turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


“AHDİM OLSUN Kİ”

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

07 MAYIS 2018

Önce Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin İstanbul İl Kongresi’nden başlayalım yazmaya. Kongre günü devletin bütün olanakları sonuna kadar kullanılmış, İstanbul’un çeşitli semtlerinden kongre salonuna belediyenin otobüsleri bedava insan taşımışlardır. İnsanları kendi başlarına bıraksanız kongre salonuna bile gitmeyecekler ama işte görüldüğü gibi devletin bütün olanakları kullanılarak insanlar kongre salonuna ve önüne yığılabiliyor.

Her zaman olduğu gibi Sayın Recep Tayyip Erdoğan buradaki yaptığı konuşmada da attıkça attı ve içi boş vaatlerini arşı âlâya kadar dayandırdı. Kur’an ayetlerinden alınma sözü de kullanarak bir bir asla yerine getiremeyeceği vaatlerini sıraladı. “Ahdim olsun ki” diye başladığı sözü söylerken kendisini ne yerine koyduğunu sanırım Recep Tayyip Erdoğan daha iyi biliyordur ama o dini bütün sanılan oraya yığılmış kalabalıktan doğru dürüst bir tanesinin bile anladığını sanmıyoruz. Eskiden şeyh uçmaz mürit uçurur diye bir söz vardı. Şimdi bu söz artık şeyh uçurmanın da çok ötesine geçti. Neden derseniz; Kur’an ayetlerini bir okuyun göreceksiniz. Ayetlerde ahtleşenin Allah olduğu o kadar açıktır ki. Şimdi de bu yoldan yürüyerek Türkiye halkı ile ahtleşmeye kalkışan Recep Tayyip Erdoğan’dır sanıyoruz o kendisine ulu bir yücelik bahşetmiş olmalı.

Kur’an’da yazdığı gibi; Ama ahdim olsun ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım!

Dememiştir, Recep Tayyip Erdoğan ama bir sürü vaadini de “ahdim olsun ki” diyerek yinelemiştir. Buradan kalkarak diyoruz ki iş artık inananlar açısından da trajikomik bir hale gelmiştir. Ahtlerinin hiçbirini yerine getiremeyecek olan Erdoğan üstüne üstlük asılsız vaatlerinde Allah’la kandırmak yoluna giriyor ki bunların ne gidişleri gidiştir ne de halleri haldir.

Gelelim, iktidara ilk geldiklerinde yineledikleri 3 Y yalanına. Neymiş; yolsuzlukla, yoksullukla ve yasaklarla mücadele edeceklermiş. Ne garip değil mi sen, 16 yıldır iktidarda ol, yolsuzluk ülkenin kılcal damarlarına kadar yayılsın, köşeler dönülüp milyarlar vurulsun, kayrılanlar milyarlık işadamı kılığında ortalığı doldurup Recep Tayyip Erdoğan’ın birer kararlı destekçileri kesilip onca televizyonu ve gazeteyi havuz medyası haline getirsin, kıyılar, ormanlar, ülke varlıkları, kentler yağmalansın sonra da çık yolsuzlukla mücadeleden söz ederek milyonları bir kez daha kandırmaya çalış. Gerçekten de aklın alacağı bir şey değildir.

Yoksulluğa gelince; milyonlar eskiye oranla belki yüz kat daha yoksullaşıp umutsuzluğa düşmüşlerdir. Asgari ücretle iş bulup çalışanların alım gücü eskiye göre öyle düşmüş öyle düşmüş ki yurttaş temel gereksinimlerinin hepsinden büyük ölçüde kısarak ayakta kalmaya çalışmaktadır. Çalışanların hali kötüdür, emeklilerin hali içler acısıdır, çiftçilerin emekleri boşa gitmekte, girdileri gelirlerinin çok üstünde olduğu için neleri var neleri yok kaybetmekle karşı karşıyadırlar. Esnafı umutsuzdur, gençliği umutsuzdur, aydınları gelecekten kuşkuludurlar. Özetle ülke sav sat ekonomisi ile dışa bağımlı hale getirildiği kadar getirilmiş, borç batağına itilmiştir. Bugüne kadar yoksulluğu önlemek şöyle dursun daha da azdıranlar adına şimdi kalkmış Sayın Erdoğan ahkâm kesmektedir. Havuz medyası ise ülkeyi güllük gülistanlık gösterip başka bir alemde yaşıyorlarmış gibi uyduruk sözleri manşetlerinden vermekte ve halkı kandıracaklarını düşünmektedirler.

Yasaklara gelince; hani bir tekerleme vardır; “o yalan bu yalan gel biraz da sen oyalan” diye ya işte o hesap bu ülkede her şey yasaktır. Üstelik bu yasakların yaptırımını arttırmak için de iki yıla yakın süredir ülke OHAL’le yönetilmeye çalışılmaktadır. Gazeteci haber yapmıştır, yasakla karşılaştığı için içerdedir. Akademisyen düşüncelerini açıklamış, iktidara dokunduğu için hemen hepsi işlerinden olmuştur. Üniversite gençliği yapılanlara seyirce kalmadığından hapislerdedir ve de öğreniminden edilmiştir. İşçilere grev yasaktır, hak aramak yasaktır. Kim ki hak ve özgürlüklerini bir yurttaş olarak kullanmak ister onun tepesinde de yasakların kılıcı sallanır. Polisler onca milletin gözü önünde her ortaya çıkanın tepesine çullanıp muamele çekerler.

Yani sizin anlayacağınız dünyada yasak konusu ile ilgili olarak bir yarışma düzenlense bunun da olimpiyatları olsa bilinmeli ki Türkiye kimseye bu yarışmayı kaptırmayacak açık ara birinci gelecektir. Televizyonlarda, gazetelerde, radyolarda muhalefetin görünmesi, duyulması ve yazılması yasaktır. Öyle olduğunu anlamak istiyorsanız havuz medyasının gazete ve televizyonlarına bir bakın göreceksiniz. Üstelik bu kervanın içinde bizim vergilerimizle ayakta duran vurgun yeri haline getirilmiş olan TRT’de vardır.

Muhterem sıkışmıştır.

Sıkışmış olduğu için makarayı başa sarmış iktidara ilk geldiği günlerin sözlerini bir kez daha tapanlayıp dile getirmektedir.

Ama milyonlar yutar mı? Hayır yutmayacak.

24 Haziran 2018 günü yapılacak olan seçimlerde bu yalanlara ve yasaklara son verecek “AHDİM OLSUN Kİ” diye büyüklenip burnu bulut çizenlere de gereken dersi verecektir.

Şunun şurasında birilerinin dersini almalarına 48 gün kalmıştır, bekliyoruz.