turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


“SOL YOK GELECEKTE YOK”

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

11 MAYIS 2018

Sol’u ve sosyalist solu yok sayma bu ülkede bir gelenek haline gelmiş. Kime sorsanız gönlü bizden yana ama yine de ne yapsınlarmış bizden bir hayır olmayınca onlarda gidip başka başka yerlerde siyaset yapıyorlarmış. Ben kendimi bildim bileli bu tür yaklaşımları sürekli işitir ve okurum. İşitip okudukça da kendimize mi kızsam, yoksa bu tür yaklaşım içinde olanlara mı kararsız kaldığım zamanlar çok olur.

Bu tür kimseleri bir konuştursanız kimden hayır geleceğini kimden gelmeyeceğini şıp diye söyleyiverirler size. Daha doğrusu kimseden bir halt çıkmayacağını söylemek de onların işidir. Baksanız ya sizin savunduğunuz işçiye emekçiye çıtları bile çıkmıyor, sizler onlar için boşu boşuna çırpınırken onlar çoktan kendi düşmanlarının yanına geçmiş sizlere veryansın ediyorlar derler.

Hani bakınca bunlara hak veresiniz gelir. Niye derseniz; önce kendilerini bu gibi safsatalara inandıranlar sizi de inandırmak isterler ki söylediklerinin haklılığı başkalarının katında da doğrulansın ve vicdanları da rahatlasın isterler. Her niyeyse böylelerine attığınız her adımda rastlamak olasıdır da bunlara; siz ne söylüyorsunuz diyene pek rastlamazsınız. İçinizden kara bir bulut kalkar, birazdan çıkacak olan fırtınanın merkezisinizdir ama derin bir soluk alır, kendi kendinizi yatıştırdıktan sonra bir daha bir daha doğruları anlatmaya çalışırsınız. Ancak yalnızlığınız değişmez. Doğrucu Davut’a çıkar adınız da peşinizden gelene bakarsınız bir avuçsunuzdur. Haklılığınızın ve gücünüzün de ölçüsü budur. İster sömürüden söz edin, ister zulümden. Artı değermiş, kapitalizmin işleyişiymiş, insanlığın düşmanı emperyalizmmiş kimseye dert bile değildir.

Sizin bildiğiniz işçiler, emekçiler sendikaları ile dayanışır ve patron tarafından iliklerine kadar sömürülmelerini sendikaları aracılığı ile bir ölçüde de olsa sınırlarlar ama patronlar bunun da bir yolunu çoktan bulmuşlardır. Patronların bir yarısı kendi işyerinde daha işçiler sendikanın lafını bile etmezlerken işçilerin içinden en uyanıklarını çağırıp birer patron sendikası kurarak kendilerini garantiye alırlar. Diğer yarısı ise hani şu dinci imancı kesimlerin sözünü ederken ağızlarını köpürten “Anadolu Kaplanları” var ya, onlar daha da kurnazdır. Çoktan bir tarikata kapağı atmışlar, işyerlerine aldığı işçileri de ya aynı tarikatın üyelerinden seçerler ya da sonradan işçileri tarikat üyesi yaparak kafalarını bile kaldırmalarına izin vermeden işçileri iliğine kemiğine kadar sömürürler. Bir sorun çıkarsa da tarikat devreye girerek onlara Allaha şükür dedirtir ve dünyalıklarına dünyalık eklemelerine yardımcı olurlar patronun.

Bu ülkenin aydını, okumuş insanı bile kurnaz kurnaz karşınıza geçip sizinle alay ederler adeta. Sizin değişmeyen yaşam standardınıza bakıp bakıp yüzünüze söylemeseler de arkanızdan kesinlikle; “kendine bir faydası olmamış ki başkalarına olsun” diyerek etkinizin kırılması için fırsat kollarlar.

Bazıları da sizi her gördükleri yerde övgüye boğarlar. Onlar için direngenliğiniz, kararlılığınız, yılmayışınız gerçekten de övgüye değerdir. Hele bir de yanınızda, yörenizde birileri varsa sizi öyle övüp göklere çıkarırlar ki kendilerinden geçerler. Sanki övdükleri siz değilsinizdir de kendileridir. Sizinle neler neler paylaşmamışlardır, birlikte ne günlere katlanmışsınız, çektiklerinizin haddi hesabı yoktur. Ama işte hayat bu siz hâlâ tökezlemeden mücadelenin içindesinizdir ama o ne yapsın mecbur kalmıştır mücadeleden uzak durmaya. Çoluk, çocuk ev bark, çocukların eğitimi derken zorunlu kalmışlardır böyle bir yaşamı seçmeye.

Çok mu olumsuz şeyler yazdım bilemiyorum. Ancak gerçekler de üç aşağı beş yukarı bunlardır. Varsın olsun diyorum, bizim gibilerin ne morali bozulur, ne de ayağı tökezler. Görünümümüz bu sözleri ettirse de yığınlar içinde etki gücümüz hiç de böyle değildir. Belki TSİP olarak seçimlere girsek 100-150 bin oy ancak alabiliriz ama hele bir geniş halk yığınları bizim söylediklerimizin olacağına inanırlarsa var ya ortada ne hanlar kalır, ne reisler bizimle aşık atabilir ne de şan ve şöhret sahipleri.

Türkiye’nin bugün geldiği koşullar çok kötüdür. Adalet, hak, hukuk yoktur. Zulüm ve sömürü diz boyudur. Ülke faşizmle yönetilmektedir.

Seçim öngününde bile iktidara yani AKP Hükümetine KHK yetkisi verilmiştir. Bu yüzden de bu zorlukları düşünerek solda ve sosyalist solda yer alan bizler demokrasiden yana, hak ve özgürlüklerden yana elimizden geleni yapacağız ama bu öksüz gibi duruşumuza da kesinlikle bir son verme zamanımız gelmiştir. Sol ve sosyalist sol birlikte olabilseydi, ortak iradesi yığınlara yansıtılabilseydi bugün bu yazdıklarım kesinlikle böyle olmayacaktı. Dinci, gerici ve faşist cepheyi yaracak işi kesinlikle TAMAM’a erdirecektik.

Erdireceğiz de.

İşte bu anlayış ve inançla diyoruz ki, HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş derhal salıverilmelidir. İşte bu nedenle diyoruz ki Türk –Kürt kardeşliği sağlanmalı kandan ve gözyaşından beslenenlere izin verilmemelidir. Bunun için CHP de, HDP de bizim için çok önemlidir. Hele sol ve sosyalistler daha da bir önemlidirler.

Yeter ki gerçekçi olalım, imkansızı gerçekleştirmek hiç de zor olmayacaktır.