turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DİLİ TUTULMAK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

07 HAZİRAN 2018

İnsanın her zaman birbirine uymayan anları olabilir. Hiç kuşku yok ki bunun da pek çok nedeni söz konusudur. Ancak bazıları için durum değişiktir. Bu gibi durumlarda da insanlar değişik yorumlarda bulunabilirler haklarıdır da.

Recep Tayyip Erdoğan, Bingöl’de konuşuyor. Ancak Bingöllülere Bingöllüler diye değil de Diyarbakırlılar diye sesleniyor. Bakıyor oraya gelenlerde çıt yok bir daha, bir daha yineliyor sözlerini. Yine kalabalıktan bir ses çıkmayınca da kısa bir akıl muhakemesi yapıyor, “ne oldu bunlara acaba” diye. Oysa Bingöllülere bir şey olduğu yok, onlar ne söylerse Erdoğan’ı dinlemeye gelmişler. Ancak Diyarbakırlılar diye seslenince de nasıl karşılık vereceklerini bilemeyip susup kalmışlar.

Erdoğan bu kez de Zonguldak’ta konuşuyor. Bu kez Zonguldaklılara Adanalılar demiyor ama Zonguldak sözü bir türlü ağzından çıkmıyor çıkamıyor. Zong…deyip kalıyor.

Bu görüntüyü dikkate almak gerek. İki nedeni olabilir. Ya Erdoğan aşırı derecede yorgun ya da Muharrem İnce’nin karşısında yitireceğini kesinlikle anladığı ve kalabalıkların da yeterince moral verici olmadığını gördüğü için dili iki de bir dolaşıp duruyor. Muharrem İnce’nin deyişiyle İnce hastalığa tutulmuş gibi bir hali var.

Hani derler ya tünelin ucu göründü diye. Tünelin ucu da göründü, uzağı da. Neden derseniz AKP parti olarak tam anlamıyla panikte. Binali Yıldırım meydanlarda neredeyse sinek avlıyor. Bu yüzden de “cumhur ittifakı” tam bir panik halinde. Onlar da TBMM’de kesinlikle çoğunluğu sağlayamayacaklarından eminler. Umutsuzlar ama belki Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanlığını alır diye bir teselli arayışındalar. Çünkü kazanacaklarına dair ne meydanların bir işareti var ne de yaptırdıkları anketler yüreklerine su serpiyor. Bu yüzden de olmadık belalı şeyler düşündüklerini düşünmemek elde değil.

Biliyorsunuz; 7 Haziran seçimlerini yitiren AKP, Erdoğan’ın da oyunları ile hükümet kurulmasını engelledi. Sonra da 1 Kasım tarihinde seçimlerin yinelenmesi kararı alındı. Seçim tarihine kadar ülke içinde öyle bir şiddet ortamı başlatıldı ki, içerde ve dışarda arka arkaya operasyonlar yapılarak 1 Kasım seçimlerinde halkın iradesi zorla ve baskıyla değiştirildi ve AKP bu kez de seçimler %48,5 oyla kazanarak yeniden ülkenin başına bela oluverdi. 16 Nisan 2016 tarihinde anayasa değişikliği referandumu yapıldı referandum sonuçları ise işin içine YSK’da sokularak kazanıldı.

AKP ve saray iktidarı şimdi de aynı yönteme başvurmak üzere diyebiliriz ki hareket halinde. Afrin operasyonu görüldü ki ittifaka bir şey kazandırmadı. Onca kahramanlık palavraları AKP ve Erdoğan lehine sonucu değiştirmedi. Aksine ülkemiz insanları kendi yaşantılarından yola çıkarak ne duruma düştüklerini gördüler ve giderek iktidara destek azalmaya devam etti. İşin içine ağır ekonomik bunalımda girince AKP ve saray haritayı, pusulayı hepten şaşırdı. Gidişe bakarsanız 24 Haziran seçimlerini kazanma şansı neredeyse yok gibi. Bu yüzden de bu iktidara yeni bir başarı gerekmekte. Durum böyle olunca da Kandil’e harekât başlatmak iktidar için bir çıkış olabilir. Seçim öngününe kadar seçimi kazanamayacaklarına kesinlikle inanırlarsa hemen Kandil Harekâtını genişletip bir savaş ortamı yaratarak seçimi iptal etmek olasılıklar içindedir. Olmadı Kandil’de bir başarı sağlanırsa başarı rüzgârını da arkasına alarak iktidar seçimi yineleyebilir.

Bir önemli nokta da şudur. “Cumhur İttifakı” meclis çoğunluğunu kesinlikle yitireceğini iyi biliyor. Cumhurbaşkanı seçimlerini ise kazanabileceğine dair umutları biraz fazla. Bu yüzden de Sarayın danışmanı Mehmet Uçum TBMM’de seçimler kaybedilirse kazanana kadar seçim yapılacağı yönünde açıklama yapıyor. Öyle ya sanki bu ülke bunların babalarının çiftliği. İstedikleri gibi at oynatmalılar ki kendilerine karşı muhalefet eden herkesi sindirsinler.

Zaten iktidar salt dışarıya yönelik mesajlar vermiyor. İçerde de neler yapabileceklerini gösteren saldırılarda bulunuyorlar. Başta HDP’nin seçim stantları olmak üzere bütün öteki muhalefet partilerin seçim çalışmaları zorbalığa başvurularak engellenmek isteniyor. Bu nedenle hem AKP’nin hem de MHP’nin kışkırtıcıları işbaşında. Bu kışkırtıcıların koruyucuları da polisler oluyor çoğu zaman. Polislerin arkasına sığınarak gelen kimi ülkücü bozuntuları ve AKP’nin sivil saldırganları hemen her gün ülkenin dört bir yanında olaylar çıkarıyorlar.

Bu görüntü de gösteriyor ki Tarzanlar zor durumda.

Öyle ya seçimi yitirecekler ve saltanatları da sona erecek. Şu an demokrasi güçlerinin morali dinci, gerici ve faşist “cumhur ittifakı karşısında oldukça yüksek. Daha da yükseltmek gerekir ki seçimlerde hileye bile başvursalar bunlara kazanamayacaklarını iyice göstermeliyiz.

Bu yüzden de demokrasi güçlerinin bir tek oyu bile boşa gitmemelidir.