turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YOL ve YOLDAŞLIK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

30 MAYIS 2018

İnsan yorulabilir. Bir zamanlar yol ve yol arkadaşlığı yaptıklarından uzaklaşabilir. Bunları anlarsın ve hatta insan hali der geçer üstünde bile durmazsın.

Ancak her yerde değişmediklerini, aynı düşüncede olduklarını ve hatta en doğru düşünceyi bir zamanlar kendi partileri olan partinin programının dile getirdiğini söylemeyi de hiç mi hiç atlamazlar. Bir dönem birlikte oldukları yoldaşlarına ne maddi ne de manevi bir destekleri olmaz ama her şeyden ne kadar uzaklaşmış olduklarını ise bir türlü kabul etmek istemezler. Eğer bu gibileri dost sanır mücadelenin içinde olmalarını anımsatırsan önce isteksizlik gösterirler, daha da üzerlerine gidersen yavaş yavaş dişlerini gösterip bir daha üzerlerine varmayasın diye başka örgütlere yakınlık duyduklarını bile dile getirmekten çekinmezler. Salt bu yüzden zaman zaman başka işler için enerji harcaman gerekirken dönüp bir de bu gibiler için enerji harcamak zorunda kalırsın. Bu gibilerin sol ve sosyalist hareket içinde isimleri bile okunmaz ama olmadık yerde olmadık zamanda seni hedef seçip belden aşağı ateş ettiklerini de görür üzülür, bu gibileri görmezlikten gelmeyi de kendine yediremediğin için aşırı gidenlerin haddini bildirmek ve kuzuya çevirmenin de sana düştüğü olur. Sonra öfken soğur, sonra duyguların kendi seyrine girer bir de bakmışsındır ki bu gibilerle hiç mi hiç karşılaşmamış gibi olur çıkarsın.

Oysa işler her geçen gün daha da kızışmıştır. Dört yandan gelen saldırılara karşılık verirken olmadık yaptırımlara göğüs germek zorunda kalır, yine de kimse sana milim geri adım attıramaz ama elin kolun bağlıyken sana ilk ok atanın da eskiler eskisinden geldiğini görür diş sıkarsın. Hoş zaten bir yola çıkmışsan bütün olacakları da hesap etmişsindir zaten. Bu yüzden de bu gibi durumlarda sayısız kez geçip gittiğin, görmezden geldiğin olur. Ama yok mu şu küçük burjuva karakterindeki güce tapıcılık peşini bırakmaz, hiç düşünmediğin yerde bunların yaylım ateşi ile karşılaşırsın. Kendisini sosyalist sanıp da yıllarca küçük burjuva özelliklerini üstünden atamayanların karakteridir zayıf kalındığında safları terk etmek ve ne pahasına olursa olsun direngenliğini sürdürenlerin üstüne saldırmak.

Sonra bir de bakarsın ki bu döküntülerin çoğu sosyalizm mücadelesini nostaljik buluşma öykülerine döndürmüşler ve cenazesini kaldırdıklarını düşündükleri eski örgütlerinin şereflerine kadeh kaldırdıklarını ve de her birinin birbirleriyle can ciğer kuzu sarması olduklarını görür tiksinti duyarsın. Yine de sendeki olumsuz halleri uzun sürdürmez işinin başına dönerek, insanlığın kurtuluşu olan sosyalizmin gerçekleşmesi için nasıl mücadele edilmesi gerektiği üzerine kafa patlatırsın. Kimi zaman olur ki en çok kendini eleştirip işlerin niye iyi gitmediğine kafa yorup çıkar yol bulmaya çalışırken kendine sık sık “nerede hata yapıyorum” ya da “yapıyoruz” diye sormaktan da geri durmazsın…

Pek çok şeyi yazabilir, tartışabiliriz. Ancak hem de ülkenin bu hale getirildiği dönemde bunları düşünmek çok da gerekli değildir hani. Niye derseniz; bir yanda ülkeyi istediği gibi yöneten, en sonunda da faşizm anlayışını lök diye oturtan bir durumla karşı karşıya olduğumuzu görür, sol ve sosyalist güçlerin güç birliği ile etkili bir mücadele edilmesi için yola çıkıp birçok kapıyı çalarak “faşizme karşı omuz omuza” belgisini yaşama geçirmek istersin ama herkes durumundan çok memnundur, en etkili örgütte kendilerinin örgütü olduğu için böyle bir mücadeleye burun kıvırdıklarını görür, gerçekleştirmek istediğini gerçekleştiremeden hayal kırıklığı demeyeceğim ama moral bozukluğuna da uğrarsın hani.

Şimdi ülke faşist diktatörlük altında seçimlere gidiyor.

Bir tarafta “Cumhur İttifakı” var bir tarafta “Millet İttifakı” diğer yanda da HDP çevresinde kümelenmiş olan sol yelpazede yer alan kesimler var. Bu çevrelerin içinde olmayan ama değişik politik yol ve yöntem tutturmuş parti ve örgütler de var. Bazıları bağımsız adaylarla seçimlere iradelerini yansıtmak istiyor, bazıları boykot diyor, bizim gibi bazı parti ve örgütler ise faşizme karşı sol ve sosyalist çevrelerin birlikteliği gerçekleştirememesi yüzünden ya CHP’ye ya da HDP’ye oy verilebilir diyerek çok da etkili olmayan çalışmalar yürütüyorlar.

İşin özüne değin birkaç söz edip yazımızı bitirelim.

Faşizm varsa faşizme karşı demokrasi güçleri de var. Yeri geldiğinde en sağ yapılar nasıl domuz topu gibi birleşiyorsa demokrasi güçleri de birleşmesi gerekir ama niyeyse bunu başaramıyoruz. Sonuçta da AKP ve saray iktidarı faşizmine karşı mücadeleden de geri duracak değiliz.

İşte bu yüzdendir ki TSİP olarak CHP’nin içinde bulunduğu ‘Millet İttifakı’nı destekliyor, HDP’nin de barajı geçmesi için mücadele edilmesi gerektiğine döne döne vurgu yapıyoruz. Sonrasında ise TSİP olarak amacımız BAĞIMSIZLIK-DEMOKRASİ-SOSYALİZM yolunda mücadele eden bir Türkiye Sosyalist İşçi Partisi yaratmaktır yaratacağız da…