turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BUGÜN POLİTİKA YOK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

21 MAYIS 2018

Güneş doğudan doğar diyenlere inanma. Alışkanlık yapar, binlerce yıllık kaya gibi kalırsın. Kuzey yanın yosun tutar, güney yanın derin çizgilerle oyulur. Çok fırtına atlatmışsındır, kumlanmıştır eteklerin mesela. Öyle bir inanırsın ki direngenliğine, doğu yanından ölürsün de öldüğünü bile bilmezsin. Toprak susar, sular kendi içine çekilir, batı yanın kendindir, kendi kendinle kalırsın. Yemin bile edebilirsin halen çocuk kaldığına, çocuk aklıyla düşündüğün için.

Bir yakım odasının bir boğma odasının önünde durursun bir turist duyarlığıyla, kendi vahşetini görürsün. Sesler duyacağını düşlersin, ürperen duyarlı yanın seni aldatır. Ses mes yoktur, hıçkırık hırıltı yoktur. Sorup soruşturmazsın, bilgili bir turist olarak katılırsın, senin gibi olan senin gibi düşünen kafilene. Herkes vay anasına çekiyordur, sende çekersin. Ama kimsenin anası yoktur yanında. Hemen faşizmin kırpık bıyıklı olduğu gelir aklına, Hitler’in dudağının ortasında küçücük bıyığı. Şizofren tanılar koyarsın, “ne çok hasta ruhlu adam var yarabbi” dersin. Bir konferanslık bilgi biriktirir bir çocuk başı gibi okşadığın notlar tutarsın. Eline, ayağına kan yürür, gövden ısınır. Ilık sesli bir bilim insanı gibi gönenir, ne iyi insan olduğunu düşünerek geçersin bu köprüden öbür köprüye.

Önemli olan sızlanan insanlar tarihidir, acımak işi iyi şeydir vesselam. Böylece atlamış olursun demokratlık safına. Akıl verirsin arşivindeki resimlere bakarak. İz bırakmışların izinden yürüdüğünü söylersin inanarak inandırarak. Arada sırada da korkularını kabartırsın kalabalıkların. “Biz olmazsak ha” diyerek. Mesela zindan sokarsın, “artık biz düş görmüyoruz” diyenlerin düşlerine. Ne ayak şeysindir, ayağını soğuk suda dinlendirirken. Tilki nedir kidir yanında, allemi cihan olana pabucunu ters giydirirsin. Sözlüğünde herkes vardır, herkes herkes olarak almalıdır payını. Payı az olana; “vermemiş mabut, ninesin Mahmut” der çıkarsın. Bilgin karşısında el pençe durur vezirlerin kulların.

Ah be kardeşim ne düşünmüştük neler oluyor. Kıl tüy işine girmeyelim diyorsun etrafını sakal sarıyor. İşler kötü, gidişat kötü diyorsun bin ah işitiyorsun. Sen daha ağzını bile açmadan boynuz çoktan geçiyor kulağı. Niyetlenmişsin bir kez; “faşizm yenilmeli” diyorsun. Sappho şiir okuyor gülerek.

Ah be işçi kardeşim, ah be emekçi kardeşim; demek ki mumun ışığı dibine düşmezmiş. Küs ölürlermiş lamba ile çıra birbirlerine. Özgürlük neyine senin ot gibi yaşa ot gibi öl! Ah güzel yüzlü çocuğum seni bile unuttum. Demek oruçsun. Demek orucunu açınca eşeğin saman yediği gibi saldıracaksın ekmeğe?

Bugün işi gücü bırakıp, gidip bir parka oturup, boş boş bakacağım çayır çimene. Bir emekli yakalayıp “ah eski günler ah” demekten nefret ettiğim için bir ıslık bile çalmadan oturacağım…oturacağım…oturacağım karanlık basıncaya dek. Sonra usulca kalkıp yerimden, kafamı boşaltmış olarak. Düş görmüş kaybetmiş sayacağım nem varsa.

Ben ne yapıyorum, ben ne diyorum; dayan da gel, uyan da gel, aklına ziyan verme kardeşim. Ne yani dayanmadık mı? Ne yani uyanmadık mı? Ziyana uğrayan biz değilsek, kimdir uğrayan ziyana.

Ne çok veriyorsun kolun çok uzun. Laf dağıta dağıta Bağdat’a vardı bir kolun. Bir kolun Saraybosna’da. Durmadan kazan karıştırıyor dilin.

Bizim mahalle bir acayip! Yol diyor, köprü diyor, çalışacak fabrika diyor. Yalancı diyor koca koca adamlara. Hamlık işte ne olacak? Sivri dilli işte ne olacak? Şükür…şükür…çok şükür dese ya. Acep niye bindiği dalı kesiyor?

Saçlarını savurup geçerken demokrasi güzeli. Baksana sahiden zulüm dediğin, zindan dediğin, yokluk, yoksulluk dediğin şey gelip oturdu mu döşüne Heil Hitler ya da ne bileyim Reis diyerek?

Hitlerli Hitler'siz, Musolini'li Mussonili'siz, Franko'lu 'Franko'suz, Salazar'lı Salazar'sız herkesin kendine göre faşizmi var sana ne?

Aklını başına topla!

Kimse azla yetinmiyormuş, demek buluşulmuyormuş asgari müştereklerde…