turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AMERİKANCILIĞIN SONUÇLARI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

15 MAYIS 2018

Siz sanıyor musunuz ki İsrail’in bugün Filistin halkına karşı uyguladığı politika sadece ve sadece Trump denilen Ku Kulux Klan örgütü kılıklı adamın suçudur? Kesinlikle değil. Çünkü Amerika’nın öteden beri uyguladığı politikalar işi bu noktaya taşımış, bugün bütün dünya Filistin halkına karşı uygulanan bu kanlı katliamı izlemektedir. İş bu kadar da değil. Irak’ın işgalinde Amerika’nın yanında yer alan bütün emperyalist ülkelerin ve ABD’nin bir dediğini iki etmeyen Recep Tayyip Erdoğan ve iktidarının suçu var. Daha da berilere gelirsek; “Arap Baharı” adı altında başlatılan politikaların geldiği noktadır bu yaşananlar aslında. Bu politikaların tümünün içinde de boğazına kadar işin içinde olan yine Recep Tayyip Erdoğan ve iktidarı vardır. “Arap Baharı adı altında kimi Arap rejimleri terbiye edilmiş, Libya ise bugün bir devlet olma hükmünü yitirmiştir. Kaddafi’nin linç edilerek katledilmesinde de bugün ve her fırsatta Filistin için car car konuşup sözüm ona İsrail’e karşı veryansın edip duran Recep Tayyip Erdoğan’ı insanlık hiç unutmamalıdır hiç.

O Recep Tayyip Erdoğan ki Mavi Marmara gemisi olayında olduğu gibi hep konuşmuş ama sonuçta İsrail’le kesilmesi veya sınırlandırılması gereken ilişkiler ise tam tersine daha da güçlendirilerek söylenen sözlerin hepsi de bir çırpıda yutulmuştur. ABD’nin Kudüs’e büyükelçiliğini taşıyacağına dair kararından sonra da sadece üst perdeden konuşmakla yetinen Erdoğan, bırakalım üst perdeden konuşmayı Doğu Kudüs’e elçiliğimizi taşımak için karar alma iradesini bile gösterememiştir. Sizin anlayacağınız bu ülke “One Minute”ten bu tarafa sadece şişirilmiş sözlerle gaza getirilipte ama İsrail ve ABD’nin yararına kararlar alıp uygulamaya gelince hiç mi hiç sonuçları düşünülmemektedir.

Suriye’de terör örgütlerinin desteklenip güçlendirilmesi, silahlandırılıp her türlü lojistik desteğe kavuşmaları bilinmelidir ki başta ABD olmak üzere Recep Tayyip Erdoğan’ın işidir. İşte bu politikadır ki İsrail’e karşı bölgede en önemli güç olan Suriye’yi büyük ölçüde zora sokmuştur. Suriye içine düşürüldüğü konumla savaşırken İsrail bölgede neredeyse her istediğini kolaylıkla yapar hale gelmiştir. Bu gerçekleri doğru dürüst değerlendirmeden Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleriyle yanılmak sayısız kez yaşanmıştır ama bu yanılgıya bir yanılgı daha eklemekten öte bir işe yaramaz.

Sultanlık, emirlik, krallık ya da ne bileyim sözde cumhuriyet adıyla anılan Arap devletlerinin haline bakın bir. Hiçbirinden insanlık adına olsun tek bir söz çıkıyor mu? Çıkamaz çünkü bunların hepsinin Trump tarafından kulağından tutulmuş ve bir kürenin üzerine el konularak ABD’ye ve İsrail’e hizmetleri yolunda söz alınmıştır söz. Oysa Türkiye halkının ve muhalefetin tepkisini farklı algılamak gerekir. Gerçekten de bugün Türkiye halkı ve muhalefet bütün içtenliği ile Filistin halkı ile birliktedir, onların duyduğu acıyı ta yüreklerinin derininde duymaktadırlar. Yalnız burada Recep Tayyip Erdoğan ve iktidarını ayırmak gerekiyor. Çünkü bugüne kadar benzeri sözleri bu ülkenin halkı az işitmedi hani.

Bugün bölgede ABD ve İsrail kan ve gözyaşının aktığı, halkları halklara düşman eden bir politika izlemektedirler. ABD ve İsrail için Birleşmiş Milletler’miş şuymuş, buymuş hiç mi hiçbir önemi yoktur. Bu yüzden de bu kadar pervasızca davranan ABD’yi ve İsrail’i durduracak olan yine de büyük insanlıktır. O büyük insanlık ki emperyalizmi sonuncu yenilgisine uğratmadan gerçek kurtuluşa ulaşamayacaktır.

Şimdi gelelim seçimlere…

Recep Tayyip Erdoğan ve partisi AKP, hayal dünyasında dolaşmaktadır. Önlenemeyen bir enflasyon, söz dinlemeyen bir faiz yükselişi vardır. Bakın dolar bugün gelmiş neredeyse 4,5 liraya dayanmıştır. Düşecek gibi de görünmemektedir. Türkiye neredeyse bu vurguncu takımının elinde batmak üzeredir. Oysa bunların yaptıkları nedir? Herkese ağır hakaretlerde bulunmak. Erdoğan’ın Abdül Latif Şener için söylediği söz daha önce söyledikleri kadar ağırdır. Erdoğan; Şener’i adam olmamakla suçlamakta olup bu muhteremin böyle giderse nerde duracağı da belirsizdir. Hele seçimi kaybettiklerinde 7 Haziran seçimlerine gönderme yaparak bu seçimleri de geçersiz sayabileceğini düşündüren açıklaması yok mudur çok tehlikeli sonuçları olacak açıklamalardır.

Ama ne yapalım ki demokrasinin D’sine bile inanmayanların gerçek yüzleri budur. Madem budur; bize de bunları bir daha gelmemek üzere 24 Haziran seçimlerinde göndermek düşmektedir.

Bu konuda herkes görevlidir, herkese büyük işler düşmektedir.