turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YALANCININ MUMU

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

21 HAZİRAN 2018

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar derler ya AKP’nin mumu da yatsıya kadar yandı yandı 24 Haziran günü ise sönecek!

Şu Urfa Suruç’ta yaşananlar oldu, bitti, unutuldu mu? Kimilerine göre öyle. Kimilerine göre ise yaşanan olayların ne acısı unutulur ne de Türkiye’yi bir zorbalık ortamına çevirmek isteyenlerin yapıp ettikleri. En önemlisi de nedir biliyor musunuz; devletin tepesinde görev yapan kişilerin nesnel davranışlarını yitirmiş olmaları.

Olayların yaşanmasının hemen arkasından bir açıklama yapan Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun söyledikleri hepimizi şaşırtmıştı değil mi? Onlara göre olayları PKK’lılar başlatmış ve yaralananlar ve ölenler olmuştu. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya göre ise bu olayların suçlusu Muharrem İnce’ydi. Çünkü muharrem İnce Edirne’de Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etmiş, bu ziyaretten ise PKK’lılar şımarmışlar ve böyle bir cinayeti işlemişlerdi.

Gerçi Şuruç’taki cinayetlerle ilgili ön otopsi raporları çıkmıştı çıkmasına da yine de olay halen savcılık soruşturmasında olduğu için konu ile ilgili şimdilik bir şeyler yazmak gerekmese de şunu söylemeden geçmek olmaz, olursa insani bir davranış sergilenmiş olmaz. Ön rapora göre yaşamını yitiren ve HDP’li oldukları söylenen baba ve 2 oğlu sayısız yara almışlardı. Baba Şenyaşar 14 yerinden kesici alet yarası, oğul Celal Şenyaşar’ın 6 yerinden çeşitli çapta silah yarası, Adil Şenyaşar’ın ise 17 yerinden farklı çapta silah yarası aldığı ortaya çıkmış bulunuyor.

Böylesi bir gerçek karşısında ilk açıklamalarında her şeyi tersyüz eden açıklamaları Türkiye nasıl kaldıracaktır acaba? Dün Urfa konuşmasında Recep Tayyip Erdoğan yaşamını yitiren herkes için başsağlığı ve taziye dileklerinde bulunmuş olması sizce gerçeği değiştirir mi? Açıklamalarının arkasından susan gerçekler ortaya çıktıktan sonra da tutumunu değiştirmeyeceğini düşündüğümüz İçişleri Bakanı Süleyman Soylu niçin koltuğunda oturur bir bilen var mıdır?

AKP ve saray iktidarının her anlamda pili bitmiştir. Öyle ki Türkiye kamuoyuna ne söylese kimseyi inandıramamaktadır. Neleri allayıp pullasa yine de oylarını arttıramamakta, AKP ve saray iktidarında ve onun küçük ortağı MHP’de tam bir panik havası yaşanmaktadır. Bu yüzden de bu partilerin milletvekili adayları da dahil, en tepedekilerine kadar ağızlarından öyle sözler duymaktayız ki şaşırıp kalmaktayız. Bir MHP’li milletvekili adayı güya kendisine Atatürkçü deniyormuş da ondan gocunmuş ve diyor ki, “herkes Bolu’da benim Kuran kurslarında yetiştiğimi bilir.” AKP Yalova milletvekili adayı bir kadın ise daha büyük çam deviriyor ve Yalova’ya Batı’dan ve Doğu’dan gelen göçmenlerin “ezik” olduğunu söylüyor ve aklınca bunun üzerinden prim toplamaya çalışıyor. Gerçi bu konuda Muharrem İnce kendisine; Bu ülkenin kurucusu da Selanikliydi diyerek yanıt verdi ya bunu bu kadının anlayacağını hiç sanmıyorum hiç.

El Bab, Afrin, Menbiç derken şimdi de Kandil operasyonu başlatılmış. Membiç masalı derseniz gerçekten bir acayip. Sorumlu siyasilerin söyledikleri başka sahada görev yapan Amerikalı komutanın söyledikleri başka. Oysa ne güzel sunulmuştu, Menbiç’ten PYD’lilerin çekileceği ve burasının statüsünün orada yaşayanlarla belirleneceği. Hem bizim askerlerimiz artık ABD’lilerle birlikte devriye gezmiyorlar mıydı?

Bütün bunlar Türkiye kamuoyunda küçücük bir yankı bulmadı. Kimse helal olsun şu AKP’ye neler başarıyor, Amerika’yı bile dize getirdi demedi. Demediği için de AKP’ye bu palavralarından dolayı bir oy akışı da gerçekleşmedi. Bu yüzden de daha büyük yalanlara gereksinim duyuldu ki bir Kandil’dir konuşulup durmakta. Erdoğan’da duracak değil ya Kandil operasyonu sırasında PKK’lıların üst düzey yöneticileri toplantıdayken “halledildi” açıklamasını Urfa’da deyiverdi. Deyiverdi de bu üst düzey yöneticiler kimlermiş ne kimsenin bildiği var ne de böyle bir olayın yaşanıp yaşanmadığının gerçek olup olmadığı.

Yani sizin anlayacağınız AKP ve saray iktidarına Kandil operasyonu da bir hayır getirmedi. Zaten ekonominin altından nasıl kalkacağına dair en küçük bir açıklaması yok. Faizler nasıl durdurulacak, Dolar’ın TL karşısında yükselişinin önü nasıl kesilecek, işsizliğe bir çare bulunacak mı, eğitim nasıl düzeltilecek, sağlık hizmetlerindeki talan ve ticarileştirmenin önü alınacak mı, cari açıkları kapatmanın bir yolu var mı, bitik tarım ayağa kaldırılacak mı yoksa dışalıma devam mı edilecek, ülke varlıkları toprağa gömülüp rant yolu ile vurgun mu vurulacak yoksa üretim yapan bir sanayimiz mi olacak, işçilerin, köylülerin, küçük esnafın, emeklilerin yaşam düzeyi yükseltilecek mi yoksa soymaya devam mı, dış politika yine emperyalizmin güdümünde barışın hiçe sayıldığı komşularımızla düşmanlaşılan bir yol mu izlenecek yoksa barış mı savunulacak? Uzatmayalım AKP ve saray iktidarının onunla birlikte “Cumhur İttifakı”nı oluşturanların dişe dokunur tek bir şeyleri var mı yok mu?

Yok!

Öyleyse 24 Haziran seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan yeniden cumhurbaşkanı olmak için “Cumhur İttifakı” ise TBMM’de çoğunluğu sağlamak için hangi yüzle bu ülkenin halkından oy isteyebilirler? İsteseler bile bu halk onlara oy verir mi? Vermez. Öyleyse ne olacak?

24 Haziran günü yurttaşlarımız sandığa gidecekler. Cumhurbaşkanlığı için Muharrem İnce’ye, milletvekili seçimlerinde ise Millet İttifakı’na oylarını vereceklerdir. Bu ittifaka vermeyenler ise oylarını HDP’ye verip TBMM’de de cumhur ittifakını azınlığa düşüreceklerdir.

Çünkü halkımız artık

GÜNEŞİN HAZİRAN’DAN DOĞDUĞUNU BİLİYOR.

ÇÜNKÜ HALKIMIZ 25 HAZİRAN SABAHI AYDINLIK BİR GÜNE UYANMAYA KİLİTLENMİŞ.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA