turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YANGIN BÜYÜK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

23 MAYIS 2018

Akşam yatıyor, sabah kalkıyorsunuz ki daha da yoksullaşmışsınız. Dolar, Euro almış başını gitmiş. Akaryakıta yapılan zamları tutunabilene aşk olsun. Bu zamları gerçekleştirenler hileli hurdalı da olsa ortadalar ama bu kötü gidişi kim durduracak belirsiz. AKP ve saray iktidarda. Ancak onlar ülkemizde olup bitenlerin kendi beceriksizliklerinden ve yürüttükleri vurgun ekonomisinden kaynaklandığı gerçeğini üstlerine bile almıyorlar. Yaşananlar karşısında tıpkı bir muhalefet gibi davranarak 16 yıldır iktidardalar ama seçimi nasıl alacaklarının vaatlerini sıralamayı sürdürüyorlar. İktidarın hiçbir kademesinin ne iradesi var ne de becerisi. Yukarıdan kendilerine nasıl emir gelirse harfiyyen uygulamaktan sorumlular. Bu konuda Damat Bey’in açıklaması gerçeği bütün çıplaklığı ile anlatmıyor mu? Neymiş efendim Damat Bey İstanbul’da birinci sıradan aday gösterilmiş. Milletvekili olacağına göre bu demektir ki bakan olamayacak. Bu konuyu nasıl değerlendiriyor Berat Albayrak?

“BİZDE GÖREV ALINMAZ TEBLİĞ EDİLİR.” Diye.

Ne kadar önemli bir düşünde değil mi? Bir kişi söyleyecek herkes yapacak. Kimsenin düşüncesinin falan hiç mi hiçbir önemi yok. Bu kafa aynı zamanda bu kesimde demokrasi kültürünün ne kadar yerlerde süründüğünü de gösteren çok önemli bir kanıttır. Unutmayalım, not edelim. Osmanlı padişahlarının herhangi birisi için (bunlar içinde kendi çocuğu da olabilir) “tez kellesi vurula” dese kim sual edip karşı çıkabilirdi? Şu an Recep Tayyip Erdoğan’ın konumu da biraz farklı ama bu. O tebliğ edecek, birileri de bu tebliği adamsa kabul etmesin geri çevirsin çevirebilirse. Ya da Burhan Kuzu gibi siyasetin en posa adamlarından birisi bağlılığının gereği olarak bakanlık beklesin dursun. Tebliğ gelmeyince gelmez ve Kuzu da siyasetin cilvelerinden söz edip sineye çeker oturur öyle değil mi? Neyse biz yine konumuza dönelim.

Bir düşünün bu iktidar eğer erken seçim kararı almamış olsaydı ekonomi 2019 yılına kadar sürdürülebilir miydi? Yoksa ülke yangın yerine mi dönerdi? Sürdürülemezdi, bu yüzden de iktidar, Bahçeli’nin erken seçim önerisine denize düşenin yılana sarıldığı gibi sarıldı. Selin önünden ne kütük kaparsa kâr sayabileceği, böylece her şeyi yitirmektense olur ya belki iktidarı da kaçırmam ya da ne bileyim selin önünden kaptığım kütükler benim için kâr deyip Türkiye’yi yıldırım hızıyla seçim havasına soktu.

Soktu da; ülkemizde hırsızdan, vurguncudan, talancıdan, devletin olanaklarını cukkalamaktan başka bir şey yapmayanların dışında herkes bu kötü ekonomik gidişten nasiplerine düşeni de fazlasıyla almaya başladılar. İşçinin, emekçinin, kısaca tüm çalışanların omuzlarına öyle yüklen bindi ve binmeye devam ediyor ki artık bu ağırlık altında insanlarımız ezilip yamyassı hale geldiler. Geçim derdi ve yarının getirecekleri karşısında geniş halk yığınlarının uykuları kaçtı. İş dünyasının durumuna baktığınız zaman gümbürtünün sesinin Bağdat’tan duyulacağını gösteren belirtiler var. Dövizle borçlanıp işlerini çevirenler hangi tedbiri alırlarsa alsınlar ilk cızlamı onlar çekecekler. Yakında bu gidiş devam ederse çok sayıda şirket batmış olacak ve borçlanma taahhütleri doğrudan devletin yani ülke emekçilerinin sırtına yüklenecek. İş dünyasının büyük bir bölümü ekonomik tsunami etkisiyle batarken, milyonlarca işçi de işsiz kalacak. Geriye iktidarın bugüne kadar kayırıp borçlarını bile sildiği halkın anasını avradını sinkaflayan Mehmet Cengiz gibiler kalacak ki, böyle giderse AKP ve saray iktidarı da iktidar olamayacağından haramzadelerin saltanatı da sürmeyecek, milyonlarca molozu temizlemek işi işbaşına gelecek olan yeni iktidarın sırtına yüklenecektir.

Bugün siyasetin sıcaklığı nedeniyle bu gerçekleri konuşanlar; sınırlı sınırlı olmasına da, ülkenin yaşadığı en önemli sorun ekonomik yıkım olarak ortalığı kasıp kavuracak, inanın bu ülkenin çalışan, emek veren milyonlarının canı çok yanacak çok.

Durum bu merkezdeyken nasıl olur da iktidar çevresi bu gidişi durduracak en küçük bir adım atmamakta, kriz masası oluşturup çözüm yolları bulmaya çalışmamaktadır? Yoksa İ. Melih Gökçek’in dile getirdiği gibi eğer AKP ve saray iktidarı kazanırsa devlet kasasından hortumladıkları milyar dolarları piyasaya sürüp de doları tepetaklak aşağı mı düşürecekler? İ. Melih Gökçek’in ve birilerinin devletten vurgun vurarak ceplerini doldurduğu doğru da bu paraları AKP ve saray iktidarını kurtarmak için ortaya dökecekleri biraz hayal. Peki, diyelim ki AKP ve saray kazanamadı, ne yapacak evlerini, barklarını, ayakkabı kutularını dolarla dolduranlar? Kuzu kuzu bu ülkenin varlığını iç ettikleri için onlara paşa paşa yaşayın mı denilecek?

Yoksa “GEL BAKALIM SEN NEREDEN BULDUN BU 30 MİLYAR DOLARI MI” denilecek?

Bence kimsenin yanına kalmamalı bu tür vatan kurtaran Şaban rolüne soyunmak. Hesabı da sorulmalı, nereden bulduklarını kanıtlayamadıkları paralar ellerinden de alınmalı.

Tabi seçimi yitirdiklerinde sözünü ettikleri paranın adresi çoktan değişmediyse…

Malum bunlarda çok MAN Adası hüneri vardır çok biliyoruz…