turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TİPİ BOZUK KAFASI SAAT

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

20 MAYIS 2018

Cübbeli, Recep Tayyip Erdoğan’ı öve öve bitiremiyor. Neymiş efendim; Allah tarafından seçilmişler varmış. Erdoğan da seçilmişlerdenmiş. Öyleyse ne yapılmalıymış? Oylar Erdoğan’a verilmeli, yeniden tek kişinin egemenliğinde ülke inim inim inletilmeliymiş. Sanki köylülerin çektikleri az geldi? İşçilerin yok pahasına çalıştırılmaları, küçücük bir hak isteğinde bulunduklarında kapının önüne konmalarının ve yoksulluğa talim etmelerinin hiç mi hiç önemi yok. Ülkenin dört yanı genç yaşlı işsizlerle dolmuş, emeklilik hakkı elde edenler perperşan yaşarken birilerinin tantanalı, şaşalı yaşamalarınınsa ne önemi var değil mi? Kimse yarınından emin değilmiş, yurttaş yerine bile konulmuyormuş, hak ve özgürlükleri çiğneniyormuş ne gam. Bütün bunlardan Cübbeli’ye ne ki? Cübbeli denilen hokkabaz insanları kandırsın, tarikatını genişletip cennet tapusu dağıtsın, zavallı insanların üzerinden dünyalık elde edip Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerine mazhar olsun. Tipi bozuk ama kafası saat maşallah Cübbeli’nin.

19 Mayıs günü. Bir kadın sokağa çıkmış. Kadın mı yoksa fıçı mı belirsiz. Ya da ne bileyim fıçının siyaha boyanmış hali. Ama elinde bir bayrak var. Bir taraftan bayrağı sallıyor, diğer taraftan da Atatürk’ün anıtının önüne konan HDP’nin çelengini parçalıyor. Amma da hırs varmış kadında, zıplayıp zıplayıp çelengin çiçeklerini dağıtıyor. Sonra da çelengin tahtalarını parçalayıp meydana savuruyor. Aaa o da ne bizler acaba anıta mı saldıracak diye düşünürken anıtın yan tarafında duruyor, Türklük üzerine ve Recep Tayyip Erdoğan’a düşmanlık edildiğine dair ağzına ne gelirse söyledikten sonra sağ tarafında duran CHP’nin çelengini bir vuruşta ortalara doğru savuruyor ve “bunun ne işi var burda” diyerek ayrılıyor oradan.

Onu seyredenler kimler bilemiyoruz ama kadın gittikten sonra CHP’nin çelengini geri yerine koyuyorlar ama çelengin çiçekleri miçekleri kalmamış, çelenk yoluk tavuğa dönmüş. O çelengi yerine koyanlar büyük bir olasılıkla sivillerdi. Eğer öyleyse kadına niye müdahale etmediler de kadının eylemini sonuna kadar yerine getirmesini izlediler o da ayrı bir konu.

Bu kadının da kafası saat gibi çalışıyor. Hani biliyorsunuz; 15 Temmuz değil de 16 Temmuz günü kamyonlarını kim götürdüyse meydana götürmüş, içinde de yine fıçı gibi bir kadın var. Güya bu kadın, 15 Temmuz günü kamyonunu meydana çekerek darbeci Fethullahçılara karşı koymuşmuş. Tabi bu göz boyama sonrasında da iktidar tarafından karşılığını almış. Sonradan durum ortaya çıksa da ne gam, nasıl olsa bu kadın da iktidar yanlısı. İşte; çelenk parçalayan kadın da aynı kurnazlık yolunda. Çelengi çiğneyecek ki o da bir yerlerden nasiplenebilsin. Yani sizin anlayacağınız kadının da tipi bozuk ama kafası üçkağıda saat gibi çalışıyor vesselam.

Burası neresi? Kadıköy. CHP’nin neredeyse silme oyları götürdüğü bir bölge. Ev olarak kullanılan bir apartmanın bir dairesi AKP’nin seçim bürosu yapılmış. AKP ve Türk bayraklarıyla da herkesin evinin önü bir güzel donatılmış. Bu işe çok sinirlenen bir kadın hırsla AKP bayraklarını ipten indirip indirip yere atıyor. Bayrakları ise elinde destelemiş. Devreye birkaç kadın giriyor, görüntüde bir de erkek var. Kadının biri kendisi telefon etmiyor ama başka bir kadına; “polise telefon et falan abla” diye istekte bulunuyor. Sonra da AKP bayraklarını indiren, Türk bayraklarını toplayan kadına bağırıyor; “Bayrakları yırtıp, yere atıp, çiğnedin” diye. Bu görüntü ağız dalaşı ile devam ediyor.

Şimdi gelelim insanların oturduğu bir apartmanda seçim bürosu açılmasına ve ortak kullanılan yere AKP bayrakları asılmasına. Öyle sanıyoruz ki bu işi kim kotardıysa kendilerine bu işi yapın dediği anlaşılıyor. Öyle ya bayrağı asanların söyledikleri sözlerden anlaşıldığına göre apartmanın hepsi CHP’liymiş. İş böyle olunca da kışkırtıcılık amacı taşıdığı çok belli. AKP Kadıköy’de seçim bürosu açacak da yer mi bulamamış da gelmiş herkesin oturduğu bir bina seçilmiş? Anlaşıldığı kadarıyla bu işi örgütleyenler tepki gösterileceğini adları gibi bildikleri için saldırıya uğradıklarını ileri sürerek AKP ve saray iktidarı tarafından ödüllendirileceklerini düşünmüş olmalılar. Nasıl, bunların da kafası saat gibi çalışıyor değil mi?

Daha bildiğimiz bilmediğimiz ne olaylar yaşanıyor kim bilir? Bundan sonrasında da kesinlikle katmerlisi yaşanacak. Çünkü paldır, küldür giden giderken de ortalığı velveleye veren 16 yıllık debdebe ve şaşa iktidarı yıkılıyor. Bu yüzden de görüntüler bu yıkılışın ön habercisi diyebiliriz. Ne yani artçı deprem olur da öncü deprem olmaz mı? Şu anki yaşananlar AKP ve saray iktidarının, toptan “cumhur ittifakı”nın öncü depremidir öncü. Asıl tsunamili ve yıkıcı depremi AKP ve saray iktidarı 24 Haziran akşamı sandıklar açıldığında yaşayacak.

Acaba diyorum, tipi bozuk kafası saat gibi çalışanlar o gece ve sonrasında bir daha ortada görünecekler mi asıl bunu merak ediyorum.