turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YURTTAŞLIK VE SEÇİM

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

20 HAZİRAN 2018

Ne olduğu, hangi görevin başındadır bilinmeyen, eski “Hoca Efendi’ hayranı, şimdilerde Recep Tayyip Erdoğan için girmeyeceği boya olmayan Binali Yıldırım demiş ki 30 bin Suriyeli oy kullanacak.

Her şey ne kadar da tıkırında. Bir iktidar düşünün ki kendi yurttaşını adam yerine bile koymaz, ne oldukları belirsiz, emperyalistlerin kışkırtması ile Suriye merkezi iktidarına karşı çıkan ve de sıkıştıklarında Türkiye topraklarına kapağı atan insanlar oy kullanıp Türkiye’nin yazgısına imza atacaklar öyle mi? Eyy Binali Yıldırım senin açıkladığın 30 bin de, gerçek rakam nedir acaba söyler misin? Malum sizin iktidarınız döneminde ne hesap var ne kitap. Hem siz bu halka hesap vermek için iktidar olmadınız ki Suriyeliler ne zaman, nasıl, hangi ölçütlere göre yurttaş edilip oy kullanma hakkını almışlar bunu açıklayasınız değil mi?

İşiniz, gücünüz yalan dolan, hile hurda, olmadı saldırganlık. Sizler; kamu binası demiyorsunuz, cami hiç taktığınız yok. Gidip korkutarak özel mülklere bile afişler asıyor, başkalarının stantlarına, çadırlarına mitinglerine bile saldırmaktan çekince duymuyorsunuz. Öyle ya geçirmişsiniz devleti elinize, almışsınız devletin sopasını kim önünüze gelirse indiriyorsunuz başına. Meydanlarda partinizi temsil eden kişinin konuşmalarını düşünüyorum da diyecek bir şey bulamıyorum doğrusu.

AKP ve saray zihniyetinin sanat düşmanı olduğunu bu ülkede bilmeyen mi var. Bu yüzden Recep Tayyip Erdoğan kalkmış Muharrem İnce’yi eleştiriyor. Yok, dershane çalıştırırken emekli öğretmenlerin SSK primlerini yatırmamış da cezası ile birlikte yatırmış. Şiir kitabı yazmışmış da şiirleri müstehcenlik içeriyormuş. Bizim bu konuda fazla şey yazmamıza gerek yok. Yok çünkü Muharrem İnce gereken yanıtı vermiş bulunuyor. Hani Sayın Recep Tayyip Erdoğan; bunları söylüyorsunuz güzel de acaba niye duyacaklarınızı hesap ettiğiniz yok. İnce; öğretmenlerin SSK’larıyla ilgili cezası ile birlikte devlete ödedim dedi sustunuz. Eski defterleri karıştırma Sevim Tanürek nasıl öldürüldü diye sordu sizde yine tık yok. Eee peki kendi kalabalığınıza söylediğiniz sözleri sadece onların mı duyacağını düşünüyor da desteksiz verip veriştiriyorsunuz? Eğer devlet yöneten birisi olarak ağırlığı olan bir şey söyleyecekseniz şu Suriyelileri nasıl ve niye yurttaş ettiniz onu çıkıp bir anlatsanız ya bu ülkenin halkına. Ama yooo anlatamazsınız, anlatmaya kalksanız bile kimse anlatacaklarınızı doğrudur diye içine sindiremez.

Meydanlarınız boş kalmış. Küçük ortağınız Bahçeli mızıkçılık çıkarıyor. Her an bizim bildiğimiz Bahçeli “öküz öldü ortaklık bitti” diyebilir. Ekonomiyi bir türlü durağan hale bile getiremiyorsunuz. Ekonomi her geçen gün tepetaklak bir gidiş içinde. Türk Lirası günlük eriyor da neredeyse faizleri de günlük ayarlar hale gelmişsiniz. %19,12’ye çıkardığınız faizlerin orada duracağı bile meçhul. Öyle bir savurganlık içindesiniz ki israf yüzünden ülke battı batacak hale gelmiş. Bütün bunları göremeyen Recep Tayyip Erdoğan saray lüksü ve harcamalarıyla ilgili eleştirilere sözüm ona yanıt veriyor. Neymiş efendim; bir gün Rusya Devlet Başkanı oturdukları salona iyice bir baktıktan sonra eğilmiş Erdoğan’ın kulağına demiş ki; “bütün bu saray ihtişamı büyük devlet olmanın bir göstergesidir.” Bizimki de bu sözlere kanmış ki bunu bir televizyon programında anlatmakta bir sakınca görmüyor.

İşte bu kafa var ya bu kafa, kibirden midir neden bilinmez gözünün önündekini görmez de gider dalga bir söze kanıverir niyeyse. Bildiğiniz gibi Soma’da 301 madencimiz yaşamını yitirdi. Oradan çamur içinde çıkarılan bir işçimizi ambülansa koyduklarında o işçi ayağındaki ayakkabıları çıkarmaya çalışıyordu niye? Çünkü o şatafat nedir bilmediği için ambülansın içi çamur olup kirlenmesin istiyordu. İşte ülke bu haldeyken peri padişahlarının oturduğu her yeri som altından olan saraylarda otursanız ne yazar Sayın Erdoğan? 16 yıllık iktidarınızda burnunuz bulut çize çize söylemediğinizi bırakmamışsınız size eleştiri yönetenlere. Öyle kibirlisiniz öyle kibirlisiniz ki burnunuz düşse eğilip almayacaksınız. İşte o kibir yüzünden İnce’nin televizyonda tartışma daveti için “kabul edeyim de reytingi mi artsın” diyorsunuz. Anlaşılan yanınızda gezdirdiğiniz bostan korkulukları sizin reytinginizin hava programlarından bile düşük olduğunu size söylemiyor. Çevrenizdekileri öyle bir korkutmuşsunuz ki olumsuz bir şeyi size iletseler ayağınızın altına alıp çiğneyeceğinizden korkuyorlar.

Muharrem İnce’nin şiir kitabını eleştirirken kullandığınız sözcüklere gelelim isterseniz.

Şahsım adına onun kitabında (olsa ne yazar) ben hiçbir müstehcenlik bulamadım bulamadım da sizin çevrenizi doldurmuş olan tarikat ve cemaat mensuplarının din adına açıkladıkları cinsel ne varsa hepsinin bir sapıklık olduğunu dünya alem biliyor. Madem bu kadar duyarlısınız da niye kalkıp da onlara yönelik bir çift sözünüz yok?

Uzatmayalım Suriyelileri de getirseniz, kimilerine iki kez oy bile kullandırtsanız, hile yapıp mühürsüz oylarla oy hırsızlığı bile yapsanız bu kez kesinlikle partiniz de siz de yeniliyorsunuz.

Bu kez,

GÜNEŞ HAZİRAN’DAN DOĞUYOR VE ÜLKE 25 HAZİRAN SABAHI GÜZEL BİR AYDINLIĞA UYANIYOR.

BİLMEM SİZLER DE GÖREBİLİYOR MUSUNUZ?

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA