turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ŞAKA GİBİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

12 HAZİRAN 2018

Neymiş?

Kağıt üstünde öyle bir büyümüşüz ki Amerika’yı, Avrupa’yı geçmişiz. 7,4’lük bir büyüme hangi ülkeye nasip olur bizden başka? Açıklanan rakamı hem Recep Tayyip Erdoğan hem de Binali Yıldırım ele almış iktidarlarının neler başardığına dair övünüp duruyor.

Oysa bu uyduruk rakamın aksine gerçekler nedir? İster işçiye, ister köylüye, memura, esnafa, emekliye, orta halli ve hallice sanayici ve büyük sanayicilere sorun nasıl büyüdüğümüzü bir de onların ağzından duyalım bu büyümenin gerçekle bir ilişkisi varsa.

Emekliye soruyorsunuz büyümeyi, aldığınız yanıt çok açık. İşçi, köylü, memur, esnaf, küçük ve orta boy işletme sahipleri ve hatta büyük sanayiciler oturmuşlar ağlaşıyorlar. Eğer büyüme olduysa benim kazancım niye on kat, yirmi kat azaldı diye. Dolar vurgunu bütün kesimlerin sözü edilen büyümeye karşın durumları içler acısı. İşlerini döndürmeleri için hemen hiçbir çıkış yolları yok gibi. Faizler %17,5 olmuş. Bu koşullarda çarkı döndürmenin olanağı kalmamış. Borçlar akıl almaz rakamlara çıkmış. İktidar ekonomi çarkını döndürmek için yeni borçlar almanın peşinde. AKP ve saray iktidarının o çok övündüğü IMF’ye borçlarımızı sıfırladık lafı var ya böyle giderse ya yeniden IMF’nin kapısı çalınacak, ya da başka finans kuruluşlarına yüreğinizi ipotek ettirerek para almak gibi bir yolu seçeceksiniz.

Durumun parlak olmadığı ülke ekonomisinin iktidar tarafından çökertildiği ortadayken R. T. Erdoğan ve Binali Yıldırım’ın övünmeleri nasıl bir şeydir sizce? Bana sorarsanız; Erdoğan cumhurbaşkanlığını kazanırsa kıraathaneler açacağını söyledi de nasıl herkes tarafından tiye alındıysa gerçeklerle ilişkisi olmayan rakamlarla da övünüyor olması bunları bir o kadar gülünç duruma düşürdü.

Yeminle söylüyorum bunlar şaka gibiler. Ülke batmış, çıkmış umurlarında bile değil. Afrin Harekâtı”nın kendilerine çok büyük oy getirisi olacağını hesap eden “Cumhur İttifakı” buradan bir şey çıkmayınca Menbiç demeye başladılar. İyi, Menbiç’te orada zaten ABD olduğu için oraya girmek kolay değil. Bu nedenle de AKP ve saray iktidarı konuyu ABD ile uzlaşmakta aradı. İki kez bir araya gelindi ve bir süreç içinde sonucu belirsiz ama Türk Dışişleri’nce PYD’nin çekileceğini, yerel halktan yönetim oluşturulacağı yönünde Türkiye kamuoyunu kekleyen bir açıklama yapıldı. Yapıldı da bunun da seçimlerde AKP ve saraya kazandıracağı bir şey olmazdı ki. Bu yüzden de çok daha etkili kamuoyundan ses getirecek bir operasyon başlatılması yoluna gidildi.

Yine açıklamalardan öğrendiğimize göre; Kandil istikametinde 30 kilometre derinliğinde 300 kilometre kare toprak kontrol altına alındı. Sürekli olarak bölgenin savaş uçaklarınca bombalandığı duyuruldu. Nihayet dün Erdoğan Niğde mitinginde Kandile Harekât başladığı müjdesini verdi kalabalığa. Bu iş nereye kadar götürülür bilemeyiz ama bu harekâtın da altında yatan şey bilinmeli ki oy kaygısı ve eğer seçimlerde iktidar felaket bir sonuçla karşılaşacağını düşünürse Kandil harekâtını niye kullanmasın ki? İktidar şimdi bu olasılığı cepte tutuyor.

AKP ve saray iktidarı peşin peşin söylüyorum sağlığa zararlıdır. Son yaşananlar kamuoyunda büyük bir silkinişi beraberinde getirdiği için hiç kuşkunuz olmasın ki iktidar çok kaygılıdır. Hem bu iktidarın seçim yitirilirse ucunda ölüm yok ya deyip iktidarı bırakması eğer siyasi varlığını sürdürecekse muhalefette sürdürmesi de mümkün olmadığından seçimleri yitirmemek için her şeyi yapacağından kesinlikle emin olunmalıdır. Bugün ajanslara düşen ve Paris’te geçen bir olay bile bunun en canlı kanıtıdır. Bir yurttaş oy kullanmak için Paris Konsolosluğu’na gider. Kendisine verilen oy pusulası ile kabine girdiğinde görür ki oy pusulasında AKP’ye mühür basıldığını görür. Dışarı çıkar, ilgililere durumu anlatır, yurttaşa oy kullandırtılır kullandırtılmasına da olayın üzerine de fazla gidilmez ve münferit bir olaydır denilerek konu kapatılmaya çalışılır.

Şimdi bu olaya benzer kim bilir daha kaç olay söz konusudur. Birçok yurttaş eğer muhalefet partilerinden birisine oy verecekse oraya odaklanacağı oraya mühür basacağı için AKP’ye basılmış mührü görmeyebilir ve oyu geçersiz sayılır ve iptal edilir. Bu yüzden de muhalefet partilerine gidecek oylar iptal edileceği için AKP’ye verilecek oylarda bir değişiklik olmaz ve AKP oyları silmiş süpürmüş olur. Aynı yöntemin ülke içindeki sandıklarda da kullanılacağını unutmamak gerekir ve orada bulunan AKP karşıtı partilerin uyanık olması zorunluluğu vardır. Şimdi sorun anlaşılmıştır. Zarfların ve oy pusulalarının niye mühürlü olması gerektiği neden önemliymiş bilmem yeterince anlaşılmış mıdır çok da emin değilim. CHP başta olmak üzere seçime giren muhalefet partilerinin açıklamalarına bakılırsa bunlar önlenebilir. Bu konuda bir tek HDP düşüncelerini açıkça dile getirmekte ve bu şekildeki bir oy kullanımını eleştirmektedir.

Sonuç olarak; Hiçbir yurttaş iradesinin önüne geçecek olan oy hırsızlığına ve dümene razı gelmemelidir. Bunun için oy kullanılmasının önemi ne kadar büyükse oyların her aşamada kontrolü de bir o kadar önemlidir. Ayrıca bizler biliriz ki, ülke içinde sıkışan bütün gerici ve faşist iktidarlar savaşı bir çıkış olarak görürler ve sıkıştıklarında da savaşa başvurmaktan asla çekinmezler.

İşte bu yüzden Kandil Harekâtı bahane edilerek iktidarın seçim minderinden kaçma olasılığı da dikkate alınarak bu iktidarın bu tür Alicengiz yöntemleriyle de yönetmeye devam etmesine olanak verilmemelidir