turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SOL ve SOSYALİST SOL

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

22 MAYIS 2018

Bazı parti ve sol çevreler HDP içinde kendilerine yer buldular. Onları buluşturan ne gibi ilkeler söz konusudur şimdi bunları tartışmayı gereksiz sayıyorum. Çünkü HDP’yi önemsiyorum. HDP’nin baraj altında kalması söz konusu değil ama böyle bir sorun yaşandığında da zaten her yanı ile antidemokratik olan seçimlerde HDP’nin özellikle Doğu ve Güneydoğu’da oylarının dinci, gerici, faşist çevrelerin hesabına yazılacağını da iyi biliyorum. Bu yüzden de HDP’nin barajı geçmemesi demek; TBMM aritmetiğinde AKP ve saray iktidarı lehine çok ama çok haksız sonuçlar doğurması demektir ki, bunun da bir şekilde önünün kesilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bugün ne CHP ile ne de HDP ile birlikte davranmamış olan sol ve sosyalist örgütlerin varlığına da işaret etmeden geçmenin olanaksız olduğunu söylüyorum. Gerçek odur ki şu bakış açısı sol ve sosyalist yapılar açısından incitici olmanın da ötesinde gücü ve etki alanı ne olursa olsun yok sayılma aynı zamanda da bir örgütün kendi varlığını dinamitlemesi anlamına gelir. Gördüğünüz gibi çevresinde toplanılacak en büyük güç benim, faşizme karşı bir mücadele verilecekse beni desteklersiniz olur biter. Olup bitmiyor işte. Yıllardır ülkemizde sınıf mücadelesi gerçeğinden kendilerini var etmeye çalışan partiler var. Bu partiler eğer koşulsuz olarak birilerini desteklerlerse cici çocuklar sayılıyor, yok desteklemezlerse hem asi hem de eti budu tartışılan haşarı çocuklar olarak kabul ediliyor.

Böylesi bir siyasi ortam yüzündendir ki bugün ülkemizde kendilerini bir şekilde ifade etme çırpınışı içinde olan sol ve sosyalist örgütlerin işin içinden bir şekilde çıkma çabası içinde olduklarını görüyoruz. Bugün ÖDP seçimlere giremiyor ama ‘Haziran Hareketi’ olarak bir şeyler yapıp varlık gösterme çabasında. Ama açıkça söylemek isterim ki ÖDP’nin kendi yandaşlarına ve kitlelere verdiği mesaj çok da açık değil. 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan Anayasa referandumunda çok da çabaya gerek duyulmaksızın oluşmuş olan ‘HAYIR BLOKU’ şu andaki ortam gibi çok da ince elenip sık dokunacak bir durum değildi. Referanduma sunulan Anayasa faşist diktatörlük bağlamında bütün yolları açan bir değişiklikti, bu yüzden de bütün ilerici güçler ikircikliğe düşmeden bu Anayasa değişikliğine HAYIR diyebilirlerdi. Bu konuda kimsenin kimseyi eleştirmesini gerektirecek bir şey de söz konusu değildi.

Bu seçimlere gelince kimin ne olduğu bütün açıklığı ile ortada olduğu gibi eğer birlikte bir şey yapılacaksa bir uzlaşı gerektiği de açık bir gerçekti. Bu konuda bize göre dişe dokunur bir çaba olduğunu TSİP olarak doğrusu biz göremedik. Geriye kayıtsız koşulsuz sizi destekliyoruz dememiz gerekiyordu ki doğrusu bunu da kaldıracak konumda değiliz. Şu an ÖDP’nin açıklamalarına baktığımız zaman şunu çıkarıyorum. Biz devrimcilik yapacağız oyumuzu da gidip CHP’ye vereceğiz. Hoş, ÖDP böyle bir tutumu faşizme karşı verilen mücadelede yerinde buluyorsa kimi destekleyeceğini de açıkça söyleyebilir. Bu konu da birileri eleştirirmiş, eleştirmezmiş hiç önemi de yoktur. Ancak Alper Taş’ın; “ben CHP’den aday değilim, böylece beni eleştirme hakkından sizi mahrum bırakıyorum” anlamında bir şeyler söylemesi de doğrusu kendisine yaptığı bir haksızlıktır diye görüyorum. Çünkü bu mücadelede gerekirse asgari müştereklerde de olsa bir ilkeye tilkeye dayanılarak birlikte davranılabilir.

TKP başından beri; “biz işçi sınıfını seçeneksiz bırakmayacağız” görüşünü işledi ve öğrendiğime göre 13 bağımsız adayla seçimlere katılıyor. Bağımsız adayla seçimlere girmek ne kadar sınıfı seçeneksiz bırakmaz ya da ne bileyim TKP’ye ne kazandırır bilemeyiz ama bize göre bu da seçenek sunmak değil tam tersine seçeneksiz kalındığı için başvurulan bir yoldur. Aynı zamanda da kimi sol ve sosyalist çevrelerden gelmesi olası eleştirilere bağımsız aday yöntemini kalkan gibi kullanmanın ötesinde bir işine yarayacağını düşünmüyorum.

Önemsediğim Türkiye Komünist Hareketi’ne gelince; onlar “boykot” deyip işin içinden çıkıvermişlerdir. Ancak BOYKOT ne kendilerinin nesnel ve öznel durumlarıyla ne de ülkenin var olan havasına bakıldığı zaman başvurulmaması gereken bir yoldur ki, umarız ve isteriz ki aldıkları bu kararın için doldurabilirler.

Son anda HTKP’den TİP’e dönüşen ama Behice Boran TİP’i ile çok da ilişkisi olmayan TİP’e gelince onların son bir hamle ile HDP içinde yer bulduklarını Erkan Baş ve Barış Atay’ı da aday gösterdiklerini görüyoruz. Halkevleri de öyle.

Bize yani Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’ne gelince; bizim seçimlerden önce başlattığımız ama seçimler nedeniyle yarıda kalan sendika ve partilerle yaptığımız görüşmeler oldu. Bu görüşmelerde faşizme karşı asgari müştereklerde birlikte davranılması gerektiği düşüncesiyle yola çıktık. DİSK ve KESK’e bağlı sendikalardan bu mücadelede bir kişinin bile dışarda kalması bizim için lüks olur iletisini aldık. Aldığımız bu iletiyi de sırasıyla HDP, CHP ve ÖDP ile paylaştık. TKP bir telefon konuşmasında seçim bildirilerinde konuyu açıkladıklarını söylediği için, TKH ise hem boykot kararı aldığı hem de telefonla kendileriyle bu konu konuşulduğu için görüşemedik. Emek Partisi ile de olayların çok hızlı gelişmesinden kaynaklı randevu alıp görüşemedik.

Oysa bizler isterdik ki ülkemizdeki sol ve sosyalist partilerle asgari müştereklerde bir birliktelik sağlayalım, sonra da ne yapacaksak birlikte yapalım. TSİP olarak yaptığımız görüşmelerle bunu başaramadık. Bu bizim için bir özeleştiri de kabul edilebilir. Ama ileri sürdüğümüz konunun tek aktörünün TSİP olmadığını da göz ardı etmeden.

Sonuç olarak seçimlerde kendisini ifade ettiğini, edemediğini düşünen sol ve sosyalist partiler var. TSİP olarak madem böyle kulağımızın üstüne yatar otururuz da diyecek değiliz. Bu yüzden de Faşizm gerçeği “cumhur ittifakı” üzerinden kendisini ifade ediyorsa ki öyle; TSİP olarak bizler de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde açıktan açığa Muharrem İnce’ye destekler oy verilmesi için çaba harcarız. CHP’nin oluşturduğu “Millet İttifakı”na yani CHP’ye eleştirilerimizi saklı tutarak oy verilmesi gerektiği çağrısını belirtir, çağrımızın sonuna kadar arkasında duracağımızı ilan ederiz.

HDP Bloku’na gelince; onları önemsiyoruz. Gerek Selahattin Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığı için yapılacak çalışmalar sırasında, gerekse HDP’nin milletvekilliği seçimleri sırasında dinci, gerici, faşist saldırılarla karşı karşıya kalmaları söz konusu olursa gider onlara karşı yapılacak olan saldırıları püskürtmek için elimizden ne geliyorsa yaparız.

Son not: Bu seçimler sonrasında da doğru bildiğimiz yönde çaba ve çalışmalarımızı bütün kararlılığımızla sürdürürüz.