verdiği çok açık değil mi?

Füze saldırısından kısa bir süre önce kaçak sarayda Putin ve İran Cumhurbaşkanı görüşüp poz veren kişi değildi sanki. Öyle bir çark etti ki akılları şaşırttı.

Müdahalenin kimyasal silah kullanan bir rejime yönelik olduğunu savunan Çavuşoğlu, “Daha önce defalarca kimyasal silah kullanan ve o konvansiyonel silahlarla da bir milyona yakın insanı bizzat kendisi öldüren bir rejime, bugüne kadar çoktan müdahale edilmesi gerekiyordu. Esad rejimi görevde kaldığı için tüm çabalarımıza rağmen insanları öldürmeye devam etti” diye konuştu.

Rejimin daha önce de kimyasal kullandığını ve cezalandırılmadığı için tekrar kimyasal kullandığını dile getiren Çavuşoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Burada en kilit, ön önemli ülke Türkiye oldu. Maalesef tüm anlaşmalara rağmen Rusya ve İran’ın garantör olmasına rağmen Doğu Guta’nın da çatışmasızlık bölgesi anlaşmasına dahil edilmesine rağmen Doğu Guta’da da on binlerce insanı son bir ay içinde bu rejim öldürdü. Bu müdahale rejime yöneliktir, umarım sonuç odaklı olmuştur. Yapılan açıklamalara göre, kimyasal silahların yapıldığı merkezlere, araştırma merkezlerine füze ya da bomba attıklarını söylediler. Buralar hedef alındı dendi. Sivillerle ilgili şu ana kadar bir açıklama olmadı. Rejimden bir açıklama gelmedi. Bizim açıklamamız da ortadadır, ama bu rejimin artık Suriye’nin başında kalmaması gerekiyor. Yarın bu rejim bu saldırılarını devam ettirirse, daha büyük olaylar olur iş büyür. Suriye’de kaos geri gelir hem de geri dönülmez bir biçimde gelir. Bir an önce siyasi sürece geçmemiz lazım. Suriye’yi bu rejimden kurtarmamız gerekiyor.”

AKP ve saray iktidarının bu konuşmalardan sonra dış politikada ne kadar çuvalladığı bir yana yeniden ABD’yi “stratejik ortak” olarak görmesi ve bu anlayışın ruhuna uygun olarak da Suriye’yi söz bağlamında ateş altına alması dünya alemin unutacağı bir şey değildir. Bu denli ağır konuşmalar yapanların Suriye’de barış istediğine kimi inandırabilirler ki? Bugün AKP ve saray iktidarı hem ülke içinde milliyetçi şoven bir politika izleyerek yandaş kazanma havasında hem de savaş naralarıyla ortalama kimselerin ayranını kabartarak iktidarını sağlamlaştırma ve ne pahasına olursa olsun iktidarda kalma isteğinde. Bu yüzden de Türkiye’nin içine itildiği tehlikeli ortam gün güne daha da ağırlaşmaktadır.

Sonuç olarak AKP ve saray iktidarı bütün faşizan iktidarlar gibi savaşla besleneceğini iyi bildikleri için sürekli olarak yavaş kışkırtıcılığı yapmaktadır.

Bu yüzden de yazımızı bir soruyla bitirelim.

SAVAŞ MI İSTİYORSUNUZ?

İstiyorsanız arayan belasını da bulur mevlasını da…