turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


USTAAAA!

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

02 HAZİRAN 2018

Ne ustaymış be? Ülkenin anasını ağlattı. Sadece ülkenin mi? Onun çıraklıktan başlayıp ustalığa gelinceye kadar anasını ağlattığı sayısız ülke var. ABD ile bir olup Afganistan’daki insanlık dramında payı var. Irak’ın işgali ve sonrasında ABD’nin milyonları bulan katliamında da payı büyük. İtalya ve Fransa’nın başlattığı Libya bombardımanı sonrasında ABD ile birlikte başlatılan Libya’nın yıkılması ve petrolüne Batı’nın el koymasının da, Kaddafi’nin linç edilmesinin de sorumlusu aynı usta. Sonra ABD emperyalistlerinin İsrail’le anlaşarak ve Suriye’nin içinden ve dışından devşirilen on binlerce İslami terör örgütü üyelerinin harekete geçirilmesi ve Suriye’de işlenen cinayetlerin sorumlusunun da bizler kimler olduğunu iyi biliyoruz.

O Suriye ki emperyalistler tarafından kuşatıldı ve kukla teröristlerin eliyle yerle bir edildi. Bu denli büyük çapta emperyalist kampa karşı boyun eğmeden mücadele eden Suriye, kendi direngenliği ile ayakta kalmasını bildi. Suriye’de yerlerinden yurtlarından edilerek ülkemize getirilen ve kötü yaşam koşullarında sokaklarda dilenci durumuna düşürülen Suriyelilerin sorumlusu da hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki bugün “büyük ustalığa” soyunduğunu söyleyen Recep Tayyip Erdoğan’ın ustalığı ile olmuştur ne olmuşsa. AKP’liler bütün bu gerçeklere bakıp yine de hangi vicdanla böyle ustalığın ölümüne peşinden gidiyorlarsa akıllarını oynatmadıklarını kimse ama kimse söyleyemez.

Ne demiş “Büyük Usta”nın damadı; “eğer Recep Tayyip Erdoğan aya 4 şeritli yol yapacağım diyorsa ona da inanırım, kesinlikle yapar.” Gerçeklere bakarsanız bunlarda kafanın gittiğini görürsünüz. Bir zamanlar çağırıp çağırıp Merkez Bankası’nın Başkanı ve ekonomiden sorumlu bakanların fırçalanması sonrasında faizin düşürüleceğine doların aşağı doğru ineceğine öyle inanıyordu ki “büyük usta” ne ettiyse, ne yaptıysa hiçbiri olmadı. Ekonomi kendi seyrinde gitti ve bugün Türkiye ekonomisi çakılmış durumda. Erzurum mitinginde halka seslenen Erdoğan’ın ağzından ilk kez yumuşak bir söz çıktığını duyduk. Ne diyordu “büyük usta?”, “lütfen yastık altında sakladığınız dolar ve altınlarınızı bozdurun. Dedi de dedikleri derde deva oldu mu? Olmadı elbette. İnsanlar ya söyleyene güvenmedikleri için ya da çoktan kefen paralarını bile harcadıklarından piyasaya gidip de dolarlarını, Euro'larını ve altınlarını bozdurmadılar. Sonra bir de baktık ki ekonominin gereğini yapmak zorunda kalan faiz karşıtları faize yol vermişler. Böylece 4,96’ları bulan dolar 4,45’e kadar gerilemiş. Ama iplik çürük, giysi lime lime olduğu için dikiş tutturmanın olanağı yok. Bir de bakmışsınız ki dolar yeniden 4,70’lere doğru tırmanışa geçmiş.

Dün gece Star’da muhteremi biraz izledim, daha fazla izlemeyi ise gerçekten içim kaldırmadı. Karşısında mahcubiyetten kıvranan bir gazeteci hanım, soru sormaktan bile aciz, Sayın Erdoğan da artık aklına ne gelirse onu konuşuyor. Onun bütün gayreti kendisinin karşısında aday olan kişilerin hiçbir şey bilmedikleri üzerine. Yok, onlar acemiymişler de, onlar ne bilirmiş ekonomiyi ve devlet yönetmeyi de faso fiso sözler işte. Bu sözlerin arkasından da Bakanların dışında bir de doğrudan kendisine bağlı bürolar kurulacağını pat diye söyleyiverdi. Bu bürolar kendisine bağlı çalışacaklarmış da önemli planlamaları yapıp bilgileri bakanlıklarla paylaşacaklarmış da, bakanlar bunları galeye almamazlık etmemeliymişler de gerçekten akıl alası şey değil söyledikleri.

Dele getirdiği bürolar madem bu kadar önemli işler yapacak; o zaman bakanlıklara ne gerek var? Kendisine sayısını bile belirtmediği başka yardımcıları niye atıyor? Bunları dinledikten sonra keyfiliğin ve kibrin bu denli tavan yaptığı Erdoğan’ın durumu vahim diye düşündüm. Dişe dokunur bir şey söyleyemediğinden bunları söylemiş olsun ya da ne bileyim işleri böyle yürütebileceğine gerçekten inanmış olarak söylesin her iki durumda da ülkeyi nasıl bir felakete sürükleyeceğini anlatıyor aslına bakarsanız. Ustalıktan baş ustalığa terfi işi ise artık kıyamete kalacak gibi görünüyor. Malum sokaklar hiç de yeniden Erdoğan’ı seçeceğinin sinyalini vermiyor. Miting meydanlarına onca devlet olanaklarını kullanmalarına karşın insan getiremiyorlar. Üretici patladı patlayacak, işçi bu denli ağır sömürü ve çalışma zorluğu karşısında yeter dedi diyecek, kısaca her kesimden şimdiye kadar olmadığı kadar çok sayıda sarı ve kırmızı kart çıkartılıyor AKP ve saray iktidarına karşı. Bütün bu gerçekler ışığında Gerçek odur ki artık Erdoğan’ın alacağı tedbir bile kalmadı.

Tamam, şu an kendisi fireni patlak bir kamyonun şoförü gibi.

Koyvermiş kamyonu baş aşağı son hızla kamyon gidiyor gidiyor da bu kamyonun biraz hızını kesecek ve çok büyük kazadan koruyacak bir bariyer bile yok önünde.

Bu durumda da 24 Haziran seçimlerini bunlar kaybettiler.

Bakalım bugün oraya buraya en ağır küfürlerle saldıran bu güruh 25 Haziran sabahına nasıl uyanacaklar göreceğiz…