turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İKİZ GİBİLER

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

13 MAYIS 2018

Yeryüzüne gelmiş diktatörlerinin yaşamını bir inceleyin hepsi sanki birbirlerinin kopyası gibidirler. Yolsuzluk konusunda ellerine kimse su dökemez. Baskı ve zulüm konusunda da evvel Allah öyledirler. Yalanlarını gerçeğinden ayırmak zordur. Çünkü söyleye söyleye yalanlarını gerçekmiş gibi kakalarlar kitlelere. Herkesten milliyetçi herkesten dindardırlar ki bu konuyu sürekli olarak el altında tutup yinelerler de yinelerler. Dünya malına düşkünlüklerinin ölçüsü yoktur. Vurgun, talan, hırsızlık onlar için nefes almak kadar gerekli hale gelmiştir.

Bakın Malezya’da uzun yıllar iktidarda olanlar gitmiş, yerlerine de muhalefet gelmiştir. Burada yoksulluğun ne denli büyük olduğunu bilmeyen yoktur. Halk yoksuldur ama yöneticilerinin zenginliğine diyecek yoktur. İşte bu ülkede kısa süre önce iktidar değişikliği olmuş, iktidarın değişmesiyle birlikte de eski yöneticilere yolsuzluktan, çalmalardan, çırpmalardan operasyonlar başlatılmıştır. Eski başbakanın evi aranmış kutulara yerleştirilmiş çok miktarda para, mücevher ve ziynet eşyaları olduğu görülmüştür. Görüntüyü izlediğiniz zaman bizde de bir zamanlar evlerinde paralar bulunan bakan çocuklarının ve Halk Bankası eski Genel Müdürü’nün evlerinde bulunanlara o kadar benzemektedir ki bu görüntüyü görünce şaşırıp kalıyorsunuz.

Bu Başbakan’la Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da sık sık görüştükleri düşünülünce inanın insanın kafası karışıyor. Kendi kendinize diyorsunuz ki acaba? Acaba soruları uykularınızı kaçırıyor, yaşadıklarınız sizi deli ediyor. O adamı bir incelemek isterdim. Hoş incelemeye de gerek yok ya neyse yine de incelemek isterdim doğrusu. Ne kadar Müslümandı, ne kadar milliyetçiydi, muhalefete hain, pislik, tezek, hava kirliliği diyor muydu doğrusu bunları da merak etmiyor değilim.

İnsanın gerçekten içi acıyor. Malezya’da işçinin, köylünün, emekçinin kısacası bütün halkın yaşam düzeyine baktıkça tepemiz atarken, yöneticilerinin ve iş dünyasının ne büyük lüks içinde yüzdüklerini görünce anlıyoruz ki işin içinde bir hinoğlu hinlik var. Halk besinle değil de hemen bütün diktatörlüklerde olduğu gibi yalanla besleniyor. Yaşananlar tıpkı büyük ozanımız Nazım Hikmet’in dizeleriyle birebir örtüşüyor.

“….
ve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında gizleyen elleriniz.
Bu dünya öküzün boynuzunda değil,
bu dünya ellerinizin üstünde duruyor.
Ve insanlar, ah, benim insanlarım,
yalanla besliyorlar sizi,
halbuki açsınız,
etle, ekmekle beslenmeye muhtaçsınız.
Ve beyaz sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya,
göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan.
…………………………………………………………………”

Hani ikiz dedik ya sözleri de yalanları da bütün diktatörlerin birbirine benzer. Ama bu yalanları da durup dururken söylemiş değillerdir. Hem bu yalanlar kandırmaya yöneliktir hem de baş eğmelerini sağlamaya yönelik. Nazım’ın şiirinin son bölümünü de koyalım bakalım bu konuda ne demiş:

“...
herkes yalan söylüyorsa,
elleriniz balçık gibi itaatli,
elleriniz karanlık gibi kör,
elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,
elleriniz isyan etmesin diyedir.
Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız
bu ölümlü, bu yaşanası dünyada
bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.”

Ülkemizdeki benzerliğe de dikkatinizi çekmek isterim. Türkiye öyle keyfi yönetiliyor ki, bu keyfilik içinde işçilerin, köylülerin, memurların, küçük esnafın gençlerin, kadınların, aydınların çıkarı yoktur ama çıkar değirmeninin suyu sürekli bir avuç vurguncudan yana akar, onlar da bir güzel çarklarını döndürürler. 24 Haziran erken seçimlerine doğru giderken halkımızın uyuması için ne gerekliyse o yapılmaktadır. Muhalefetin elinden neredeyse kendisini savunması bile alınmıştır. Selahattin Demirtaş içerdedir ama demir parmaklıkların arkasından bunlarla mücadele etmek zorluğu ile karşı karşıya bırakılmıştır. Küçükten büyüğe bütün faşist kesimlerin bu konuda kampanyaları var. Neymiş efendim Selahattin Demirtaş teröristmiş. Perinçeği bilirsiniz, bugün böyledir, yarın nasıl davranır kimse hızına yetişemez. Dün Sosyalist Partiyi kurduğunda Doğu ve Güneydoğu il ve ilçelerinin hepsini PKK’ya sempati duyanlar kurmuşlardır ama bugün aynı Perinçek cumhurbaşkanı olursaymış ilk işi HDP’yi kapattırmak olacakmış. Faşist ittifakın çadırı büyük, gördüğünüz gibi pek çok ikizi altına alabilmekte oradan da şer pompalayarak ülkede demokrasiyi, hak ve özgürlükleri, işi, aşı, ekmeği ağız birliği ile ortadan kaldırmaya çalışmaktadırlar.

Ama bu kez tıpkı Malezya’da olduğu gibi ikizlerin işi çok zordur çok.

Gidecekler ve ne alavere dalavereler çevrilmiş bir bir ortaya çıkacaktır, göreceksiniz…