turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HAZİRAN NOTLARI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

22 NİSAN 2018

Biliyor musunuz değerli devrimciler; Haziran bizler için değerli bir aydır. Biliyor musunuz ülkeyi parsel parsel satıp savan, emperyalist/kapitalist sistemin işbirlikçisi karış devrimciler; Haziran sizin için de önemlidir. Önemlidir, çünkü Türkiye geniş emekçi çevreleri Haziran ayında ayağınızın altından toprağın kaydığını görmüş ve yıkılabileceğinize kesin olarak kanaat getirmiştir.

Alalım isterseniz 15-16 Haziran şanlı işçi direnişini. Bildiğiniz gibi sizlerin istediğiniz gibi at oynatarak işçilere verdiğiniz hakları adeta sadaka gibi görmenizden kaynaklı nedenlerle işçiler ne sizin çizdiğiniz sınırlar içinde davranmayı kabul edip sarı sendikaların saflarına doluşmayı seçmişler ne de işçilere ve emekçilere biçtiğiniz yaşam tarzını kabul edip boyun eğmeyi kabul etmişlerdir. Aklınzca işçilerin ekonomik, demokratik hak ve özgürlüklerini savunan ve bu yönde önemli başarılar elde eden işçi sınıfının devrimci sendikası DİSK’İ silme gayretleriniz 15-16 Haziran şanlı işçi direnişiyle geri tepmiş, o zamana kadar ülkemizde işçi sınıfı var mı yok mu tartışmasıyla havayı bulandırıp işçi sınıfının sosyalizm mücadelesinde hem eylemli olarak hem de öğretisel olarak önünü kesip yok saymak isteyen devrimcilere iyi bir ders olmuştur. Sermaye güçlerinin ve iktidarlarının da ödünü patlatmış, sınıf kendisi için sınıf olduğunda ve gücünün farkına vardığında neler yapabileceğini de bir güzel kanıtlayarak tarihe kazınamayacak şekilde damgasını vurmuştur. İşte bunun için Haziran ayı çok önemlidir çok.

Ülkemiz 12 Mart ve 12 Eylül faşist darbelerini yaşamıştır. Hele 12 Eylül darbesi sonrasında yaşananlara baktığımız zaman sistem kendisini nasıl da garantiye almış ve solun gelişmesinin önüne öyle bir set çekmiştir ki, bizler hâlâ çekilen bu set yüzünden bir türlü kendimize gelemiyoruz. 12 Eylül faşizmi sonrasında ortaya çıkan iktidarlara baktığımız zaman da sistemin savunucularının işi ne kadar da sıkı tuttuklarına tanık oluyoruz. Gelen iktidarlara baktığımız da bir iki tanesi dışında hemen hepsi tamamı da desek yanlış olmaz bir dış proje olan AKP iktidarının işbaşına gelmesine ortam hazırlamışlardır. Şimdi içine düştüğümüz bunca kötülüklerin izini sürdüğümüzde ise gerçekleri bütün çıplaklığı ile görmekte zorlanmıyoruz.

AKP iktidarını ve Recep Tayyip Erdoğan’ı en tepeye oturtanların amaçlarına ulaşamadıklarını söyleyemeyiz. Onlar, amaçlarına bir güzel ulaşmışlardır. Daha da önemlisi alınan sıkı tedbirlerle de kimsenin karşılarına çıkamayacaklarına öyle inanmışlar öyle inanmışlardır ki yine bir Haziran Ateşi diyebileceğimiz Gezi gösterileriyle çakılan kıvılcım bir anda ülke genelini sararak iktidarda şafağın atmasına neden olmuştur. Denilebilir ki, iktidar için yakılan Haziran Ateşi sonrası gösteriler nedeniyle iktidar ne yapacağını şaşırmış, şiddetin en koyusunu uygulayarak gösterilerin önünü almaya çalışarak 8 kişinin ölümüne, binlerce kişinin yaralanmasına, 10’nun üzerinde kişinin de ağır yaralanmasına varacak açıkça suç niteliğinde şiddete başvurmaktan çekinilmemiştir. Bu konuda yapılan eleştirilere karış ise “emri ben verdim” diyen bir Recep Tayyip Erdoğan söz konusudur ki, O Erdoğan gösterilerin en etkili olduğu dönemde her ne kadar bazı ülkeleri geziye çıkmıştır denilse de Türkiye dışına çıkmak zorunda kalmıştır.

Gezi gösterileriyle ilgili elbette eleştirel yaklaştığımızı sırası geldikçe yazıp çizdik. Ancak bu bizim Gezi gösterilerini yadsıdığımız ve de yanında olmadığımız anlamına da gelmez. Bu yüzden şimdilik iki önemli Haziran ayı içinde yaşananlara değinmekle yetinerek diyoruz ki; Haziran ayı hem devrimciler açısından hem de halk düşmanı, ülke düşmanı gerici, dinci ve faşist iktidarlar açısından önemli bir aydır. Şimdi ise 24 Haziran 2018 tarihinde Türkiye'nin ve geniş emekçi yığınların yazgısını önemli ölçüde belirleyecek olan Partili cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine gidiyoruz. Bu seçimlerde asgari müştereklerde demokrasi güçleri bütünleşebilirler ve bu bütünleşmeyi ilkeli bir bütünleşmeye çevirirlerse buradan ilan ediyoruz ki böyle bir güç birliğin hem Recep Tayyip Erdoğan ve partisinin hem Devlet Bahçeli ve MHP’sinin aynı zamanda da sonu olacak, Bahçeli’nin erken seçim önerisi bir anda hem kendisi hem de Recep Tayyip Erdoğan için siyasi ötenazi olarak tarihe geçecektir.

Bunu başarabiliriz.

Başaramazsak eğer bilinmelidir ki bizim ileri sürdüğümüz anlayışları baz alarak birlikte davranılmasının önünün kesilmesine kim ya da kimler engel olurlarsa vebali de onların üstünde kalacak, önümüze çıkan bu Haziran fırsatı bir kez daha heba edilmiş olacaktır.

Sonrasında ettiğimiz ahların vahların ise asla geri dönüşü olmayacak, bu kez de tarih bizim açımızdan söylersek bıraktığımız aynı noktadan yazılmaya devam edilerek yanlış yapanların tasfiyesiyle sürdürülerek sosyalistlerin asla boyun eğmezliği her fırsatta dost düşman herkese gösterilecektir.