turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BU NASIL BİR ŞEY YA?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

08 MAYIS 2018

Recep Tayyip Erdoğan Kudüs’ün İsrail’in başkenti olması karşısında yine kükremiş. Neymiş efendim; iki dünyada da iki eli İsrail’in yakasında olacakmış. Böyle bir demecin küçücük bir değeri var mı acaba? Hem iki eliniz İsrail’in yakasında olsa ne olur olmasa ne olur? Onca izlediğiniz dış politikaların nelere mal olduğunun hiç mi farkında değilsiniz acaba? Ortadoğu’da Selefi Müslümanları destekleyerek karıştırmadığınız bir tek ülke kaldı mı acaba? Hem de bu işi bütün dünya halklarının baş düşmanı Amerika ile birlikte gerçekleştirmediniz mi? Suriye’de harekete geçirdiğiniz bu İslami terör örgütlerinin eylemleri sonucu Suriye’nin ne hale getirildiğinden de mi haberiniz yok da kalkmış böylesine sızlanma sözlerini söyleyip sanki Müslümanlardan yanaymışsınız gibi sözler ediyorsunuz? Eğer; bugün İsrail Kudüs’ü bütün dünyanın büyük bir bölümünün karşı çıkmasına karşın başkent ilan ediyorsa bunda emperyalizmin ve sizin Suriye’ye yönelik bölme/parçalama operasyonlarınızın hiç mi etkisi yok sanıyorsunuz?

İki dünyada da İsrail’in yakasında eliniz öyle mi? O zaman bir an önce size verilen “cesaret madalyasını” zaman geçirmeden iade etmekle işe başlayabilirsiniz mesela. Ama yok, biz sözünü ederiz, gerisi bizim işimiz değil diyorsanız; o sürü yerine koyduğunuz inananların da bir gün sizin peşinizden gelmeyi bırakabileceklerini de hiç ama hiç aklınızdan çıkarmayın.

Herkese dava açıyorsunuz. Sizin kışkırtıcı konuşmalarınız sonucu bakın daha şimdiden iki partinin stantlarına saldırıldı. Yaralanan yurttaşlarımız var. Yarın bu saldırılar daha da yoğunlaşır ve yurttaşlarımız canından olurlarsa bu suç kimindir acaba? Bu tehlikeli gelişmeler karşısında suskunluğunuzu niye devam ettiriyorsunuz? Yoksa bu saldırıların arkasında kimler var ortaya çıkacağından mı çekiniyorsunuz? Tehlikeli gidişlerin habercisiymiş gibi ortaya çıkan bu saldırılar karşısında niye İçişleri Bakanlığınız, yargınız gaflet uykusundadır hiç bu soruyu kendinize soruyor musunuz?

Muharrem İnce’nin televizyonlarda tartışma isteğine verdiğiniz yanıta bakın bir. Neymiş efendim; birileri sizin üstünüzden prim sağlamamalıymış. Diyelim tartışmaya çıktınız, karşınızda da Muharrem İnce var, nasıl olacak da Muharrem İnce sizin üzerinizden prim sağlayacak? Ama işte kazın ayağı öyle değil. Yandaşlarınızın karşısında ne söylerseniz sizi çılgınca alkışlayan bir topluluk buluyorsunuz. O topluluğun içinde kimse çıkıp da size 16 yıldır iktidarda değil miyiz niye “ahdim olsun ki” diye başlayan vaatlerinizi şimdiye kadar gerçekleştirmediniz de bundan sonra gerçekleştirme vaadi veriyorsunuz diye neden sormuyor soramıyor. Tabi işiniz orada kolay. Muharrem İnce’nin karşısına çıktığınız zaman bu içi boş vaatlerinizi yineleseniz karşılığını da fazlası ile alıp yerinizden bile kıpırdayamayacak hale geleceksiniz. İşte o zaman kim nasıl prim sağlayacakmış görülecek, sizlerin de atıp tutmalarının bir temeli olmadığı bütün çıplaklığı ile ortaya çıkacak siz bundan korkuyorsunuz Sayın Erdoğan bundan.

Hani tartışmada kalkıp biz 3 Y ile mücadeleye devam edeceğiz diyebilir misiniz? Diyemezsiniz, çünkü yolsuzlukta maşallahınız var kimseler iktidarınızın eline su bile dökemez. Bu konuda ortaya çıkan gerçekleri yurttaşların belleğinden jiletle bile kazıyamazsınız. Yoksulluk konusuna gelince bu ülkenin yurttaşlarını sadaka ekonomisine siz mahkum ettiniz. Yurttaşların onurunu öyle bir kırdınız ki iktidarınızın kapısında adeta dilenci konumuna düşürdünüz. Yasaklar mı dediniz? Söyler misiniz televizyon ekranlarında Muharrem İnce ile tartışsanız kendinizin yasakların kaldırılması konusunda neler yaptığınızı ve yapacağınızı nasıl anlatacaksınız? Anlatamazsınız Sayın Erdoğan! İşte bu yüzden kimse sizin üzerinizden tartışırsanız prim yapmayacak ama siz düşünce akışınızı bile kontrol edemeyecek hallere düşeceksiniz. İşte televizyonların önünde darmadağın olacağınızdan korktuğunuz için yanaşmıyorsunuz uygarca yapılacak tartışmaya.

Ne de olsa size Reis diye tutulmuşların sihrinin bozulacağından korktuğunuz için size takılan Reis lakabı ile işi idare etmeyi en doğru yöntem olarak görüyor ve her türlü tartışmadan uzak duruyorsunuz. Onun yerine size kurulan dev platformlarda herkese demediğinizi bırakmamak daha çok işinize geliyor. O hitap ettiğiniz toplulukta bileği bükülmez bir Kasımpaşalı sizi görüyor şimdilik karşılıklı idare ediyorsunuz. Ancak bu böyle gitmez, gidemez. Gerçekler karşısında tahkimli sandığınız savunma mekanizmalarınız bir bir düşerse siz yeniden çıktığınız Kasımpaşa semtine dönebilir misiniz bilemiyoruz. Ama sizin dışınızda herkes rahatlıkla yenilseler bile gidebilecek bir memleket köşesi bulabilir. Geldiğiniz nokta ve durduğunuz yer bu denli tehlikeli çünkü.

Bu yüzden de ne yaparsanız yapın, kimi münafık, kimi hain ilan ederseniz edin faydasız. Bir alaheyle geldiniz, 24 Haziran akşamı da teneke sesleriyle gönderileceksiniz.

Son sözü yazmak istemezdim ama ne yazık ki bizim halkımızın da başvurduğu yöntem bu…