turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TÜRKİYE’Yİ NE KURTARIR?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

25 HAZİRAN 2018

Türkiye’yi neyin kurtaracağının yanıtını 24 Haziran seçimlerinde aldık. Ayrıca güneşin Haziran’dan doğmadığını da gördük. Bu yazıyı alınan sonuçlara bakarak tepem attığı için yazmıyorum. Bir sosyalist partinin Genel Başkanı olarak gerçeklere bir kez daha parmak basmak için yazıyorum.

AKP, 16 yıldır iktidardaydı neyi savunarak beklenilmeyen oy yüzdesine ulaştı? Ya da Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim çalışmaları boyunca söylediklerinin içeriğinde ne vardı ki bir kez daha %52,5’le seçilerek yeniden başkan oldu ve tek kişilik egemenliği tepe tepe kullanmak için bu oy oranına ulaştı? Sözü dolaştırmayalım; savundukları özetle; dinci, gerici faşist diktatörlükten öteye neyi içeriyordu? Doların başını alıp gitmesi, ülkenin borçlarının üçe, beşe katlanması, işsizlik oranlarının sürekli olarak artması, atanamayan öğretmenlerin sayısının milyona dayanması, eğitimin niteliğinin iyice düşürülerek dincileşmesi, ülkenin OHAL’le yönetilmesi, AKP ve MHP’lilerin dışında herkesin hain olarak görülmesi, kim iktidara muhalefet ederse hapsi boylaması, barış, demokrasi, çok mu bu ülkenin yurttaşlarının derdiydi acaba? Ya da niye derdi değildi dersiniz?

Açıklayalım; bizler zaten cumhur ittifakını oluşturanlardan bir şey beklemiyorduk, bekleyemezdik de. CHP’den ve HDP’den çok şey bekleyenlere gelince: seçim çalışmaları boyunca ağızlarından nasıl bir söz çıktı ki bir şeylerin değişebileceğini umduk? Seçim çalışmaları boyunca çalışmaları yakından izledik, konuşmaları mercek altına aldık, kim ya da kimlere mesaj verildiğini her fırsatta içimiz kan ağlaya ağlaya izledik.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı yarattığı popülist rüzgârın dışında kime ne söylemişti ki ektiğini biçsin. Bize göre bu söylemiyle çok bile oy aldı diyebiliriz. Öyle ya artık ülkede ne işçi vardı ne de emekçi, ne Türk vardı ne de kürt, ötekisi-berikisi öyle bir kaynaşmıştık ki hepimiz can ciğer kuzu sarmasıydık. CHP parti olarak nasıl bir çalışma yürüttü? Bize göre yürütmedi, AKP ve sarayın başarısızlığını bu kez başarıya çevireceğini umdu o kadar. Muharrem İnce meydan meydan koşar, bir rüzgâr da yakalamışken CHP bütün çalışmalarını tartışma salonlarına taşıdı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bu salonlarda sadece ve sadece esnafa, orta boy sermayedara ve de büyük sermaye kesimlerine seslendi. Koskoca ülkede kentler, ilçeler, köyler CHP’nin sesinin ulaşmadığı yerler olarak kaldı. Burada bir parantez açmama izin verin lütfen. Ülkemizde küçük esnaf var ya küçük esnaf; demokrasinin düşmanı, gericiliğin harman olduğu kesimlerdir ki bunların her biri hiç üretmeden kapılarından girecek müşterileri kazıklamaya ayarlı oldukları için her türlü ilerici girişimlerden korktukları gibi gerici ve faşizan düşüncelerin adeta kaynağıdırlar.

Uzatmayalım yüzünü sürekli sağa çevirmiş, oradan medet uman, onlarla bütünleşip kaynaşmak için olmadık boyalara giren politikalarıyla ülke bir CHP ile tanıştı ki işte bu CHP’den faşizme karşı ortak mücadele örgütlenemeyeceği gerçeği bir kez daha bütün çıplaklığı ile ortaya çıkmış oldu. Uzatmayalım CHP’ye umut besleyen bir tek kesim vardı ki o kesimler de büyük kentlerin işçi emekçi semtleri bile değil sadece ve sadece yaşam şekline karışılmasını istemeyen semtlerdi ki CHP’nin oy patlaması sadece ve sadece buralarda oldu. Geri kesimlerden oy gelmeyince de daha önceki seçimlerde oyları %26’yı bulan CHP vitesi geriye taktı ve oylarını %22’lere kadar düşürmüş oldu.

HDP’ye gelince; bu partiyi destekleyen kendilerine sosyalistim diyenler vardı. Bunlar milletvekili adayı olmayı başardılar ama ne HDP’den ne de bunlardan sosyalizm adına propagandanın P’si bile söz konusu olmadı. Liberal politikaların bayrağı olmanın ötesine bile geçilemedi. İşin daha da önemli yanı ise HDP bu kez Doğu ve Güneydoğu illerinde bile önemli oranda oy kaybına uğradı. Sınıfsal temeli olmayan soyut özgürlük sloganları ile HDP oylarını %11’in üzerine çıkarırken Selahattin Demirtaş bu oy yüzdesini bile tutturamadı.

Sonuç olarak daha seçimlere karar verilmesinin arkasından güç birliği konuşulmaya başlar başlamaz demokrasi güçlerinin faşizme karşı ortak mücadelesi de yere çakılmış oldu.

Bu yüzden de Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak bunlarla faşizme karşı mücadele yürütülemeyeceğini bir kez daha görüp yaşadık.

Sosyalizmi ağızlarına bile almayanların demokrasi konusunda samimi davranmayacaklarını üzülerek söylemem gerekir ki yeterince göremedik.

Bu yüzden de ne kendisini ülke kurucusu sayarak demokrasiyi kurtarmak ve faşizmin alt edilmesinde CHP’nin ciddi bir rol oynayabileceği konusunda yanıldık.

Öte yandan daha önce yüksek oy oranlarını tutturan HDP’nin ise oylarını AKP’ye kaptırdıklarının onlarda farkında oldukları için HDP’liler seçim propagandalarında sürekli olarak barajı geçemezsek şöyle kötü olur, böyle kötü olur diyerek kendilerini zar zor baraj üstüne attılar ama Veli Saçılık seçilebileceği yerden aday bile gösterilmedi. Onun yerine seçilebilecek yerlerden daha liberal sözüm ona solcu adaylar gösterilerek seçilmeleri sağlandı. Ve böylece AKP’nin 16 yıllık iktidarına 5 yıl daha eklenerek 21 yıla çıkarılmış oldu. Ki sağcı politikaların toplum mühendisliklerine helal olsun.

Ne diyelim; helal olsun helal olsun

(Not: Bu konuda yazımızı sürdüreceğiz.)

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA