turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NE DİYOR BUNLAR?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 HAZİRAN 2018

İktidar işi iyice azıttı. Herkesin gözünün önünde yaşanan olayları bile AKP ve saray iktidarı ne ediyor ediyor tersine çeviriyor.

Urfa’nın Suruç İlçesi'nde yaşanan ve 4 kişinin ölümüne çok sayıda kişinin de yaralanmasına neden olan bu olayda AKP zorbalığının işi nerelere vardırdığı çok açık. Yurttaşlara seçim propagandası yapmıyor neredeyse işi yurttaşları taciz derekesine vardırıyor. Bu yüzden de Suruç’ta ölüm ve yaralamalarla sonuçlanan olaylar yaşandı. Zaten duyarlı olan bu bölgede kışkırtma yöntemi sürekli hale getirildiği ve kışkırtıcı bir dil kullanıldığı için ister istemez böyle bir olay yaşandı. İyi tamam da, iktidar böyle durumlarda ortalığı sakinleştireceği, yurttaşlara soğukkanlılık önermesi gerekirken neden öyle yapmıyor da tam tersine toplumu ülke çapında galeyana getirecek açıklamalarda bulunuyor dersiniz? Hiç ortada net bilgiler bile yokken bir ülkenin en sorumlu koltuğunda oturan kişi çıkar da konuyu PKK saldırılarına taşır mı? Haydi, oradaki aşiretleşmiş AKP’liler yanlış bilgi verdiler diyelim, sorumluların gerçek bilgileri öğrenecek kanalları olmaz mı?

Olmuyor işte. Niye derseniz ülkenin güvenliğinden sorumlu kişiler yani emniyet güçleri de en az AKP’liler kadar politikleşmişler ve kamu görevi yaptıklarını çoktan unutup kendilerini AKP’nin yani bir siyasi partinin polisi sayar hale gelmişler. Haydi, bu kirli bilgilerle ayranı kabaranlar ileri geri söz ettiler sonra gerçeği öğrenince tansiyonu düşürmeleri gerekmez mi? Ne gezer, aksine bir iktidar düşünün ki şiddet işine gelir olmuş, şiddetin tırmandığı dönemlerde yurttaşların önemli bir bölümü korkuya ve kaygıya kapıldıkları için iktidarın yürü dediği yolda yürümeye başlıyorlar, bu yüzden de iktidar kışkırtıcılığı bırakacağı yerde çıkışı daha da körüklemekte buluyor.

Sizler, bu konu ile ilgili olarak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu dinlediniz mi? Neler söylüyor bu kişi Allah akına? O ne kışkırtıcılık, o ne kin ve düşmanlığı körükleme hevesi öyle? Neymiş efendim Suruç’taki olayların sorumlusu Muharrem İnce’ymiş. Sizin anlayacağınız olayla yakından uzaktan ilintileri olmayanlar hem PKK’lı, hem olayların planlayıcıları hem de hainler. Bu konu da bir tek AKP’liler suçlu değil. Sizin anlayacağınız onlar sütten çıkmış ak kaşıklar.

Oysa 16 yıllık AKP iktidarı izlediği politikalar nedeniyle toplumu cinnet noktasına getirmiş bulunuyorlar. Sürekli olarak dindar ve kindar nesil propagandası yapılması insanların gözlerini kan bürür hale getirdi. Ufacık bir kıvılcımla bile insanlar birbirlerini boğazlayabilirler. Böyle bir durumu sıradan insanlar bile görürken devletin sorumlu yerlerinde güç ve kudret sahibi konumundaki en tepedeki kişilerin hiç umurlarında bile değilmiş havasında seçim çalışmaları yapmaları nasıl açıklanabilir?

Önceki gün Sapanca’da bir köpek yavrusunun başına gelenler bütün Türkiye’yi ayağa kaldırınca Bahçeli’sinden Erdoğan’ına kadar herkes gözümüzün içine baka baka duyarlılık konuşmaları yapıyorlar. Gerçekleri bütün çıplaklığı ile ortadan olanlar bile hayvan hakları savunucusu kesildiler. Toplumu hemen her gün fiş tekleyerek dolduran bu kişiler nasıl olur da yaşananların kendi eserleri olduğunu bilmiyormuş havasında çıkıp karşımıza konuşurlar. Sizler bugüne kadar Recep Tayyip Erdoğan ve Bahçeli’nin ağzından şiddeti göklere çıkaran sözlerin dışında başka bir söz çıktığını duydunuz mu?

Yurttaşlar ülkenin her tarafında AKP’lilerin şerrinden illallah der hale gelmişler. Seçim propagandası amacıyla birçok kent ve kamu alanları AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’ın görselleri ile donatılı. Hatta kimi özel mülk alanlarında bile böylesi propaganda pankartları asılmış. Ömürlerinde AKP’li olmamış ve de asla olmayacak yurttaşlara soruyoruz niye izin veriyorsunuz bu pankartlara diye; yanıtları çok ilginç. Eğer izin vermeyip bu pankartları kaldırsak AKP belediyeleri veya devlet kuruluşu bir yolunu bulur gelir bize ceza yazar diyorlar. Her anlamda canlarından bezmiş olan yurttaşlar bile korkularından sesini çıkaramaz hale gelmişler. Kimi yerlerde AKP’nin şirret adamları oyunu kullanmak için gelen yurttaşları zorla kendi partilerine oy vermeleri için aleni çaba sarf etmelerine karşın engellenmedikleri, engellenemediklerini biliyoruz. Sonra da sandıkta bir de bakmışsınız ki irade değil, korku ile köşeye sıkıştırılmış yurttaşların raptı zapt altına alınmış ve AKP hanesine yazılan oyları çıkıyor. Dikkat ederseniz yazımın ta başından bu yana böyle demokrasi mi olur diye sormuyorum bile. Çünkü demokrasi namına ortada hiçbir şey yok.

Oysa Suruç olayı nesnel olarak kamuoyuna verilse, siyasiler gerçeği değiştirmek için kolları sıvamasalar, peşin peşin birilerini suçlayıp yargının önüne bir suçlu olarak atmamış olsalar belki de HDP’nin milletvekili adayı ve başka HDP’liler tutuklanmamış olacaktı.

Yargı bağımsız olsaydı, savcılar görevlerini büyük bir titizlikle yerine getirip katil ve saldırganları ortaya çıkarsalardı kötü mü olurdu?

AKP’liler daha ilk günden başlayarak olayı niye farklı noktalara çekip gerçeği karartmaya çalışıyorlar?

Yok, arkadaş yok, bu ülkeyi bir aşiret devleti gibi gören ve de ve de oy kaygısı ile ağalara beylere kapıyı açık tutan kim olursa olsun ülke düşmanıdır, halk düşmanıdır.

Suruç olayında AKP’nin aşiret üzerinden oy toplama direnci yaşadıklarımızın asıl nedenidir ve de aşiret düzeninden yarar umanlar bu olayın suçlularıdırlar o kadar…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA