turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HİNOĞLU HİNLİK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

03 MAYIS 2018

Eğer AKP ve paça yapışıcısı Devlet Bahçeli’nin MHP’siyle birlikte ayakta tutmaya çalıştıkları iktidar tarihin çöp sepetine gömülmezse gelecek günlerimizin daha da karanlık olduğunu söylemek için falcı olmak gerekmez. Ekonomi batmış, her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Eğitim bugüne kadar hiç olmadığı kadar dibe vurmuş durumda. İlköğretimden ve hatta anaokullarından başlayarak dinselleştirilen eğitim yetmiyormuş gibi bir de onlarca yıl geleneğe ve birikime sahip olan Türkiye’nin önemli üniversiteleri bölünüp ufaltılarak işlevsiz hale getirilmek isteniyor. Dünya çapında adları sanları olan üniversiteler ufaltılıp medreseye çevrilerek iktidar tarafından tam anlamıyla kontrol altına alınmak isteniyor. Çünkü onca yıllık birikime sahip köklü üniversitelerde iktidar ne kadar kadro değişimine giderse gitsin karşısına bu üniversitelerde şimdiye kadar üretilmiş olan bilimsel çalışmalar karşısına çıkıyor. Bu yüzden de bu üniversiteler küçültülürse hem verdiği hizmet açısından sınırlandırılmış olacak hem de iktidar tarafından sıkı fıkı kontrol altına alınarak bu üniversitelerde deve sidiğinin ne kadar önemli olduğuna kadar safsataların içine gömülünmüş olacak ki iktidar rahat edebilsin.

Öyle ya, AKP iktidarının ekonomik uygulamalarına şak şak tutacak bir avuç üst yöneticiden başka kimse AKP’nin yaptıkları ettikleri ile uyuşmuyor. Namuslu bilim adamları üniversitelerden atılsalar, tehdit edilip susturulmaya çalışılsa da evdeki Pazar çarşıya uymuyor, bu yüzden AKP ve saray iktidarının istekleri bir türlü yerine oturtulmuyor. Oysa AKP ve saray iktidarı dinci vakıf ve cemaatlerle üniversitelerin her köşesine rahat rahat dalıp at oynatsalar kötü mü olurdu AKP için? AKP iktidarı dikensiz gül bahçesinden dolaşmak istediği, astığım astık, kestiğim kestik bir anlayışa sahip olduğu için kendilerine ters gelecek küçücük bir farklılığa bile tahammül edemiyor. Bu yüzden de 80 milyonun gözünün içine baka baka en köklü üniversitelerimizin bölünmesi ve medreseye dönüştürülmesi için üstelik tepkileri de görmezden gelerek mecliste bölünmenin yasalarını çıkarmaya başladı bile. Şu an meclisin ne yazık ki gündeminde bu konu var.

Dün değişik üniversitelerden gelip meclisin önüne dayanan öğretim üyesi, öğrenci ve duyarlı yurttaşları iktidarın taktığı bile yok. Ben yaparım olur havasında işine devam ediyor. Üniversitelerde yapmak istediği operasyonla oy yitirdiğini görüyor olsa bile emeklilere yılda biner liradan vermeyi taahhüt ettiği ikramiye ile fazla fazla arayı kapatacağını düşündüğü için kaç gündür yükselen tepkiler karşısında tınmıyor bile.

AKP iktidarının göz boyayıcılığı ne kadar etki eder göreceğiz ama emeklilerin eline daha bin lira geçmedin dolarda yaşanan yükseliş nedeniyle 40 liraya yakın bir miktar eridi bile.

Gelelim şu imar affına. İmar affı her ne kadar evi barkı olanların yararına olacakmış gibi gösteriliyorsa da asıl gözlerden ırak tutulmak istenen kat üstüne kat çıkarak ve talan yoluyla orayı burayı yağmalayanlar yararlanacaktır. Her ne kadar Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki bu son af olacak, halkımız yararlanacak dese de asıl yararlanacak olanlar kesinlikle vurguncu takımı olacaktır.

Yurttaşların sorunu olduğunda kılını bile kıpırdatmayan AKP ve saray iktidarı yapılacak olan 24 Haziran 2018 erken seçimlerini de bahane ederek işi katakulliye getirmek ve vurguncuları bu toz duman içinde görünmez hale getirmek istemektedir. Bu konuda iktidarın hiçbir içtenliği yoktur. Eğer olsaydı, imar sorunu ile ilgili mağduriyet yaşayan yurttaşların sorununu seçimlerden çok önce çözer, hem bunu yaparken de çevre sorunları yaratmayacak şekilde bir sonuca bağlardı. Oysa bir seçim rüşvetiymiş gibi gündeme gelen bu imar affında ecüş bücüş şehir görüntülerine göz yumulduğu gibi asıl kayrılmak istenenler kayrılmış olacaklardır.

Bu arada bir konuya daha dikkat edilmeli, camilerin iktidarın propaganda üssü gibi kullanılmasına ise izin verilmemelidir. Önümüzdeki günlerde bu yönde çok şey yaşayacağımızın habercisi bazı vaazları da şimdiden işitiyor oluşumuz oldukça önem taşımaktadır.

Bitirirken; AKP ve saray iktidarının her çevreden geniş kitleleri tehdit eder hale gelmesini de gözlerden kaçırmamak gerekiyor. Bu iktidar ki 16 yıllık iktidar döneminde ortada demokrasinin kırıntısını bile bırakmamış, tam anlamıyla faşist bir iktidar uygulamasıyla hemen herkesi raptı zapt altına alma yolunu seçmiştir.

İşte bu yüzdendir ki demokrasi güçleri olarak bizler gücümüzü birleştirmek ve ne pahasına olursa olsun bu iktidarı göndermek göreviyle karşı karşıyayız. Bu yüzden de seçimlerde sandık başına gitmeyip çeşitli savlar ileri sürüp mırın kırın edip işi yokuşa sürme lüksümüzün olmadığını bilmek zorundayız.

Ama elbette işimiz 24 Haziran günü bitecek değildir.

Sol ve sosyalist çevreler olarak 25 Haziran gününe de devrimci kararlılığın bizi beklediğini asla aklımızdan çıkarmamamız gereklidir.

Bu da böyle biline…