turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BUNLAR NECİ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

05 HAZİRAN 2018

Adam bakan koltuğunda oturuyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı koltuğuna oturduğundan bu yana her sözü yalan, her sözü skandal.

Yani sizin anlayacağınız aşiret adamı olmanın dışında bir özelliği yok. Salt bu yüzden Fakıbaba’ya bulunmaz Hint kumaşı gibi davranılıyor. Onu aday gösteren parti Urfa’da malı götürdüğü için bu konuda hünerine diyeceğimiz olmayan AKP bu adamı kapıp bakan koltuğuna kadar oturtmuş. Koyun dağıtıyor, kuzu dağıtıyor, söylediği hiçbir sözün aslı yok astarı yok. Sizin anlayacağınız normal namuslu bir çiftçi bunların dile getirdiği 300 koyunu almaz. Çünkü 300 koyuna 800 bin liralık ipotek isteniyor. Bu yüzden de böylesi bir isteğe yanaşsa yanaşsa üçkağıtçılar yani üstüne yatacak olanlar yanaşır.

Her neyse konumuz bu değil. Biz, kendisine soru soran bir gazeteciye niye ve nasıl tokat attığını dile getirmek istiyoruz. Adam, bakan mı, külhan mı, ya da ne bileyim filmlerde zorba ağalardan söz edilir ya onlardan biri mi anlayamadık. Gazeteci kendisine soru sordu diye gazeteciye tokat atılır mı? Bu kadarla değil çevresindeki yalaka deyyuslara gazeteci dövdürülür mü? Burası gücü gücüne yetenlerin, zorbaların ülkesi mi?

Evet, sal bu yüzden Eşref Fakıbaba gibi adamlar yargı önüne çıkarılarak kendisine Hanya neymiş, Konya neymiş gösterilmeli. Adam utanma bilmiyor, arlanması hiç yok. Kalkmış aday sıralamasından memnun olmayanlara yanıt veriyor ve diyor ki; “çok bilmem neyimdeydi.”

Sonra bir de Urfa Ceylanpınar Belediye Başkanı Menderes Atilla var. Bu kişi de partisi AKP’ye oy vermeyecek olan işçileri tehdit ediyor. İşçiler kadrolu da olsa kapının önüne koyarım, benim ekmeğimi yiyenler başka yerlere oy veremez diyerek işçileri sürüm sürüm süründürmekten söz ederken yeminler ediyor. Öyle ya bu ülke kimi zorbalara teslim edilmiş, zorbalarda kendi aralarında ülkeyi paylaşıp işi götürüyorlar iyi mi? Bu davranışları rahat rahat dile getiren Hasan Şahin denilen zorbanın hiç mi hiç aklına hukukun mukukun geldiği yok. Yok, çünkü olmadığını kendisi de biliyor.

Meral Akşener Gaziantep’te miting yaptı. Miting alanına giderken baktı ki dört bir yana çöp arabaları çekilmiş. G. Antep Belediyesi sözüm ona bunu güvenlik tedbirleri için yapmışmış. Akşener ise Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’i eleştirdi. Bu çöp kamyonu hikayesi de bizde moda oldu hani. Ankara başta olmak üzere ne zaman bir miting olsa Ankara’nın önemli kavşaklarına çöp arabalarının çekildiğini görüyoruz. Öyle ya 15 Temmuz Fetöcü terör örgütüne karşı bu arabalar simge haline getirildiydi ya devam ettiriliyor.

Gaziantep mitinginde Akşener boynuna Gaziantep Kulübü’nün atkısını takmış. Bunun üzerine bu spor kulübünün Başkanı Hasan Şahin kalkmış şöyle diyor. “Gaziantepspor atkısını herkes takabilir teröristler hariç Fetöcü Meral Akşener bu atkıya seni kurban ederim.”

Nasıl beğendiniz mi Hasan Şahin’in sözlerini? Adamlar gemi iyice azıya almışlar. Devran kendi devranları ya hiç değişmeyecek sanıyorlar. Ama o Hasan Şahin var ya eğer Fetöcü görmek istiyorsa Fethullah Gülen’e “abiciğim, abiciğim” diye konuşan Fatma Şahin’in yanına gitmeli. Ama bunların bir önemi yok. Önemli olan bu kişilerin nasıl bu noktaya geldikleridir. Kimdir bunlara bu gücü veren? Prompter'de şaşan kişi olmasın?

Dedik ya hak hukuk bunlar için hak getire. Bingöl’de AKP seçim arabasından inerek bir çocuğun peşinden koşup tokadı yapıştırınca iki metre savuran zorbaya ne buyrulur? Acaba bu zorbadan harekete geçip oradaki bir savcı hesap sordu mu? Sormuyorsa niye sormaz?

Ankara Keçiören’de bir kadın AKP seçim arabasının önüne geçmiş. Ne olduğunu bile anlayamadan pata küte seçim arabasından inenler tarafından dövülüp yolun kenarına atılmış.

Dün Başbakan Yardımcısı hiçbir sözüne güvenilmez Fethullahçı yiğit, Bekir Bozdağ çıkmış seçim çalışmalarının demokratik bir ortam içinde geçtiğini söylüyor. Hilelerden, hile yasalarından geçtik. Konya’da Abdüllatif Şener’in de içinde bulunduğu CHP seçim otobüsüne zorbaların saldırısı ne anlama geliyor. AKP ve MHP’lilerin İyi Parti ve Saadet Partisi’nin seçim çalışması yapan üyelerine bu kaçıncı saldırıdır hiç mi gazete okumuyor, haber dinlemiyor da pişkin pişkin seçimlerin demokratik bir ortam içinde geçtiğini söyleyebiliyor Bekir Bozdağ.

Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş niye cezaevinde? Demokratik bir ortamda bir aday içerde hangi maksatla tutulabilir? Niye bırakılmıyor? İçerde olan biri için Recep Tayyip Erdoğan nasıl olur da salacağız öyle mi diye konuşabiliyor? Yargıç mı kendisi? HDP’nin seçim çalışmalarına saldırıların sayısını bilmiyoruz. Nerede bir HDP çalışması var, birkaç tane provokatör türüyor, ellerinde abuk subuk yazılmış bir dövizle “şehitler ölmez, vatan bölünmez” diyerek niye sataşıp duruyorlar? Dün akşam Bolu’da HDP afişlerini indirenler ve HDP binasına saldırı için toplananlar neyin nesiydi? Bunları demokrasinin dışa vuruş hali midir?

Özetle; seçimlerin demokratik bir ortam içinde geçtiği falan yok. Öyle olsa eğer yukarıda dile getirdiklerim olmaz. Bir de polis eşliğinde Recep Tayyip Erdoğan’ın geçeceği yerlerdeki CHP bayrakları ve Muharrem İnce’nin seçim afişleri toplanıp indirilmez.

Tamam, say say bitmez zorbalıklarla karşı karşıyayız ancak zorbalar 24 Haziran günü gidecekler. Bakalım o zaman aslan kesilen saldırganlar ve mevki sahipleri kuzu mu olacaklar kurt mu göreceğiz?

24 Haziran gecesi dip dalgası neymiş göreceksiniz. Herkese herkese yaptıklarınızın hesabı sizden hukuk önünde sorulacak.

Tıpkı Selahattin Demirtaş’ın söylediği gibi sakın ola AKP ve saraya güvenip de sonuçları ağır olacak suç işlemeye yeltenmeyin, bilmem yeterince açık oldu mu?