turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ÖZÜ BAŞKA SÖZÜ BAŞKALARI ÇOK DİNLEDİK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

30 NİSAN 2018

Kendi halkını insan yerine koymayan sağcı, dinci iktidarları o kadar çok dinledik ki artık içimiz şişti. Sürekli olarak ahlaktan dem vururlar ama ahlaksızlığın daniskası onlardadır. Sürekli olarak solcu ve sosyalistleri vatan hainliği ile suçlarlar ama üç kuruşa vatanı satmaya gelince kimse ellerine su dökemez. Yeter ki büyük emperyalist başkentlerden gelsin istek bir çavuşun karşısında bile dizlerinin bağı çözülür. Emperyalizme hizmette kusur etmeyen kendileri olmalarına karşın solcular ve sosyalistler bunların yaylım ateş atışlarından hep ama hep nasiplerini alırlar. Bir zamanlar dillerinden solcular ve sosyalistler için “komünistler Moskova’ya” sözünü hiç dillerinden düşürmezler, önlerine gelene “Moskof dölü” der dururlardı ama iş al takke ve külaha gelince onlar için kim olursa olsun önemli değildir, bir onların gidip önlerine yatarlar bir bunların.

Şimdi Türkiye değişik ama yine aynı konular üzerinden tartıştırılıp duruyor. Neymiş efendim CHP’den İyi Partiye geçen 15 milletvekilinin yaptığı iş ahlaksızlıkmış. Şimdi yolda, izde, salonda, meydanda Recep Tayyip Erdoğan hep bunları yineleyip duruyor. Onu kaval etkisiyle dinleyen birçokları da avuçlarını patlatıncaya kadar reislerini alkışlamaktan geri kalmıyorlar. Alkış tutanların akıllarına seçim hileleri için ne büyük ahlaksızlık yapıldığını sormak ve düşünmek ise kimsenin aklının ucundan bile geçmiyor.

Adam ekonomiyi batırmış, milyonlarca emekçinin şarap içer gibi kanını içmiş omzunun etini yemiş patron ama o çıkmış OHAL’i kimin için ilan ettiğini yüzü bile kızarmadan söyleyip duruyor. Geniş emekçi yığınlarında ve onların emek örgütlerinde ise tıs yok. Fabrikalar özelleştiriliyor, Cumhuriyetin alın teri göz nuru şeker fabrikaları birilerine peşkeş çekilmiş, yok pahasına satılarak uluslararası nişasta bazlı şeker üreten gıda şirketlerinin önü açılırken işçisi, emekçisi, köylüsü ayazda kalmış ama o muhterem kalkmış partisinin gençlik toplantısında ve Özbekistan yolunda cumhurbaşkanlığı seçimlerini açık ara kazanacağını söylüyor. Yani milyonları bulan yığınlar onca şey yitirmelerine karşın yine de Recep Tayyip Erdoğan’a anladığı şekilde yanıt vermek için meydanlara inmediği için kazanacağı konusunda algı yaratıp kendisi için nasıl olsa bu adam gönderilemez iyisi mi yazgımıza razı olalım olsun bitsine getiriyor işi. Öyle ya bu muhterem akıl açısından çöl bir ülkede cirit attığını düşünüyor olmalı ki bu kadar rahat, bu kadar iftiracı, bu kadar akıl dışı şeyleri bir çırpıda söylemekten geri kalmıyor. 16 yıllık AKP iktidarı döneminde ülkenin yuvarlandığı uçurumdan söz etmek niyeyse hiç aklına gelmediği gibi konuyu hiç oralara getirmeden işi sadece iftira ve hakaret noktasında tutarak üstünlük kazanacağının hesabını yaparak sonuç almayı daha olur görüyor.

Arkadaş sen önce Türkiye’nin ekonomisini batırmış ülkeyi dışa bağımlı hale getirdiğin içinde borç batağına itmişsin. Her ay verilen cari açık ve de ödenecek faizler yüzünden ülkenin soluğu kesilmiş ama sen böyle bir şey yokmuş gibi davranarak sorunları daha derinleştirip işi yalan yanlış açıklamalarla dile getirmekle yetiniyorsun. Yeri geliyor faizle nasıl kahramanca vuruştuğun gösteren lafların gırıla ama ne piyasa seni dinliyor, ne bankalar ne de Merkez Bankası. Süreç kapitalist işleyişin yasalarına uygun olarak işliyor ve faizler arttırılmak zorunda kalınıyor.

Tutunacak başka dalın kalmadığı için beyninin yarısı boşalmış İbrahim Tatlıses’ten bile medet umarak çekirgen gibi yanında sektirip konuşma platformuna çıkarıyorsun. O da sizin hoşunuza gideceğini düşündüğü için Menbiç-Mümbiç bir şeyler geveleyip gururunuzu okşamaya çalışıyor aklınca. Savaş sizin zaten ne zaman dinci, gerici ve faşist iktidarlar sıkışmışlardır besin kaynakları savaş olmuştur. Çünkü içerdeki muhalefet en iyi savaş çığırtkanlığı ile susturulabilir. Kim ki savaşa karşıysa hemen yaftalama hazırdır, vatan haini. Sizinki de o hesap her fırsatta savaştan söz edip oradan besleniyorsunuz.

Biz sosyalistlerin yalanı abartması yoktur. Dünyanın her yerinde milliyetçi ve şoven iktidarlar her fırsatta kışkırtıcı politikalar izlerler ki halk başka bir şey düşünüp de kontrolden çıkmasın. Bizler Yunanistan Syriza’sının bir halt olmadığını söylerken doğruyu söylüyorduk. Sosyalistliğin popülizm olmadığını bu tür solculuk anlayışının hokkabazlık olduğunu söylerken çok haklıydık. Syriza’nın Savunma Bakanı bakın en son ne yapmış? Kardak’a çıkamaktı, şuydu, buydu derken 160 yıldan daha önce adı geçen bir kadını rütbelendirmiş ve amiralliğe yükseltmiş. Faşist kafalılar böyledir. Hitleri Führer yapan kafa ile milliyetçilik ve Yunan halkını uyutmak amacıyla kadına amirallik rütbesi veren kafa aynı kafadır.

Yazılacak çok şey var aslında. Baksanız ya ne hünerleri varmış Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın. Emrinde olan orduda Fethullahçılardan haberi maberi yok, derdest edilip götürülmüş sonra da nasıl kurtulduysa kurtulmuş ama Recep Tayyip Erdoğan’ın isteğiyle cumhurbaşkanlığı konusunda Abdullah Gül’ün kapısını çalma ip aklınca siyaseti düzenlemeye kalkışıyor. Koskoca orduyu ne kadar düzenlediysen ve her stratejik yere Fethullahçılar yerleşirken haberin olmadı ya da işlerini kolaylaştırdıysan bugün de aynı şeyi yapıyorsun. Tarikat, cemaat, vurguncu kurnazları adına belleklere kazınan bir iş daha becermiş oldun. Nasıl feslileri ziyaret ettiysen bugün de ondan daha felaket bir görevi üstlenmişsin.

Son söz; AKP ve saray iktidarı eliyle ülkemizde tam anlamıyla bir fetret devri yaşanıyor. Ama bunu yaşatanlar bilmiyorlar mı ki her gecenin bir sabahı olacaktır. İşte o zaman ne yapacaksınız paşalar? O zaman ne yapacaksınız Sayın Reis? Seçimi açık ara kazanacakmışsınız. Belki kazanırsınız ama nasıl kazanacağınızı da sizler gözümüzün içine baka baka söylüyorsunuz aslında…